Tekerlekli sandalyeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tekerlekli sandalyeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2024

Şile Engelliler Kampı'nda beş günlük bir macera...




22.07.2024 

Sabah saat 07:30'da uyandım, beş on dakika sonra annem geldi, saat 08:30 civarında ortanca kardeşim geldi ve saat 09:00'dan sonra annemle kardeşimle birlikte çantalarımızı alıp evden beraberce çıktık. Ben AKDEM'e tekerlekli sandalyemle onlar ise araba ile gittik. 

AKDEM binası içinde Şile Engelliler Kampı’na iki ailenin beklediğini gördük ve biz oraya vardıktan sonra da iki üç aile daha geldi. Saat tam 10:00'da otobüs geldi ve binadan çıkıp otobüse yönlendik ve eşyalarımızla beraber otobüse bindik. Otobüs, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şehir içinde kullandığı sarı otobüslerden idi, ben tekerlekli sandalyemle rampalı olan orta kapısından bindim, ama otobüs içinde benim için ayrılmış yere tam yanaşamadım çünkü 15 günlük tatile gider gibi iki üç bavulla gelmiş olanlar vardı ve bavullarını engelli için ayrılmış bölüme koymuşlardı. Başka bir tekerlekli sandalyeli gelince o bavullar mecburen o bölgeden biraz daha değişik bir yere taşındı ve o tekerlekli sandalyeli ile ben yerimize yarım yamalak yerleştik. Kimsesinde umursama yok, ne olur sanki o bize ayrılmış bölgeye dokunmasanız. 

Şile'ye yolculuğumuz 10:30 ile 12:00 arası sürdü, Şile ilçesinde Sofular köyü ve Alacalı’yı geçip saat tam 12:00’de Şile Engelliler Kampı önünde idik, hem de tam dört otobüs. Yaklaşık yirmi dakika civarı da orada bekledikten sonra kamp içine girebildik çünkü herkesin inip kayıt yaptırması ve oda numarası ile anahtarı alıp otobüsle tekrardan kamp içine dağılması gerekti. Ben çantalarımıza bakarken annem hemen dışarı çıktı ve benim kimliğimle işlem yaptırıp 56 numaralı odanın anahtarını alıp beş dakika sonra otobüse geri geldi. 

Dışarısı çok sıcak, klima yüzünden otobüsün içi serin idi...

Otobüs numaramıza yakın bir yerde bizi ve çevresindekileri indirdi, bizde hemen annem ile evimize girdik. Evimiz elli metrekare filan, bir artı bir iki odalı, klimalı, buzdolaplı, gardıroplu, sebil su cihazlı, televizyonlu, masası sandalyesi olan balkonlu, Amerikan mutfaklı birçok güzel bir ev. 

Bugün Pazartesi, iki gün önce geçen haftaki ziyaretçiler çıktığı için sebildeki su, yatak örtüleri yenilenmiş, her yer tertemiz yapılmış idi, tuvalet kağıdı ıslak mendil, havlu kağıt konulmuştu. Kampta bu evlerden 74 adet var, kamp içinde her yer ve ev içinde her yer tekerlekli sandalyeye ve görmeyenlere uygun. 

Kamp içinde araç yolu olsa da pek otomobile rastlamadım, bir otopark ve içinde araçlar var, sanırım o araçlar kamp çalışanlarına ait. 

Saat 12:00'de annem ile beraber kamp içinde bulunan bir binaya giderek öğle yemeğimizi yedik, ben bir masaya yanaştım annem ise yemeğimizi alıp masama yanıma geldi. Mercimek çorbası, döner, pilav ve ayran vardı. 


Saat 14:00'de bir salonda bilgilendirme (Brifing) toplantısı yapıldı, o toplantıya sürpriz bir isimle katıldım. O toplantıya bir saat önce karşılaştığım ve uzun yıllardır tanıdığım Adnan Saygılı ağabeyim ile katıldım. Güzel bir sunum yapıldı ve beraber o sunumu dinledik. Çok güzel bir brifing idi ve salonda yüz kişi filan vardı. Bu beş günlük tatilde ne var ne yok, ne nerede nasıl, ne zaman etkinlik var, hepsi tanıtıldı. Kamp süresince tüm imkanlardan haberdar edildik ve bunun yanı sıra şikayetlerde alınıp çözümleri için notlar alındı. 

Kampta aşırı kalabalık derecede tekerlekli sandalyeli var, yaşlı genç çocuk ve çoğu da benim gibi akülü tekerlekli sandalye kullanıyor. Bunun yanı sıra zihinsel faaliyeti yeterli olmayan çocuk ta çok. 


23.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda ikinci günüm ve her şey çok güzel, hem annem için hem benim için her şey yolunda. Dün akşam kamp içinde bizim eve yakın bir alanda bir etkinlik düzenlendi. Bu organizasyonda müzik eşliğinde herkesin eğlenmesi sağlandı. Bol bol oyun havası çalınıp katılımcıların güzelce eğlenmesi sağlandı. Karaoke yapıldı, Ankara havaları çalındı, Doğu havaları çalındı, Trakya havaları çalındı ve tüm herkesin meydanda oynaması sağlandı. 


24.07.2024

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; Şile Engelliler Kampında var olan ücretsiz ortak imkanlar.


- Ücretsiz WİFİ... 

- Sabah öğle akşam yemek ve 16:00 17:00 arası ara öğün var... 

- Kafeteryada sınırsız çay kahve var... 

