cimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cimer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2024

Üç trafik canavarlığını yer ve zaman bildirerek CİMER'e şikayet ettim...

Aşağıdaki metni bu sabah doğrudan CİMER’e gönderdim, çünkü sorunlara doğrudan müdahale edecek ve sözü tek dinlenilen kurum Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi. Dilekçemin içeriğine EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ kurumunu seçerek doğrudan muhatabı seçtim.  

 

Sayın yetkili

Ben yüzde 79 engelli raporu bulunan bir tekerlekli sandalyeliyim, İstanbul Zeytinburnu'nda ikamet etmem dolayısıyle de sürekli Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonunu kullanarak yolculuk yapıyorum. Bu yüzden sürekli İstanbul Zeytinburnu Muammer Aksoy caddesini kullanıyorum.

 

Size sürekli kullandığım ve sorun yaşadığım bir trafik canavarlığını bildirmek istiyorum, artık son günlerde iyice zıvanadan çıkmış bu sorunu, size yer ve zaman bildirerek şikayetçi olmak istiyorum. Lütfen müdahale edin veya ettirin, sonrasında da yaptığınız işlemi lütfen bana bildirin.

 

31.07.2024 günü saat 14:30'da üç araç, 2.07:2024 günü saat 17:00'de bir araç ve son olarak dün akşam 18.08.2024 saat 23:07'de bir araç İstanbul; Zeytinburnu; Muammer Aksoy caddesi üzerinde bulunan Süleymaniye Kadın Çocuk hastanesi önündeki trafik ışığından karşı tarafa geçmeye çalışırken Yedikule tarafından gelip kırmızı ışığı umursamayan araçlar tarafından hayatım tehlikeye uğradı, beni ezecek derecede ve sözlü olarak tacizlere maruz kaldım.

 

Tüm bu araçlar beni tekerlekli sandalyede gördüğü halde ne yavaşladılar nede durdular, dün geceki yaşadığım sonrası, bundan sonra elime taş alıp kırmızı ışıkta geçen beni ezmeye çalışan araçlara atacağım çünkü canımı korumak zorundayım.

 

Sizden ricamdır; kural tanımaz bu trafik canavarlarını uyarmanız, yoksa çok yakında o trafik ışığında büyük bir sorun çıkacak.

 

Son bir ay içinde bu trafik canavarlığı o kadar çok canımı yaktı ki, artık dayanamıyorum. Bu durum çok canımı sıkıyor, çünkü yer aynı ve kişiler farklı olmasına rağmen tüm sürücüler umursamaz. 

 



23 Temmuz 2022

Surp pırgiç işgal Twitter sonrası CİMER'e de...



Dün saat 18:00’de tekrardan sorun yaşayınca Twitter hesabımdan aşağıdaki metni yedi parça halinde göndermiştim, bugün saat 11:24'de CİMER’e de gönderdim.


Sayın yetkili resimdeki araç yolunu işgal etmiş bu alan, hem araç yolunu daraltıyor kazalara neden oluyor, hem yaya geçidini işgal edip yayanın kaldırıma geçişini engelliyor. Bu işgalin kaldırılması sizden ricamdır. 

Bir tekerlekli sandalyeli olarak bölgedeki kaldırıma ulaşmak için yaşadığım sorun ve zorlukları çekmiş olduğum aşağıdaki videoda göre bilirsiniz, ne zaman o bölgeden geçsem aynı sorunu yaşıyorum ve bunu sadece ben yaşamıyorum. 

https://youtu.be/OdaRSqvOyck 

31.07.2019 saat 16:30'da tekerlekli sandalyemle bu yaya geçidinden karşıya geçiş yaptığım sırada araçların sıkıştırması nedeniyle o yeşil alanın betonuna çarptım ve tekerlekli sandalyemin ayaklığını kırdım. Bölgedeki kameraları izlediğinizde görebilirsiniz. 

Bu yaya geçidinden Surp Pırgiç Ermeni hastanesine veyahut Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonuna gitmek için kaldırıma geçmek istenildiğinde araç aralarında kalıyorsun, çünkü o yeşil alan yolu daraltıyor ve kaldırıma ulaşmayı engelliyor. 

Bu yol üzerinde ilerleyen motorlu araçlar, o yeşil alanın yolu daraltması nedeniyle karşı şeride geçiyor kazalara neden oluyor. Bazen yayanın bile sağlığından olduğu anlar bile oluyor. Bölgedeki kameralardan veya tutulmuş kaza tutanaklarından kontrol edebilirsiniz. 

Bölgedeki diğer engel ve işgaller belediyenin (@zeytinburnubld) çözüm merkezi ile paylaşılmıştır ve kaldırılmıştır, ama bu işgal için herhangi bir işlem yapılamamıştır Zeytinburnu belediyesi ile görüşüp onay alabilirsiniz. 

Her defasında olduğu gibi 22.07.2022 saat 17:55’de tehlikeler atlatarak ve yine araçlar arasında kalarak geçişimi tamamladım. Bölgedeki kameralardan durumu kontrol edebilirsiniz. 


Tekrardan canım yanmadan veya canlar yanmadan, canım burnuma geldiği için araç yolundaki bu işgali ilgili olabilecek CİMER dahil neredeyse tüm kurumlara şikayet etmiş oldum. 




11 Nisan 2022

Bakım maaşı için Cimer'e...


Aşağıdaki metni CİMER’e gönderdim. Göndermiş olduğum bu başvurumu Danimarka’da yaşayan Zeynel amcanın kızı Beyhan ablayla beraber hazırladık. Ben kaba taslak olarak bir metin hazırladım, Beyhan ablaya gönderdim, o da düzeltmeler yapıp bana gönderdi. 

"

Sayın yetkili ben 26 yıldır annesinin bakımına muhtaç yaşayan yüzde 79 engelli Abdullah Ünal (46). 