- Kampta her evde sürekli sıcak su ve klima var... 

- Akülü tekerlekli sandalyem için portatif şarj istasyonları var... 

- Kampta her evde buzdolabı, TV ve her odada gömme gardırop var... 

- Kampta 24 saat hemşire ile sağlık hizmeti var, duruma göre hastaneye sevk yapılıyor... 

- Randevu ile kuaför hizmeti var... 

- El emeği kursları var… 

- Fitnes aerobik egzersiz salonu ve eğitmenleri var… 

- Kamp içinde gezine bileceğin bisiklet hizmeti var.. 

- Her evde odalarda tavanda, namaz kılanlar için Kıble yönünü gösteren işaretler var. 

- Hemen her gün profesyonel kişiler tarafından bilinçlendirme bilgilendirme seminerleri düzenleniyor.


25.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda saat 11:00'de toplantı salonunda bir seminere daha katıldım. Bu toplantının konusu; Engelli Yasal Hakları idi. Konuşmayı bir avukat yaptı ve bu sunumun tamamını ekranda yazı ve görüntü ile destekledi. Toplantı sonunda da ona ulaşılabilecek iletişim bilgileri verildi. 

Şile Engelliler Kampı’na geldikten birkaç gün sonra akünün performansı tamamen düştü. Evde gece sabaha kadar şarjını dolduruyorum, ama kamp içinde üç yüz beş yüz metre ilerledikten sonra akü birdenbire bitmeye başladı. Son aylarda aküde performans düşüşü vardı, her nedense buraya geldiğimde bun düşüş ikiye üçe katladı.  Bir gün içinde iki defa akü şarj etmeye başladım. İstanbul’a döner dönmez parasını bulup hemen aküyü yenilemem lazım. 


26.07.2024 

Bugün saat 11:00'de bir seminer daha yapıldı. Bugünkü konferans salonundaki seminerde 'İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK DAİRE BAŞKANLIĞI Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü tarafından görevli iki hanım kişi tarafından hem uyuşturucu alkol sigara ve teknoloji bağımlılığı anlatıldı. 

Şile Engelliler Kampı'nda odanın duvarları ve tavanları tertemiz çünkü odalarda sigara içmek yasak. Bu yasağa herkes uyuyor ki odada is kir leke koku yok. 

Adnan ağabey ile sohbet ederken bir ara bana; "Apo yarın eve dönüyoruz, inan ki burada parayla kalma imkanım olsa parasını verir burada on beş gün daha kalırdım", bende "sen merak etme ağabey aynı şeyi bende düşünüyorum" dedim. 

Bu kamp tam biz tekerlekli sandalyeliler için, keşke para vererek de kalabilsek burada. Çünkü tüm imkanlar biz engellilere göre uyarlanmış. Ne yerler var, bir sürü para saçarak rezillikler yaşadığımız; girişi, balkonu, tuvaleti, banyosu, mutfağı hiç uygun olmayan. Yine para saçarak yemek yiyemediğimiz, çay kahve içemediğimiz. 

Anneme, Adnan ağabey ile aramızda geçen bu konuşmayı anlattım ve annem bana dedi ki: "bir hafta yetmedi herhalde size" oldu. Annem her zaman ki gibi yanlış anlama ustası, hiç farkında değil buranın biz tekerlekli sandalyeliler ve tüm engeller için kusursuz olduğunun. 


27.07.2024

Saat 06:00'ya gelirken uyandım, bir daha da uyku tutmadı ve televizyonu açıp zaman geçirmeye başladım. Saat 08:00'e gelirken de annem geldi ve beni yataktan kaldırıp tekerlekli sandalyeme oturttu. Gerçi beş gündür aynısını yapıyoruz, bugün sadece biraz daha erken uyandım. 

İlk önce annem eşofmanımı giydirdi sonra lavobaya gidip elimi yüzümü yıkadım ve tişörtümü giyip evden çıktım. Doğrudan annem ile beraber kahvaltı salonuna gittim, o ikimize kahvaltı alırken bende masa seçip masaya yerleştim. Annem kahvaltıyı getirdikten sonra on beş dakika içinde yeme işlemini halledip evimize gittik. Annem kahvaltı öncesi eşyaları çantalara toplamıştı, bende her şeyimi kahvaltıya gitmeden çantamı toplamıştım. Lavabo tuvalet işimizi hallettik ve tekrardan her şeyi kontrol edip çantaları alıp kampın giriş kapısı önüne kadar gittik. 

Bir baktık orada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait beş altı otobüs vardı, her otobüsün camına nereye gideceği yazıyordu. Denildiği saat 10:00'da bizim otobüsün yolcuları tamamdı, ama diğer otobüslerin yolcuları tamamlanmadan yola çıkmadık. 

Saat tam 10:30'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait toplu taşıma otobüsleri Şile Engelliler Kampı'nın kapısından çıktı, Şile bölgesinin ormanlarını hep beraber aşıldı, otobana çıkınca ve sonrasında Beykoz'da İETT garajında mola verince otobüsler İstanbul’a dağıldı. 

Kamptan 10:30'da çıktık, saat tam 12:30'da kampa gitmek için bizi aldıkları yerde Zeytinburnu ZEYRAM önündeydik. Şile Engelliler Kampı'na giderken bir buçuk saatte gittik, Zeytinburnu'na geri dönerken iki saatte döndük. 

Engelliler arasında da çok yabani acımasız var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. 

Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli vardı, belli ki zihinsel bir sorunu var ve çok az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelliyi defalarca tersledi. O çocuk ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu. 