2008 yılında TBMM tarafından bakıma muhtaç engellisine bakana 'Bakım maaşı' adı altında destek verilmeye başlandı. Kanunun çıktığı günlerde başvuru yapmıştık, ama o yıllarda Zeytinburnu sosyal hizmet görevlileri tarafından yapılan araştırmalar sonrasında evin geliri otuz Türk Lirası (30- TL) fazla çıktığından annemin bu maaşı alamayacağı sonucuna varıldı. 

Hatta 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Zeytinburnu kaymakamlığına evimizin gelirinin bilerek yüksek çıkartıldığını belirttiğim bir dilekçeyle savcılığa başvurum söz konusu oldu, ama bu girişimim savcıya ulaşamadan savcılık kapısı önünde bir görevli tarafından dilekçem okunarak engellendi. 

Şu an sizden istediğim, 2008 yılından bu yana kanunen hakkım olan bakım maaşının hangi gerekçe ile bana ödenmediğinin araştırılması ve eğer kanun kapsamında ise bu maaşın tarafıma bağlanmasıdır. Kendi devletimi mahkemeye vermeme adına bu başvuruyu yapıyorum. Gerekirse haklarımı günlük yasal faizi ile alma yolunda kanuni yollarla da arayacağım belirtmek isterim. 


3.06.2022 

10 Nisan günü 2022 tarihinde CİMER’e Bakım maaşı konusunda durumumun tekrardan araştırılması için bir başvurum olmuştu, çünkü 2008 yılında Bakım maaşı kanunlaştığı günlerde başvurumda evin geliri 30- TL yüksek olduğu için başvurum ret edilmişti. 

Engellisine bakan kişiye verilen bu maaş; iki üç evi, lüks arabası, iş yeri olan bir çok AKP MHP üyesi olan Bakım maaşını alabiliyor.  

Neredeyse üç ay önce CİMER’e bu başvurum sonrası bugün saat 11:40’da kapımıza bir hanımefendi geldi, annem gelip tamamen kendisinin bakımına bağlı yüzde 80 engel raporu olan tekerlekli sandalyeli beni kapı önüne hanımefendinin karşısına getirdi ve onunla görüşmeye başladım. 

Aile ve sosyal hizmetler bakanlığı tarafından yönlendirilen bu hanımefendi CİMER’e başvurum hakkında bana bilgi verip ne yapacağım konusunda beni yönlendirdi. Bana; şu anda evde dört kişi yaşadığını, babamın işçi emeklisi olduğunu ve aldığı maaşı söyledi, benim malulen emekli olduğumu ve aldığım maaşı söyledi, bizimle yaşayan kardeşimin asgari ücretli olduğunu ve aldığı maaşı tek tek belirtti. Hatta bunları, ondan önce ben söyledin, çünkü okuduğu kağıtta ne yazdığının farkındayım. 

Sonra hesap makinesiyle rakamları hesapladı: “evin gelirinin 12.000- TL küsur olduğunu, bunu evde yaşayan dört kişiye böldüğünde de kişi başına 3.150- TL düştüğünü, Bakım maaşı alabilmek için bu rakamın 2835- TL olması gerektiğini” söyledi. 

Bu sebeple de kişi başına gelirin 2835- TL’ye düşürülmesi için bir şeyler yapılması gerektiğini, mesela asgari ücretli kardeşimin evden ayrılması olabileceğini” söyledi. Eğer bunlar yapıldığında sınır olan kişi başına 2835- TL’yi tutturabileceğimizi” söyledi. 

Sonrasında hanımefendi “başvurumun olduğu taktirde Bakım maaşı alabileceğimi, ama konu hakkında tekrardan CİMER’e baş vurmamamı" istedi. 

Ben, hanımefendinin bana verdiği o taktikleri uygulamadığım için 2008 yılından bu yana Bakım maaşı alamıyorum. 

19 Mayıs 2021

CİMER'e; AVM'lere şarj cihazı isteğim...



Başvuruma rağmen İletişim başkanlığı "Bir fikrim var" projesinden bir geri dönüş olmadı, bende bu projemi CİMER'e yazdım ve beklemeye geçtim. Merak ediyorum CİMER'den bir geri dönüş olacak mı? 

"
Sayın yetkili ben bir tekerlekli sandalyeliyim, dışarıya çıktığımda akülü tekerlekli sandalye kullanan bir bireyim. 

Sosyal ortamlarda ve toplu ulaşım ağlarında şarj cihazları bizim için çok büyük bir kolaylık ve bu şarj istasyonlarından çok memnunuz. Sizden biz tekerlekli sandalyelilere faydası olabilecek bir atılımda daha bulunmanızı isteyecektim. 
Bu şarj istasyonlarından alışveriş merkezlerine konulma zorunluluğu getirilmesini istiyorum. 

Eğer gerekli düzenlemeler yapıldığı taktirde biz tekerlekli sandalyeliler alışveriş merkezlerinde bir yandan zaman geçirirken diğer yandan tekerlekli sandalyemizi şarj edebiliriz. 
Eğer uygun görülürse; gereğinin yapılması sizden ricamdır... 



12 Nisan 2021

CİMER'e "tekerlekli sandalye taşıyan araç projesi" isteğim...


Başvuruma rağmen İBB harekete geçmedi, başvuruma rağmen İletişim başkanlığı da harekete geçmedi. Bende CİMER'e yazdım beklemeye geçtim. Bakalım CİMER'den olumlu bir geri dönüş olacak mı? 

"
Sayın yetkili ben 45 yaşında tekerlekli sandalyeli bir engelliyim. Engellilerin ve sağlıklıların daha iyi bir geleceği olması için çaba gösteren ve gerekli mecralara başvuru yapan bir bireyim. Zorluk ve sorunlar geleceğe yansımasın diye çaba göstermekteyim. 

Sizden bir fikrimin geliştirip projelendirilmesini istemekteyim. Çünkü bu konuda bir çok defa özel aracın veya toplu taşımanın olmayışı nedeniyle canı yanmış bir kişiyim. 

Sağlıklılar motorlu araçlarına bir şey olduğunda, çekici çağırabiliyor ve herhangi bir yere transferini sağlayabiliyorlar veya araç bir hata yaptığında çekici gelip o aracı çekebiliyor. 

Ben bu şekilde bir olanağın, biz engelliler için olanını düşünmekteyim. Devletin veya belediyelerin, onlarca yüzlerce belki de binlerce tekerlekli sandalyeli engelli taşıyabilen aracı var. Bu araçlara bir tekerlekli sandalyeli engelli ihtiyaç duyduğunda telefon ettiğinde istenen adrese bu araçlardan gönderilemez mi? Çekici hizmeti gibi taksi hizmeti gibi uber hizmeti gibi, bu gönderme sonrası çıkacak masrafsa engelliye faturalandırılabilir veya sorun sıkıntı başkalarındaysa onlara faturalandırılabilir. 

ÖNEMLİ: "Bu hizmetin sunulduğunu" söyleyebilirsiniz, ama benim bahsettiğim acil durumlar içindir, bir gün öncesi veya bir hafta öncesinden talep etme değil. 

Eğer uygun görülürse; gereğinin yapılması sizden ricamdır... 
Teşekkürler. 
" 



21 Mart 2020

Cimer’e; Vakıfbank isteklerim…


20.03.2020 
Bu akşamüzeri 17:00 civarı Vakıfbank’tan bir SMS mesajı aldım, mesajda adıma promosyon ödemesi tanımlandığı yazıyordu… Bu mesaj beni çok sinirlendi, çünkü benden onay alınmadan yapılmış bir tanımlanmaydı bu. Bu sebeple de aşağıdaki metni Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER’e gönderdim. 

"
Sayın yetkili ben Abdullah Ünal tekerlekli sandalyeli bir engelliyim, malülen emekliyim ve maaşımı Vakıfbank aracılığıyla alıyorum. 2017 yılında taahhüt vererek üç yıl boyunca da Vakıfbank'dan maaşımı aldım. Ama süre bitince 2020 yılında bankamı değiştirme kararı aldım, çünkü Vakıfbank'ın bazı olumsuz yanları beni etkilemeye ve zorlamaya başladı. Bu etkileme sadece beni değil, birçok vatandaşımızı da etkiliyordur. 

Öncelikle ve en önemlisi, Vakıfbank, maaş günüm Pazar gününe denk geldiğinde hesabıma paramı yatırmıyor oluşu, ikinci olarak ta memleketim Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde Vakıfbank’ın şubesinin ve ATM cihazının olmaması. Bugünlerde maaşımı aldığım bankayı değiştirmeyi düşündüğüm sıralarda bugün cep telefonuma gelen SMS mesajıyla öğrendim ki; önümüzdeki üç yıl boyunca da Vakıfbank'dan maaş almaya devam edeceğimdi. Koronavirüs nedeniyle dışarıya çıkıp banka şubesine gitme imkanı bulamadığım şu günlere Vakıfbank'ın benden onay almadan kendi kendine karar almasına bir anlam veremedim. 

Sizden ricamdır, Vakıfbank’a sorar mısınız? Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde neden şube ve ATM’leri yok, benden onay almadan emekli maaşımı üç yıllığına neden onayladılar ve Pazar günleri tanımlanmış maaşım ATM cihazına neden yatırılmıyor. 
"



24.03.2020 
Dün geç saatlerde e- mail adresime Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezinden aşağıdaki yanıt geldi. 

Sayın ABDULLAH ÜNAL, 

T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’ ne 20.03.2020 tarihinde yapmış olduğunuz 2000797347 sayılı başvurunuz 24.03.2020 tarihinde BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BAŞKANLIĞI (BDDK) tarafından cevaplanmıştır: 


Başvurunuzda yer alan hususlar incelenmiş olup, konuyla ilgili açıklamalarımıza aşağıda yer verilmiştir. 


Bilindiği üzere, Kurumumuzun görev ve yetkileri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile belirlenmiş olup, Kurumumuzun emekli maaşı ödeme şeklinin ve yerinin belirlenmesi yetkisi bulunmamaktadır. 


Bununla beraber, başvurunuzda bahsi geçen konu ilgili banka ile tarafınızca imzalanan sözleşmelerin konusunu teşkil etmekte olup, konu hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’na ( SGK) başvurulması takdirlerinizdedir. 


Diğer taraftan, Kurumumuzun görev ve yetkileri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda belirtilmiştir. Söz konusu Kanunlar dahilinde bankaların mudilerine, mevcut ve potansiyel müşterilerine yönelik hizmetlerinin kapsam ve niteliği, hizmet sunulmasının yöntemi ile usul ve esasları, imzalanan sözleşmeler, ilgili mevzuat ve serbest piyasa koşulları içinde bizzat bankalar tarafından belirlenmektedir. 


Bankaların hizmet sunumuyla ilgili karşılaşılan sorunlarda Kurumumuzun aracılık görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Şikayete konu uygulamaya ilişkin olarak ilgili banka genel müdürlüğüne başvurulması hususu takdirlerinizdedir. 

Bilgi edinilmesi rica olunur. 

Başvurunuz ile ilgili tüm işlemleri CİMER’in internet adresinden takip edebilirsiniz. 


Yani yaşadığım sorunlar konusunda kısaca; emekli maaşının ödenmesi konusunda BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BAŞKANLIĞI (BDDK) olarak yetkilerinin bulunmadığı, bankanın istediği gibi davranabileceği ve çözüme bankayla ulaşa bileceğim. Yazıyor. 


26.03.2020 
CİMER ve BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU BAŞKANLIĞI’ndan (BDDK) haklarımı koruyan bir cevap alamayınca veya onlar başvuru yapmayı bana bırakınca, bende Twitter yoluyla Vakıfbank'a aşağıdaki iki paylaşımı yaptım. 