Şile Engelliler Kampı'nda o kadar rahat bir beş gün yaşadım ki; evime kendim girip çıktım hem de anahtarla kapıyı kilitleyip açarak. Amerikan mutfak olduğu için her işimi çok daha rahat şekilde kendim gördüm. Lavabo işlerim çok rahattı, el yüz yıkama veya diş fırçalama gibi. Annemle tuvalete klozete gidişim gelişim daha sorunsuzdu, neredeyse hiç sorun yaşamadım. Kafeteryada çay kahve alırken veya soğuk su gibi ihtiyacımda sebilden hep kendim hallettim, sadece içeceğimin masaya konulması konusunda birilerinden ricacı oldum. Kamp veya ev içerisinde tekerlekli sandalyemle hiç zorluk çekmeden her yere girip çıkıp kimseden yardım istemeden gezindim. 

Engelliler arasında da çok yabaniler acımasızlar var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. Ondan bir selamı eksik ediyorsun. Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli var, belli ki zihinsel bir sorunu var ve az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O kadar. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı, resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı vicdansız o tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelli çocuğu defalarca tersledi, ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu.  Bu çatışmalarına ne zaman şahit olsam; gözüm yaşardı. 


Giriş - çıkış kapısı


Evleri

Evleri 

Odamın anahtarı

Balkonu 

Öğle yemeği 

El beceri kursu 

Oyun salonun 

Dolunay 

Kümes 

Kamp Etkinlik Panosu


Üç boyutlu tablo 


Kuş yuvası, Lamba, Tablo 


Kafeterya; akülü tekerlekli sandalye şarj istasyonu 


Toplantı, Brifing, Seminer salonu 


Yemek salonu 


Evin içinden 


Üç boyutlu bisiklet tablosu 


Oyun salonundaki tablolar 


Tuvalet, dolap ve oda 


Salon; TV, gömme dolap ve Amerikan mutfak 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 


                                      Evin önü; 56 numara 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 



Yemekhane ve Kafeterya 


Yemekhane ve Kafeterya önünden

8 Şubat 2019

İletişim Başkanlığına engelliler için; Bir Fikrim Var...



Bugün 2019 yılının ilk günlerinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hayata geçirilmiş olan Bir Fikrim Var projesi için internet sayfalarına girip aşağıdaki dilekçemi ekledim. 


Sayın yetkili ben 43 yaşında bir tekerlekli sandalyeliyim... Yaşamımızda bir çok zorlukla sorunla sıkıntıyla mücadele ettiğimiz aşikar...  Bunun biz engellilerde farkındayız siz sağlıklılarda farkında. 

Ben engellilerin için yaşamını kolaylaştırmak için yazarak ve resimleyerek çaba gösteren bir öncü bir aktivistim… Zorluk, sorun ve sıkıntılar, geleceğe yansımasın diye çaba göstermekteyim.

Baktım üretilen projelere fikirlere destek veren bir oluşum var, bende sizlerden gerçekleştirilmesini umduğum bir fikrimi paylaşmak istedim. 

Sağlıklılar araçlarına bir şey olduğu zaman çekici çağırabiliyor veya bir sağlıklı hata yaptığında çekici gelip o aracı çekebiliyor. Veya araçlar istenilen yere ücreti verilerek getirilmesi sağlana bilir. 

Peki böyle bir olanak biz engelliler için düşünülemez mi? Bu tekerlekli sandalyeliler için hayata geçirilemez mi? 

Devletin veya belediyelerin, onlarca yüzlerce hatta binlerce tekerlekli sandalyeli engelli taşıyabilen aracı var. Bu araçlara bir tekerlekli sandalyeli engelli ihtiyaç duyduğunda telefon edip istediği adrese bu araçlardan gönderilemez mi? 

Bu gönderme sonucunda çıkacak masraf engelliye faturalandırabilir veya asansörde, trafikte, toplu taşımayla ulaşım imkanı sunulmayan bir rota olduğunda bu transfer ücretsiz yapılabilir.  












24 Ocak 2019

Ayrılıkçeşmesinde entegrasyon...

Sanırım bir süre Kadıköy'e Acıbadem’e Ahtapot Gönüllüleri Sosyal Dayanışma ve Sportif Faaliyetler Derneğinin öncelikli projesi olan MDM’ye gidemeyeceğim... Bunun sebebiyse Marmaray'ın Ayrılıkçeşmesi istasyonunda kırk gün boyunca yapılacak olan entegrasyon çalışması var. 

Aslında Marmaray trenleri Kazlıçeşme’den kalkıp Üsküdar’a kadar işleyecek, ama oradan sonra geri kalan mesafeyi sağlıklılar Üsküdar’dan Ayrılıkçeşmesi’ne bir otobüs hattı ile geçecek, hatta bu otobüsler her on beş dakikada bir ücretsiz olarak işleyecek. Ben Üsküdar’da inip Ayrılıkçeşmesi’ne kadar otobüsle gidebilir, oradan da her zaman yaptığım gibi Acıbadem’e derneğe MDM’ye geçebilirim. 

Bir tekerlekli sandalyeli olarak otobüs kullanmayı tercih etmiyorum, çünkü toplu taşıma ağının otobüsleri tekerlekli sandalyelilere uygun değil; bu otobüslerin şoförleri engellilere karşı umursamaz, bu otobüslerin durakları çok kötü, bu otobüslerin içi dar, rampaları dik ve rampalarının yüzeyleri kaygan. 