Twitter; 

Sayın @VakifBank Çankırı'nın Ilgaz ilçesinde şubeniz ve ATM cihazınız bulunmamaktadır. Bu konu hakkında bir çalışmanız var mı? Yok mu? Şube ve ATM hakkında çalışmanız eğer yoksa bir başka banka ile anlaşılabilir ve onların ATM cihazları kullanılabilirler. 

Twitter; 
Sayın @VakifBank bir emekli olarak, Pazar günü hesabımıza para yattığı halde ATM cihazlarınızdan paramızı çekememekteyiz. Bunun için sizden bir çalışma beklemekteyiz. 



19 Haziran 2019

Eski hükümlü ve engelliye hibe 50.000- TL için ALO 170'i aradım...


Geçtiğimiz hafta İŞKUR'un bir olanağından haberdar olup bugün de ALO 170 numaralı telefonu aradım ve konu hakkında bilgi almak istedim. 

İŞKUR'un sosyal medya hesaplarında "Eski Hükümlü ve Engelli Hibe Desteği almak isteyenler, projelerinizle başvurmak için 28 Haziran 2019 son gün" diye açıklandı. 

Bugün saat 13:30'da ALO 170'i aradığımda yapmış olduğum beş dakikalık görüşmede bana böyle bir imkanın olmadığı söylenip, bu tür olanakların KOSGEB tarafından verildiği söylendi ve KOSGEB'e başvuru yapmam söylendi. 

Bunun üzerine bende İŞKUR'un Twitter hesabına girip yapılan o paylaşımın altına aşağıdaki yorumunu yazdım. 

"Bugün saat 13:30'da arayıp yüzde 79 engelli olduğumu, hükümlü ve engelliye verilecek 50 bin TL hibe için başvuruda bulunmak istediğimi belirttim, bana "İŞKUR kurumunda böyle bir olanağın olmadığı" söylenip KOSGEB'e yönlendirildim. 

LÜTFEN 170 ÇAĞRIMI KONTROL EDİN..."

Yazdım. 

10 Ekim 2018

Uyan yada utan...


Öğleyin Kadıköy Acıbadem'de bulunan Ahtapot gönüllüleri sosyal dayanışma ve sportif faaliyetler derneğine gittim… Beş altı saatimi orada geçirdikten sonra geriye Zeytinburnu'na gelmeye kalktığımda Marmaray'ın Ayrılıkçeşmesi'deki istasyonuna iniş çıkış yaptığım asansörü bozuktu. 

Üç dört gün önce o asansör bozuktu... O gün küçük kardeşimi çağırmıştım, o da aracıyla gelip tekerlekli sandalyemle beni alıp eve getirmişti.

Ayrılıkçeşmesi'deki bu asansör artık canımı çok yakmaya başladı... Üç dört gün önce de bugün de hem üşüdüm, hem de gelen geçen kalabalık beni sıkmaya başladı. 

Beş yıl önce yaptığın Marmaray ulaşım ağının ana istasyonuna tek asansör koydurursan ve o asansörü sağlıklıların kullanmasına izin verirsen bozulur ve kabak biz tekerlekli sandalyelilerin başına patlar.

Bu akşam asansörün yapılmasını beklerken tüm sağlıklar koşturarak Marmaray'a merdivenden girip çıktı, bense tekerlekli sandalyemde bir köşede tam bir saat asansörün yapılmasını bekledim. 

Bir ara sağlıklıların kullandığı yürüyen merdivenin önüne gidip merdivene girişi engellemeyi düşündüm, onlarında Marmaray'a çıkmasını engellemeyi düşündüm. Hemen “birkaç metre ötede basamaklı ve yürüyen merdiven varken asansörü kullanan ben bir hayvan değilim” dedim ve bu düşüncemi kafamdan sildim.

Çünkü, o asansörün bozulmasına sebep sağlıklılar, eğer sağlıklar asansörleri hor kullanmasa bozulmazlar…

Facebook ve Twitter sosyal ağlarına; 
Marmaray bu rezilliğe son ver... 
Daha üç dört gün önce bozuk olan Ayrılıkçeşmesi istasyonunun asansörü bugün saat 17:55 ila 18:50 arası yine bozuktu. Üç dört gün önce o asansör yine bozuktu, kardeşim aracıyla gelip beni aldı, bugünse tam bir saat tamircinin gelmesini ve tamiratı bekledim. Çok yazık bu ağ için verilen milyarlarca Dolara. 


#cimer #bimer #ulastirmabakanligi #ibbbeyazmasa #metroistanbul #marmaray #marmarayayrilikcesmesi

6 Ekim 2018

Artık sıktı ama...


Kadıköy’den eve dönmek için saat 19:30'da Marmaray Ayrılıkçeşmesi istasyonuna geldiğimde gördüm ki, raylı ulaşım ağında orta kattan Marmaray'a çıkan asansör bozuk. 


Çaresi yok, fazla beklemeden hemen küçük kardeşimi aradım "gel beni al" dedim... Çünkü o asansör bozulduğu an, benim Marmaray’ın Ayrlıkçeşmesi istasyonuna girmek için tüm yollarım kapanıyor. 

Bir çıkış yolu olsa hiç kardeşimi aramaz eve geri dönerdim, ama hiç bir çaresi yok eve dönmenin… 

Kardeşimi aradıktan sonra onu beklemeye koyuldum... Akülü tekerlekli sandalyemle sekiz yıldır sokaklardayım ve toplu taşımayı kullanmaktan şaşmıyorum. Şaşmıyorum, ama beni zorla özel araç kullanmaya itiyorlar. 

İstasyonda beklemek yerine çıkıp Nautilus alışveriş merkezi önüne gittim, on dakika sonra sıkıldım, birazda üşüdüm ve tekrar Ayrılıkçeşmesi istasyonu orta katına indim. İndim, ama orada tıklım tıklımdı, çünkü sağlıklıların asansöre ihtiyacı yok. 

Hem Ayrılıkçeşmesi metro istasyonundan hem de Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonundan gelip giden insan sirkülasyonu hiç durmuyor. Baktım olmuyor bu seferde istasyonun diğer tarafına geçiş yapıp başladım kardeşimi orada beklemeye. Bekliyorum ama cinler tepemde çünkü hem soğuk hem herkes yolculuğunu yapıyor, ama ben yapamıyorum. 

Kardeşimi beklerken sinirimi atmak için açtım sosyal medyayı, hem Facebook’dan hem Twitter’den ağzıma geleni yazmaya. 

Facebook ve Twitter; 
Sen beş yıl önce başkasına yaptırdığın Marmaray ulaşım ağına tek asansör koydurursan ve o asansör bozulursa biz tekerlekli sandalyeliler böyle göt gibi ortada kalır. #marmaray #ayrılıkçeşmesi #metroistanbul #kadikoy #ibb #ibbbeyazmasa #bimer #cimer 

Bir, kardeşim beni almaya geliyor, iki Marmaray çalışanları şimdi değil sağlıkları önceden uyaracaktınız "asansör kullanılamıyor" diye. 

Çünkü bıktım istasyondaki bu lanet olası asansörlerden... Devlet bana "hayır" dedi ama o istasyona rampa yapılacak başka yolu yok.

23 Aralık 2013

Sizin ki de ki de dert mi?

                        


1996 yılında baş dönmesi ve sol tarafımda uyuşma başladıktan yarım saat sonra Surp Pırgiç Ermeni hastanesi acil servis doktoru karşısındaydım. Acil servis doktoru beyin kanaması geçirdiğimi anlayamadığı için koluma serum takarak beni beş altı saat bir sedye üzerinde bekletti ve yaşamımın geri kalanını tekerlekli sandalyede sürdürmeme neden oldu. Aynı doktor beni başından savmak için “başka hastaneye götürün” demiş ve başka hastaneye giderken de beni ambulansla değil de bir otomobilin arka koltuğunda oturur pozisyonda gitmeme göz yummuş. 

Başka hastaneye 'Cerrahpaşa Tıp Fakültesi' giderken istiğfar edip kendimden geçmişim, oturur pozisyonda olduğum için de kusmuğum Akciğerime gitmiş ve enfeksiyona neden olmuş. 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun bakıma konulmuşum ve saatlerce yoğun bakımı olan bir hastane aranmış. Amerikan hastanesine yoğun bakım bulunduğu için oraya götürülmüşüm ama bu sefer Amerikan hastanesine sevkim ambulansla yapılmış. 

Amerikan hastanesinde ise kendimi kötü hissedip Surp Pırgiç Ermeni hastanesi acil servisine gittikten 26 saat sonra acil olarak beyin ameliyatına alınmışım ve dört saatlik operasyondan sonra hemen tekrardan yoğun bakıma alınmışım. 

Amerikan hastanesinde yaşamım beyin ameliyatı ile kurtarılmış ve kırk gün yoğun bakımda kalmışım. Oradaki talihsizliğimse '40 günlük yoğun bakımdaki tedavim sırasında bir hemşire sağ kol dirseğime bilinçsizce egzersiz uygulaması yaparak dirseğimde geri dönüşü olmayan bir hasara neden olmuş' olması. Bu nedenle şu an kullanabildiğim felç olmayan sağ kolumu yüzde altmış (60) verimle kullanabiliyorum. Sağ kolumdaki bu hasarın olumsuz sonuçlarını daha sonradan yaşamaya başladım. NOT: Şu an sağ koluma bir şey olsa ben tamamen başkasına bağımlı hale gelirim, çünkü ben her şeyiyle sağ kola bağlı bir kişiyim. 


Ameliyat, yoğun bakım ve koma sürecimden sonra muayene olduğum hastaneler ve doktorlar bana “sağlığıma kavuşabilmem için tedavi sürecimin egzersiz ve fizik tedavinin gerekli olduğunu” söylemediler. Sanırım bunun sebebi; çok ağır bir hasta olmam veya bu beyin kanamasının hayatımı kaybetmeme neden olacağını düşündüler. 


Beyin kanaması geçirip Amerikan hastanesinde ameliyat olduktan sonra yoğun bakım sürecim bittikten sonra evde koma sürecim başlamıştı. Bu süreç sırasında hislerim çalışmadığı için tam olarak kendinde olmayan beni defalarca Askerlik şubelerine çağırdılar, çünkü 20 yaşında olduğumdan askere alınmam gerekliydi. Hastalık durumumun vahimliğine inanmayan askeriye, Amerikan hastanesinden çıktıktan bir kaç hafta sonra hisleri çalışmayan beni üç dört defa askerlik şubelerine getirtip muayene edip filmler çekip teşhis koyup heyete sokup 'askerliğini yapamaz' belgesi verdiler. 


2004 yılında aynı beyin MR’ı filmime, İstanbul’un en büyük dört hastanesinin dört beyin cerrahı dört ayrı kanıda bulundu. Uzmanlardan biri “ameliyat ol orada olan kitleyi alalım” dedi, diğeri “olursan masada kalırsın” dedi, bir diğeri “olmana gerek yok, orada sadece zararsız bir kan yumağı var” sonuncusu da "yaşamının bundan sonrasını bu şekilde sürdüreceksin" dedi. Sanırım TIP her okulda başka eğitimi olan bir dal. 

NOT: 2004 yılı içinde iki ay yatılı olarak İstanbul Bahçelievler'de fizik tedavi hastanesinde profesyonel kişiler tarafından doğru düzgün düzenli bir tedavi egzersiz gördüm ve tutunarak ayağa kalkıp, Paralel barda adımlamaya başladım. 