NOT: Bundan birkaç yıl önce Ataşehir'de bulunan Ülker Spor ve Etkinlik Salonuna gittiğimde, şoför beni kaldırımın dibinde indirmeye kalktı, “biraz açıl veya kaldırıma tam yanaş” dedim, ama “hayır” dedi ve tekerlekli sandalyeme zarar gördürerek araçtan yola inişimi yaptım. 2018 yılı başlarında Fikirtepe’den Kadıköy’e gittiğim otobüs beni meydanda rampadan yola yolun ortasında indirdi, yani şoför beni araç yolunda ikinci şeritte indirdi. 

27 Aralık 2018

Blog Milliyet belli ki sen yolunu seçmişsin...


Dün, Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonunun asansörü hakkında hem blog sayfam için hem de Blog Milliyet sitesindeki köşem için bir yazı yazdım. 

Bu yazımın içeriğinde toplu taşımalarda yetkililerin duyarsızlığından, umursamazlığından bahsettim. Özellikle Marmaray'ın Kazlıçeşme Ayrılıkçeşmesi istasyonlarında birer asansör bulunması eleştirdim. Yetkililerin hem vatandaşı hem de beni yani bir engelliyi dinlememelerinden bahsettim.

Kesinlikle ve kesinlikle hakaret etmedim, ama Blog Milliyet bu yazımı geri çevirdi. Bu geri çevirmeye neden olarak ise "cevap hakkı doğuracak olması" imiş. 

Biraz sinirlendim ve hemen Twitter'i açtım.  

"
@Milliyet_Blog Cevap hakkı doğuracak yazıları yayınlayamıyorsunuz... Anlıyorum sizi, hem de çok iyi anlıyorum. Sizde de engelli ile empati eksikliği var. Yazık.


Yazdım. 

Çünkü bir engelli olarak yaşadığım bir zorluğu sorunu birileri ile paylaşma imkanı bulmuşum ve bunu yaparken de saygılı olmuşum. Sorunu çözebilecek devlet büyüklerine söylendiğim için ve kendileri onlardan çekindiği için yazımı yayınlayamıyorlar. 

Blog Milliyet artık her şeye müdahale eder duruma geldi, sıkıldım ve artık en yakın zamanda bloglarında yazmayı bırakma kararı aldım. 

Zaten bu müdahaleleri bir kaç yıl önce başladıydı, en iyisi kendi bloğumda devam etmek. 

2 Kasım 2018

Sağlıklıya ÖTV indirimi var, ama engelliye yok...


Dört beş ay önceydi, ÖTV indirimi hakkı almak için tekerlekli sandalyemle beni oradan oraya koşturan devlet, başta ÖTV olmak üzere bugünlerde birçok kalemde vergi indirimine gitmeye başladı… Bu indirimi ülkenin girdiği ekonomik sıkıntıyı çözmek için ve 31 Mart günü yapılacak olan yerel seçim vaadi yatırımı olarak düşündüğü için yapıyor.

Dört ya da beş ay önce, iki ay boyunca ev ile iki hastane arasında altı yedi defa gidip geldim, dokuz on defa muayeneye girdim...  Sonunda aldığım raporda sol tarafım felç beynimde de hasar olduğu yazıyordu, ama bana “sen tertibatlı motorlu araç satın al, kullan” dendi. 

Hakkım olduğu halde bazı hak yiyiciler bana “sen ÖTV vergi indiriminden faydalanamazsın” dediler... 

Bugünse köşeye sıkışıldığı için ve ülkenin tüm kaynaklarını har vurup harman savurulduğu için şimdilerde taktılar konutta, otomobilde, beyaz eşyada ÖTV indirimine gidiyor.

Twitter ve Facebook; 
Otomobil içinde indirimler gelmeye başladı... İnsanımız ilgi gösterir mi? Bilemem. Çünkü o aracın vergisi sigortası yakıtı derken o para yine cepten çıkıyor.

Bir kaç ay önce yüzde seksen engelli raporum olduğum halde bana ÖTV indirimi yapmayan ve "sen tertibatlı motorlu araç al, kullanırsın" diyen devlet, ekonomik sıkıntıyı aşmak için ve seçim yatırımı olarak otomobil, konut, beyaz eşya gibi altı kalemde ÖTV indirimine gidiyor. :P 

Dört beş ay önce sağlık kuruluna girdiğim yazım için tıkla...

6 Ekim 2018

Artık sıktı ama...


Kadıköy’den eve dönmek için saat 19:30'da Marmaray Ayrılıkçeşmesi istasyonuna geldiğimde gördüm ki, raylı ulaşım ağında orta kattan Marmaray'a çıkan asansör bozuk. 


Çaresi yok, fazla beklemeden hemen küçük kardeşimi aradım "gel beni al" dedim... Çünkü o asansör bozulduğu an, benim Marmaray’ın Ayrlıkçeşmesi istasyonuna girmek için tüm yollarım kapanıyor. 

Bir çıkış yolu olsa hiç kardeşimi aramaz eve geri dönerdim, ama hiç bir çaresi yok eve dönmenin… 

Kardeşimi aradıktan sonra onu beklemeye koyuldum... Akülü tekerlekli sandalyemle sekiz yıldır sokaklardayım ve toplu taşımayı kullanmaktan şaşmıyorum. Şaşmıyorum, ama beni zorla özel araç kullanmaya itiyorlar. 