2008 yılında anneme, bana baktığı için devlet tarafından verilmesi gereken Bakım maaşı verilmedi... Buna neden olaraksa; 2008 yılında evimize gelen o zaman "Fethullah Gülen hoca", şimdilerde "FETÖ örgütü" elamanları evimizi baştan aşağı kontrol ettikten sonra "evin gelirinin 100- TL fazla çıkarması". 2016 yılında konuyla ilgili olarak Fethullah Gülen’in darbe girişiminden dört beş ay sonra ilçe sosyal hizmetler kurumu çalışanlarının incelenmesi için Zeytinburnu kaymakamlığında savcılığa bir dilekçe vermeye kalktım, ama bu girişimim bir görevli tarafından savcının kapısı önünde engellendi. Dilekçem, kapı önünde duran kişi tarafından okundu, sonrasında bir odaya gittik ve “dilekçeyi teslim aldık” denilerek savuşturuldum ve dilekçe savcıya vermem engellendi. Eğer dilekçe işleme girseydi bana bildirim gelirdi. 

O gün “Fethullah Gülen'in FETÖ örgütünün bu kurumlardan silinmesi on yıllar alacak gibi” dedim. 

Savcıya vermek istediğim dilekçenin içeriğinde; 2008 yılında yüzde seksen engelli olduğumdan dolayı annem bana baktığı için Bakım maaşı alma hakkı olduğunu ispatlamaya çalıştık, ama bu hakkımız o yıllardaki görevliler tarafından engellendi. NOT: Bizimle aynı tabloya sahip birçok kişi Bakım maaşını alabiliyor ve hatta lüks araçları, iş yerleri, evleri olanlar alıyor, ama biz alamıyoruz. 



2007 yılında üçüncü kez yatılı olarak tedavi gördüğüm eski adıyla 70. Yıl Fizik tedavi ve Rehabilitasyon hastanesi yeni adıyla İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde yirmi gün tedavi verilerek taburcu edildim. Doğru düzgün profesyonelce gerçekten tedaviye ihtiyacı olanlara aylarca tedavi verecekken beni yirmi gün sonra çıkartıp yerime omzunda hasar olan birini almışlardı. Benim gibi tedaviye ihtiyacı olan yüzlerce binlerce on binlerce kişi sırada beklerken, saçma sapan birilerine tedavi vererek hastane odalarını otel odası gibi kullandırtıp bizlerin hakkını gasp ettiriyorlar. 



2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) ait bizlerin rehabilitasyonu için kurulmuş Florya özürlüler kampında bir hafta kalmak için defalarca başvurdum, 2009 yılında bir kez geldi o kadar. Her başvurumda “Türkiye’nin tamamına yetişmeye çalışıyoruz, talep yüksek” dediler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Türkiye'nin geneline neden yetişmeye çalışır ki? 



2012 yılı içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Alo153’den tekerlekli sandalyeli engelli taşıyan araç talep ettim, “bir hafta önceden aramanız gerekiyor” cevabı aldım, bir hafta öncesinden araca ihtiyacım olacağını nereden bileceksem. 



İlçe belediyesine havuz terapisi için başvurdum, maddi olarak devletin veya belediyenin her ihtiyacını karşıladığı AKDEM’in havuzunda ilk seans terapimi yaptılar, ikinci üçüncü seans terapimi yaptılar, sonrasında havuzda bir tamir çalışması yapıldı ve bana bir daha geri dönüş yapılmadı. 



Özel hastaneler bizim gibi engellilerden faydalanmak için “ücretsiz sağlık hizmeti veriyoruz” deyip kampanyalar yapıp engelliyi kandırmaya çalışır veya “ücretsiz tedavi” deyip üzerimizden devletten para alırlar. Ama bir çok hastane engelli için gerekli şartları yerine getirmez. Bir çoğunun girişleri doğru düzgün değil, birçoğunun verdiği tedavi saçma sapan. 


Bir tekerlekli sandalyeli olarak İstanbul içinde seyahat ederken özel araç değil, toplu taşımayı tercih eden birisiyim. Bunun başlıca nedeni; özel aracın doğaya salacağı egzoz gazı, özel aracın trafiği işgali ve neden olduğu sıkışıklık nedeniyle oluşacak zaman kaybı. NOT: Toplu taşıma da özellikle raylı ulaşımı seçiyorum, çünkü otobüs metrobüs minibüs gibi araçların içleri, şoförleri ve yolcu indirip bindirdiği durakları biz tekerlekli sandalyelilere uygun değil. 


Engelliyi rehabilite etmesi gereken ve 2008 yılında hizmete başlayan Özel Eğitim Rehabilitasyon kurumlarının, devletten ücretini alıp engelliye tedaviyi doğru düzgün vermez. Birçoğunun girişi uygun değil, birçoğunun tuvaleti veya asansörü saçma sapan, birçoğu da telafi için geri dönüş bile yapmaz. İlçemizde bulunan kurumların tamamında aynı muameleye karşı karşıya kalmış bir engelliyim. 



İlçe belediyemizin Kültür merkezinden, sosyalleşmek için sinema, tiyatro, konser aktivitesi için bir kaç defa bilet talep ettim, hepsinde de “biletlerimiz bir ay öncesinde tükendi, bilet almak için aybaşında başvuru yapmanız gerek” dediler. Sanki aktiviteler aylar öncesinden belli oluyormuş gibi. Sonuçta bir tekerlekli sandalyedeyim, bir kenarda oturup sergileneni seyredeceğim. Tanıdıklarına giden biletler havada uçuşuyor, sanki bilmiyorum. 


Kaslarımın gevşemesi için Botoks iğnesi vurulmam istenir, muayene olurum, sıraya girerim, aylarca sıra gelmez. Sanki tüm ülke tüm İstanbul iğne vurulmak için bekliyor. 