İstasyonda beklemek yerine çıkıp Nautilus alışveriş merkezi önüne gittim, on dakika sonra sıkıldım, birazda üşüdüm ve tekrar Ayrılıkçeşmesi istasyonu orta katına indim. İndim, ama orada tıklım tıklımdı, çünkü sağlıklıların asansöre ihtiyacı yok. 

Hem Ayrılıkçeşmesi metro istasyonundan hem de Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonundan gelip giden insan sirkülasyonu hiç durmuyor. Baktım olmuyor bu seferde istasyonun diğer tarafına geçiş yapıp başladım kardeşimi orada beklemeye. Bekliyorum ama cinler tepemde çünkü hem soğuk hem herkes yolculuğunu yapıyor, ama ben yapamıyorum. 

Kardeşimi beklerken sinirimi atmak için açtım sosyal medyayı, hem Facebook’dan hem Twitter’den ağzıma geleni yazmaya. 

Facebook ve Twitter; 
Sen beş yıl önce başkasına yaptırdığın Marmaray ulaşım ağına tek asansör koydurursan ve o asansör bozulursa biz tekerlekli sandalyeliler böyle göt gibi ortada kalır. #marmaray #ayrılıkçeşmesi #metroistanbul #kadikoy #ibb #ibbbeyazmasa #bimer #cimer 

Bir, kardeşim beni almaya geliyor, iki Marmaray çalışanları şimdi değil sağlıkları önceden uyaracaktınız "asansör kullanılamıyor" diye. 

Çünkü bıktım istasyondaki bu lanet olası asansörlerden... Devlet bana "hayır" dedi ama o istasyona rampa yapılacak başka yolu yok.

2 Ocak 2018

Üsküdar- Yamanevler metro ağı sürücüsüz metrosu...

2018 yılının ilk gününde Anadolu yakasında iki hafta önce açılışı yapılan  Üsküdar- Yamanevler metro ağını kullandım.

Tekerlekli sandalyeli arkadaşım Nafi ağabey ile Nautilus alışveriş merkezinde otururken birden bire karar verdik ve alışveriş merkezinde lavabo işlerimizi gördükten sonra yol çıktık. 

İlk önce Marmaray ile Üsküdar'a geçip orada hiç dışarı çıkmadan Üsküdar- Yamanevler metro ağına geçip sürücüsüz olarak ilerleyen araca bindik.

Araç son derece modern ve teknolojinin son imkanları kullanılmış bir metro… Aracın içi genişti, tekerlekli sandalyem manevra olarak çok rahattı.

Bu sürücüsüz aracın bir kötü yanı var; acele ile hizmete sokulduğu için daha tam olarak entegresi yapılmamış, araç içinde ses sistemi çalışmıyor, aracın içinde hangi istasyonda olduğunuzu gösteren bir ibare yok. Bunun yanı sıra araç ile istasyonun aralığı çok, yani yan gireceksiniz ki tekerlekli sandalyenizin tekeri boşluğa düşmesin.

Bu, M5 Üsküdar- Ümraniye metro hattı daha tam olarak istasyonları açılmamış durumda, toplam 16 istasyonu var, ama şu an sadece dokuz istasyonu hizmet veriyor. Açılışı yapılan bu birinci etapta Üsküdar, Fıstıkağacı, Bağlarbaşı, Altunizade, Kısıklı, Bulgurlu, Ümraniye, Çarşı ve Yamanevler istasyonları hizmet veriyor.

Metro Yamanevler'e giderken yokuş yukarı gidiyor, çünkü Üsküdar istasyonu rakım olarak denizin altında olduğundan sürekli tırmanış halinde.

Üsküdar ilk istasyon, biz son istasyona Yamanevler'e kadar gittik... Yamanevler'de Canpark Alışveriş ve Yaşam Merkezi alışveriş merkezine gittik. Orada ortam biraz daha farklı, dışarıdan bakınca baya büyük gözüküyor, ama alışveriş merkezi içi çok dar.

Alışveriş merkezi, yılbaşı tatili ve mevsimin kış olması nedeniyle çok kalabalıktı, birde bunun yanında mağazaların konumlandırılması saçmaydı ve asansör, merdiven, koridor, kolon kiriş gibi mimari yapısının da rastgele yerleştirilmiş olması benim gibi bir tekerlekli sandalyelide olumsuz biz etki bıraktı. 

18 Aralık 2017

Kaldırımın ortasındaki direk için Kadıköy belediyesine internetten dilekçe...

Sayın yetkili ben yaşamını tekerlekli sandalyesi ile idame ettiren bir engelliyim. Ev dışında sokaklarda caddelerde yapılarda benim gibiler için yaşamı kolaylaştırmaya çalışan bir bireyim. 

Aşağıda gördüğünüz resimde bulunan elektrik direği kaldırımın tam ortasında konumlandırıldığı için tekerlekli sandalyemle ne sağından nede solundan geçmem mümkün değil.

Burası Kadıköy belediyesi binanıza yaklaşık 400- 500 metre mesafede bulunan Sarayardı caddesi üzerinde ve ben bu rotayı her kullanışımda sırf bu direk yüzünden yaklaşık 100 metre boyunca araç yolu üzerinden park etmiş ve hareket halinde olan trafik yolunda yolculuk yapıyorum.

Sizden bir çözüm üretmenizi beklemekteyim, ya bu direği oradan kaldırmanızı ya da sağa doğru sola doğru çekmenizi istemekteyim. 

15 Kasım 2017

Asansörde sıkıştırdım...


14.11.2017
Bugün Olivium alışveriş merkezinde kabin önünde asansörün gelmesini beklerken elinde alışveriş poşetleri olan iki kadın benim yanımdan geçip benden önce gelen asansöre koşarak girdi.

Bende, tekerlekli sandalyemle beni umursamayan bu iki kadına inat onların ardından asansör kabini içine girdim... Ben tekerlekli sandalyemle içeri girince onlar iyice kenarlara sıkıştılar.

O kadınlar 1. katın düğmesine bastı, bende 2. katın düğmesine bastım.

Asansör 1. kata gelince kapı açıldı, bayanlardan biri zayıf olduğu için alışveriş poşetlerini zorlanarak havaya kaldırıp üzerimden geçirdi ve asansörden çıktı, ama ikinci bayan tekerlekli sandalyemi geçip çıkış yapamadı, çünkü kiloluydu.

Aslında muzır biri olmasam o ikinci kadına yol verebilirdim, ama inadına tekerlekli sandalyemi yerinden kımıldatmadım.

Asansörün kapısı kapandı, asansör ikinci kata çıktı, kapı açıldı ve ben geri geri çıkışımı yaptım... Ben çıkış yapınca asansörün kabin içi ferahladı ve ikinci kadında asansörde kalıp 1. kata tekrardan iniş yaptı.

Artık bundan sonra asansöre girmeden önce etrafa bir bakarlar, ondan sonra kabine giriş yaparlar.

14 Kasım 2017

Avrasya maratonunda Ahtapot gönüllüleri olarak 10k koştuk...

12.11.2017
Dün gece 02:00 civarı uyudum saat 05:00 gibi uyandım… Saat 06:45 gibi de kardeşim ve yeğenim Can ile evden çıkıp otomobille Çemberlitaş’a gittik ve sonra aracımızı oraya park edip tekerlekli sandalye ile Sultanahmet’te bulunan otobüse binmek için toplanma alanına gittik.

Sultanahmet’e vardığımızda hava hala karanlıktı, otobüslere binip 15 Temmuz şehitler köprüsü Anadolu yakası başlangıç noktasına gitmek için sırada bekleyen yüzlerce kişi vardı.

Saat 09:15 ila 09:45 arası başlangıcı yapılacak olan 42k 15k 10k koşuları için Sultanahmet meydanından otobüslerin kalkış saati 07:00 ile 07:30 arasıydı, ben ve kardeşimle ortanca kardeşimin oğlu Can saat tam 07:10’da oradaydık.

Ben tekerlekli sandalyede olduğum için önceliğim olduğundan hemen içi boş bir otobüsün orta kapısındaki rampasından içeri girdim. Otobüs içinde bana ayrılmış olan bölüme tekerlekli sandalyemi yanaştırdım, beklemeye başladıktan beş dakika sonrada otobüs yolcu alacağı noktaya yanaştı ve içerisi bir dakika içinde tıklım tıklım oldu, hemen yolculuğa başladık.

Sultanahmet’te hava karanlıktı, soğuktu ve yağmur yağıyordu ama yirmi dakika sonra köprüdeydik, hava aydınlanmıştı ve yağmur yoktu.

Vodafone 39. Avrasya koşusunda Ahtapot gönüllüleri olarak saat 09:30’da 10k koşusunda yer alacağız ve ben ilk defa bu koşuda yer alacağım. Yaklaşık üç ay önce gitme kararı verdiğim bu koşu için ben sadece banka hesabına 110- TL yatırdım o kadar, kostüm ve katılış için gerekli tüm işlemlerin tamamını Ahtapot gönüllüleri derneğinden arkadaşlar halletti.

Vodafone 39. Avrasya Maraton'una bu benim ilk katılışım, değişik sebeplerden gidemediğim bu koşuya bugün ilk defa gidebildim… Gittim ve “şimdiye kadar neden gitmedim ki?” Diye kendime sordum.

Nedeni çok basit… Sağlıklı biri istediği gibi hareket ettiğinde hazırlığını yapar ve istediği yere istediği saatte gider, ama bende öyle değil. Çünkü bizim gibiler sağlıklı olmadığı için işlerini görebilmek için birilerine bağlıdır. Giyinmek, yiyecek veya evden çıkmak vs vs.

Bugün koşuda yaşadıklarım beni çok mutlu etti… Tam 10 kilometre koştuk, bunun yanı sıra ben üç dört kilometre de tekerlekli sandalyemle fazladan yol gittim.

Koşu normalde iki saatte bitti, ama bizim Ahtapot gönüllüleri için yaklaşık iki buçuk saat sürdü, çünkü bir farkındalık sağlamak istiyorduk, projelerimizi tanıtmak istiyorduk… Niyetimiz insanların bizleri tanımasını fark etmesini sağlamaktı.

Biz bu farkındalığı fazlasıyla başardık, gözler ve kameralar hep bizim üzerimizdeydi… Yanımıza gelip hedefimizi amacımızı projelerimizi soran o kadar çok kişi oldu ki, bizi bile şaşırttılar.

Ahtapot gönüllüleri üyelerinin tamamı sportif insanlardan oluşur, ama bu koşuda bizlerin yer almasının asıl amacı MDM, yani Malzeme Değerlendirme Merkezi projemizi hayata geçirebilmek için bağış toplamak… Yaklaşık bir haftadır yapılan çalışmalarla “Maratonda koşacağız projemizin hayata geçirmek için bağış toplayacağız” demiştik ve projemiz için para toplamıştık.