2012 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanlığına yeni anayasa çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla engellilerin dezavatajları konuları hakkında göndermiş olduğum iki adet taahhütlü mektubuma “alınmıştır” cevabı bile gelmedi. TBMM başkanlığı Cemil Çiçek'e gönderdiğim taahhütlü mektuplara cevap gelmediği gibi. 


Devlette veya özel eğitim veren hastanelerde verilen tedavi sırasında bana dokunmadan egzersiz seansı yapan fizyoterapistler oldu… Bu fizyoterapist arkadaşlar mesleği seçerken hastayla temas ederek şifa vereceklerini bilmiyorlar mıydı? Bilmediklerini sanmıyorum, bilerek mesleği seçiyorlar ve hastaya dokunmamak için dokuz doğuruyorlar. 


Çevremdeki akraba, arkadaş ve komşularımız önerdikleri saçma sapan tedavi şekilleriyle kafa karıştırdılar ve doğru düzgün tedavi görmemi engelledi. Doğru dürüst düzenli yapılması gereken tedavimde hep yalnız bırakıldım. 


Sağlığımın daha iyiye gitmesi için havuz terapisi almam gerekti, bunun için 2008 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) başvurdum, “bu havuz terapilerine 16 yaşından büyükleri alamıyoruz” dediler. Engelliler arasında yaş ayrımcılığını ilk defa duydum. 


2009 yılında damar tıkanıklığı yaşadım ve yüz felci geçirdim... Sokağımızda bir köşede otururken felç geldiğini anlayınca ilk önce küçük kardeşimin yardımıyla anında yarım litre soğuk suyu başımdan aşağı döktükten sonra Cerrahpaşa’ya acile gittik. Acilde bulunan doktor bana müdahale edip bir kaç saat içinde kendime gelmemi sağladı, çıkış yaparken de Coraspin verdi “bunu altı ay boyunca kullan” dedi. Coraspin'i kullanmaya başladıktan beş ay sonra Aralık ayında sabah saat 05:00’de tuvalet için gittiğim banyoda içinde parçacıklar bulunan kan kusmaya başladım. Kardeşim hemen 112’yi aradı, ama on beş dakika olmasına rağmen ambulans gelmedi, evimize 100 metre mesafede olan merkeze koşarak giden kardeşim bir bakmış ki ambulans hazır kapıda çıkış için doktorun gelmesini bekliyor. Kardeşim telaşla içeriye girmiş bir bakmış doktor hâlâ odasında uyuyor, hemen doktoru uyandırmışlar ve ambulansa binip bize gelmesini sağlamışlar. Eve gelen hanımefendi doktor uykulu gözlerle tansiyonuma ateşime baktı, kan kustuğumu öğrendikten sonra “senin bir şeyin yok, sabah Dahiliye’ye gidebilirsiniz” dedi ve gitti. Uykusunu aldıktan sonra uyandığında, artık beni rüyasında gördüğünü arkadaşlarına anlatır. Evdekilerin içi rahat etmediği için beni arabayla hemen Samatya hastanesine götürdüler, acile girdik ve tekrardan tansiyon ölçümü, kan ölçümü, idrar tahlili derken bana sedyede müdahale ettikten sonra tam 16 saat müşahede odasında kaldım. Sonuç mu? Mide koruyucu almadan Coraspin kullandığım için mide kanaması geçirmişim ve artık "Ülser sahibi olduğum" söylendi. O gün burnumdan hortum salınarak midem de yıkandı, o gün ve sonraki günlerde iki defa ağızdan hortum salınarak Endoskopi de yapıldı. 


Açıköğretim okuduğum 2009 ila 2011 yıları arasında 24 adet sınavıma binaların ikinci üçüncü katında girmek zorunda bırakıldım, “ben tekerlekli sandalyelim” deyip raporumun fotokopisini defalarca taahhütlü olarak Halk eğitim müdürlüğüne, il ve ilçe eğitim müdürlüklerine, Ankara Milli eğitim bakanlığına gönderdiğim halde, bana bir kez bile cevap verilmedi. Gelen bazı cevaplardaysa bana "sınava sınav yerinde girilir" oldu. 


2018 yılında yüzde 80 engelli raporum olduğu halde, ÖTV'den muaf olabilmek için Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma hastanesine (EAH) ve Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine (EAH) onlarca muayeneye girdim, ama hastaneler benim engel yüzdemi bir puan düşürdü ve sol tarafı felç, beyin hasarlı olan bana "sen tertibatlı araç al kullanırsın" deyip ÖTV indirimi yapmayıp "ÖTV indirimi ve engelli plakası alamazsın" dediler. ÖTV muafiyeti alan o kadar çok sağlıklı var ki, birçoğu rüşvetle, sahte belgeyle veya araya giren birileriyle bunu yapıyorlar. 



2018 yılında BİMER'e (Başbakanlık İletişim Merkezi) henüz beş yıl önce hizmete giren Marmaray raylı sistem toplu ulaşım ağı için bir başvuruda bulundum. “Ağın sadece Kazlıçeşme ve Ayrılık çeşmesi istasyonlarında birer asansör var ve onlar bozulduğunda biz tekerlekli sandalyeliler bu ağı kullanamıyoruz” deyip, “eve geri dönüyoruz” dedim. Bu ağda beş istasyon olduğunu belirtip “iki başlangıç istasyonu var ve sadece onlara birer asansör konulmuş, diğerlerinde ikişer asansör var” dedim. Hatta öneri olarak, “alternatif asansör yapılsın veya karayollarındaki gibi rampalı bir üst geçit yapılmasını” sundum. BİMER'den bana gelen cevapsa: “Marmaray ağını biz yapmadık, lütfen bu ağı yapan şirketlere başvurunuz” oldu. Kendilerinin yapması gerekli irtibatı ne yazık ki bana yaptırmayı uygun gördüler. 