Maraton’da 55 kişi yerimizi aldık ve sözümüzü tuttuk… Hem Maraton’da yer alan herkese kendimizi gösterdik “farkındalık için buradayız, projelerimiz için buradayız” dedik, hem de neredeyse tüm kanalların haber bültenlerinde haber olduk.

Biz Ahtapot’un sekiz kolu gibi belimize taktığımız üzerinde yeşil mavi sekiz adet kol bulunan bir kemerimizle katıldık… Koşu bizimle çok daha renkli oldu, çok daha eğlenceliydi ve o ortamda bir karnaval havası vardı.

Tabi ki bu bir spor organizasyonu, son derecede ciddi koşulan 42 kilometre koşusu var, ama birde bu koşuya farkındalık için katılan dernek ve STK’lar var, köprüde kahvaltı yapmak isteyende var, sadece resim çekilmek için orada olanda vardı.

Bu yıl ki koşu diğer yıllara nazaran daha çok renkliydi, bu kadar büyük bir kalabalık arasında dernek ve sivil toplum örgütleri, farkındalıklar için oradaydı. 

NOT: Türkiye Omurilik Derneğinde ve Sen-De-Gel sivil toplum örgütünde insan kaynakları danışmanı olan Nilay Taşçıoğlu adlı güzel arkadaşım, göremeyen Faruk Demir'e refakat ederek beraber Avrasya maratonu'nda 10k koştu.... Kendisini bu düşünceli hareketi nedeniyle kutluyor, alkışlıyorum.

5 Kasım 2017

39. Vodafone Avrasya maratonunda tekerlekli sandalyemle koşacağım...

Ahtapot gönüllüleri olarak 12 Kasım Pazar günü 39. Vodafone Avrasya maratonunda 77 arkadaşımla beraber bende yerimi alıyorum...  Derneğimizin öncelikli projesi olan MDM (Malzeme Değerlendirme Merkezi) için tekerlekli sandalyemle bende koşuyorum ve desteğini almak için bağışını bekliyorum.

http://bagis.ahtapotgonulluleri.org/








13 Ekim 2017

14. Yöresel günler etkinliğine giderken...

Dün akşam geceye doğru ilerlerken saat 22:30 civarı Zeytinburnu kültür merkezinin meydanında kurulmuş olan geleneksel hale getirilmiş 14. Yöresel günler etkinliğine gittim ve yarım saat boyunca orada zaman geçirdim.

Meydan’da 15 civarı stant vardı, on beşi de değişik illerden gelen ürünlerini tanıtıyordu… Bunun yanı sıra büyükçe bir ekranda iller ve meşhur olduğu ürünler yayınlanıyordu.

O etkinlikte daha çok zaman geçirmek isterdim, ama hava soğuktu ve ben ince giyinmiştim… Niyetim yarım saat kadar zaman geçirmek olduğu için üzerimi sıkı değildi, çünkü o bölge çok rüzgar alıyor ve durulmuyor.

Yöresel günler etkinliğinin yapıldığı meydana geçiş yaparken belediyenin zabıta ekibinde bulunan birkaç görevli arkadaş hemen trafiği kesti ve benim tekerlekli sandalyemle karşıya güvenle geçmemi sağladılar ve bende etkinlik alanına giriş yaptım.

O bölgedeki trafik ve yol düzeni, Kaymakamlık binası ve Kültür merkezi binası olmasına rağmen biraz karışık.

Çok yakında o bölgenin de adam gibi bir düzende işlemesi için yetkililere dilekçe vereceğim, çünkü o daracık bölgeye park eden araçlar, saçma sapan yol ayrımları ve birde yetersiz tabelalar yayanın da aklını karıştırıyor sürücünün de.

Hemen birkaç dakika öncesindeyse çok çok tehlikeli bir an yaşadım, daha doğrusu bir arkadaşım yaşadı…

Etkinlik alanına geçiş yapacağım sırada Zafer Barış adlı bir arkadaşım omzuma dokunup selam verdi, bende onu görünce tekerlekli sandalyemi kaldırıma biraz daha yanaştırıp onunla sohbete başladım.

Oradan buradan sohbete başlamıştık ki, bir araç hızla geri geri gelmeye başladı, ben aracı görüyorum ama arkadaşımın sırtı dönük göremiyor.

Baktım aracın yavaşlamaya veya durmaya niyeti yok, elimle işaret edip “araba” diye bağırmam ile arkadaşım aracın arka camına anında hızlıca öyle bir tokat attı ki neredeyse camı kıracaktı… Arkadaşım alkollüydü ama sarhoş değildi, o halde olup o kadar hızlı tepki vermesi beni çok şaşırttı.

Arkadaşımın cama vurmasıyla o araç anında durdu, eğer durmasa arkadaşıma vurup bir metre ötede duran başka araca onu sıkıştırır ayağını bacağını kırardı,  ömür boyu sakat kalmasına bile neden olabilirdi.

Arkadaşımla ben aracın sürücüsüne çıkışsak da belli ki umursamazın teki, söylendik bağırdık el kol kaldırdık ama hala umursamazlığı devam etti ve sonunda “pardon” dedi suçunu kabul etti çekti gitti.

İnsanımıza ne oldu böyle, nasıl böyle oldu, niçin bu kadar dikkatsiz umursamaz. 

NOT: Bu Geleneksel günler etkinliği her yıl biraz daha benliğini kaybediyor, her yıl biraz daha ziyaretçi sayısı düşüyor… Bunun başlıca nedeni gelenekçi değil çok fazla yenilikçi olunması. Sonuçta adı Geleneksel günler ve ortaya geleneksel bir şeyler konulması gerekli, katılımı sağlanan illerin örf adet gelenek gibi maneviyata daha çok önem vermesi gerekli. Bu etkinliğe katılan tüm iller maddiyatı düşünüyor maneviyatı değil, çünkü bu etkinlik için belediye katılımcılardan kira alıyor.

11 Eylül 2017

Bahçelievler devlet hastanesine giderken...

Bugün Bahçelievler devlet hastanesinde Fizik tedavi bölümünde tedavi görmekte olan halama bir saatlik bir ziyaretim oldu… Halam bir ay önce bir inme geçirdi ve sol tarafı felç oldu.


Hastane Bahçelievler diye geçiyor, ama hastane binası Mahmutbey Kocasinan'da ve o kadar şehir içinde ki hastaneyi bulana kadar “ak ile kara seçtim".

Ben pes etmeyen biri olduğumdan ne yaptım ne ettim hastaneyi buldum…

Hastaneye Ataköy Şirinevler metro istasyonunun rotasını izleyerek gittim… İlk önce Marmaray ile Yenikapı’ya oradan da Havaalanı metrosuyla Ataköy Şirinevler istasyonuna kadar yol aldım.

Ataköy Şirinevler’de metrodan indikten sonra üst geçidin Ataköy tarafındaki asansörü değil Şirinevler tarafındaki asansörü kullanarak Mahmutbey’e doğru yol aldım.

Hastaneye gideceğim rotaya iyi ki dün akşamdan cep telefonuma bakmışım ve gideceğim rotayı aklıma kaydetmişim.

Şirinevler’e asansörle geçiş yaptıktan sonra insan kalabalığının arasından sıyrılıp biraz daha sakin sokaklara geçip hastaneye doğru ilerlemeye başladım. Gideceğim mesafeyi biraz uzatsam da sessiz sakin bir ortamda ilerlemek en iyisi.

Şirinevler engeller bakımından o kadar kötü durumdaki, ne doğru dürüst kaldırımı var nede kaldırımlarının rampası… Hastaneye giderken yolculuğumun neredeyse tamamını araç trafiği yolu kenarından yaptım.

Ben özel araç kullanmayan tekerlekli sandalyeli bir engelliyim, işlerimi toplu taşıma araçlarını kullanarak hallediyorum… Özel araçla işlerimi görmek demek; trafikte yer işgali yapıp sıkışmaya neden olmak ve boşuna zaman kaybı demek, boşuna yakıt masrafı demek ve o yakıtla havayı kirletmek demek.

Bunun yanı sıra toplu taşıma araçlarında insanlara “tekerlekli sandalyemle bende buradayım”, “işlerimi kendim görüyorum” demek istiyorum. Toplum içinde ne kadar çok gözükürsem, hem onlar engellilere alışır hem ben topluma alışırım.

Bunun yanı sıra; bir engelli olarak işlerimi görmek bana haz veriyor.

Bilmiyorum, ama fizik tedaviyi o kadar şehir içine sıkıştırmışlar ki, o kadar ücra bir yere almışlar ki, bir an önce oradan ayrılması hayırlısı olur. Fizik tedavi bölümü bir beton yığını içinde, bir beton yığınına bakıyor ve çevresinde hiç yeşillik yok.

Devlet hastanesi orada olabilir, ama fizik tedavi bölümü o hastaneye hiç yakışmıyor.

Fizik tedavi bölümünün Bahçelievler devlet hastanesinden tekrardan eski yerine geri döneceği söyleniyor, ama ben öyle bir şey olacağını sanmıyorum. Çünkü E- 5 karayolu kenarında bulunan yer çok çok değerli hem de çokkkkkkk.

“Fizik tedavi” farklı bir şifa yöntemi, “moral” ön planda ve iyileşme sürecini olumlu etkiliyor… Bu süreç en fazla iki ay ile sınırlı oluyor, hastanede doğru düzgün düzenli bir şekilde tedavi görüyor eve taburcu oluyorsunuz ve tedaviye kendi imkanlarınızla devam ediyorsunuz.

Eve taburcu olduktan sonra tüm her şey sizin elinizde, ister hastanede gördüğünüz tedaviyi evde uygulamaya devam eder sağlığınıza kavuşursunuz isterseniz boş verip yatağa yatar başkalarının bakımına mecbur olursunuz. 

Ben bir tekerlekli sandalyeli olarak sorun zorlukları aşarak onun yanına gidip bir saate yakın bolca konuşup tecrübelerimi anlatıp moralimi verdim ve geri geldim. 

Halamla sohbetim sırasında öğrendim ki, tedavisini 2004- 2005- 2007 yıllarında 70. Yıl fizik tedavi hastanesinde tedavimde bana yardımcı olan sağlıkçılar yapıyor… Bana defalarca tedavi uygulamış olan uzman fizyoterapist Ercan Varzikoğlu halama da tedavi uygulamakta, baş hemşire Güller hanımda oradaymış. 
İmkan olurda halamı tekrar ziyarete gidersem sabah saatlerinde orada olmayı tercih etmem gerekli ki, Ercan beyi ve Güller hanımı görebileyim.

Bugün hastaneye giderken bir arkadaş, tepe lambası yanan ve sireni ile ortalığı ayağa kaldıran bir ambulansı sağdan solladı ve yanımda geçip gitti.

1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...