Sol tarafım felç olduğu için 23 yıldır sol omzumu, kolumu, elimi ve parmaklarımı tam olarak kullanamıyorum, yani sadece sağ tarafımı kullanabiliyorum. Bu nedenle manuel tekerlekli sandalyenin sol tekerini itemem veya çekemem, yani ev dışında dışarıda illa ki akülü tekerlekli sandalye kullanmam şart. Bu yüzden de ev dışında akülü tekerlekli sandalye kullanıyorum, zaten buna da mecburum. Bende bulunan sağlık raporunda "Akülü tekerlekli sandalye kullanabilir" yazısı altındaki kutucuk işaretli değil, işaretli olmadığı için bir tekerlekli sandalye alırken devletin verdiği indirim gibi imkanlarından yararlanamıyorum. 2019 yılının ortalarında gitmiş olduğum Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesinde girmiş olduğum fiziksel muayenede bana "sen ayakta durabiliyorsun, fizik tedavi gördüğün taktirde yürüyebilirsin" denilip, "devletin verdiği imkanlardan faydalanamazsın" denildi. Bu devlet, bu hükümet bana ve benim gibilere hem gerekli yeterli fiziksel tedaviyi vermiyor, hem yaşamımda büyük yeri olan akülü tekerlekli sandalye için "imkanlardan faydalanamazsın" diyor. 
NOT: 2020 yılı Kasım ayında Bahçelievler'de bulunan İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine gidip "evde kullanmak için manuel bir tekerlekli sandalyeye ihtiyacım var, bir rapor yazabilir misiniz?" Dedim, onlarda evraklarımı kontrol etti sonrasında fiziki muayenemi yapıp kapsamlı bir rapor hazırlanıp heyete sunuldu ve kabul edildi. Bende raporumun çıktısını alır almaz 21.11.2020 günü evde kullanmak için manuel tekerlekli sandalye aldım


Doksanlı yıllarda lisede okurken, Kızılay okula kan yardımı almak için her geldiğinde kan vermiş kan kartı olan bir kişiyim, ama ben 1996 yılında beyin kanaması geçirip ameliyat olduğumda gerekli olan kanı Kızılay bana sattı. 



Devlet, hükümet veya belediyeler tarafından engelli için sunulan plan gibi proje gibi geri ödemesiz hibe gibi birçok imkan, yalan veya istenilen şartları saçma sapan. Engelli için sunulan birçok plan, proje veya hibelere başvurum olduğu halde hepsinden olumsuz yanıt aldım. Başvurularımın, ya onlarda ya da bende belgesi var, gerektiğinde veya istenildiğinde ulaşıla bilinir. Son olarak 2019 yılında “Engelli ve Hükümlüye 50.000-TL hibe almak için İŞKUR’u arayın” dendi, ama tırt çıktı. Şartlarını sormak için bile aradığımda bana "böyle bir şeyin olmadığı" söylendi. 


2019 yılının Mart ayında bir kaç yıldır ağrı ve acı çektiğim Safrakesemde bulunan taşlardan Bezmialem vakıf hastanesinde geçirdiğim bir saatlik operasyonla kurtuldum. Bu ameliyat ben dahil herkesi korkuttu, operasyon için karar alma aşaması, ameliyat anı ve sonrası bizi çok zorladı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüldü, ameliyattan 15- 16 saat sonra eve taburcu oldum, yaklaşık on gün boyunca bazı zorluklar çeksem de her şey yolunda gitti ve bir ay içinde eski halime döndüm. Normale dönmem biraz geç oldu, çünkü operasyon karın bölgemde dört delik açılarak Laparoskopik işlemle yapıldığı için en ufak bir hareket etmemle veya zorlamada sorun yaşama ihtimali bir sağlıklıya göre benim daha çok ağrı acı yaşamama neden oldu. Bunun yanı sıra benim çok dikkatli olmam gerekliydi, çünkü ben en ufak hareketimle tüm kas ve eklemlerimi zorlayan bir kişiyim. Bu operasyon için benden 2.000- TL alındı ve 13- 14 saat sonra eve taburcu oldum, bir kaç gün gözetim altında bile tutulmadım. 


2020 yılı başlarında dünyanın başına bela olan Corona Covit-19 salgınında 11 Mart civarında ülkemizde vakalar ve ölümler görülmeye başladı. Virüs bulaşabilme riski nedeniyle hastanelere ve sağlık ocaklarına girilip çıkılmaz oldu, çünkü virüslü kişiler de bu sağlık kuruluşlarına girip çıktılar. İstanbul'a iki Pandemi hastanesi yapıldı, bu hastanelerin durumunun ne olduğu meçhul olmakla beraber, insanımız toplu taşımayla devlet ve özel hastanelere Corona şüphesi ile gidip geldiler. 



Corona Covit- 19 döneminde kronik ve sağlığında sorun yaşayanlar için bir düzenleme yapıldı ve raporu olanlar ilaçlarını, hastaneye veya sağlık ocağına gitmeden de eczaneden alabilme hakkı verildi. Bu düzenlemeden ben yararlanamadım, çünkü 24 yıllık beyin hasarlı bir kişi olmama rağmen 24 yıldır kullandığım ilaçlarım olmasına rağmen benim bir raporum yok. 24 yıldır her ay hastaneye veya Sağlık ocağına gidiyorum ve ilaçlarımı yazdırıyorum. Defalarca beyin hastalıkları uzmanlarına, fiziksel tedavi uzmanlarına veya Eğitim ve Araştırma Hastanelerine (EAH) başvurduğum halde, bana hep "hayır" cevabı verildi, neden olarak da "sağlık kuruluşlarına her ay gidebilecek kadar sağlığımın yerinde olduğu" söylendi, bu yüzden bu hakka sahip olmamın gereksiz olduğu ön görüldü. 
Şu anda olağanüstü bir durum var ve ben kas gevşetici Lioresel ilacımı, kas ağrılarım için kullandığım Cabral ağrı kesici ilacımı aylardır almıyorum/ alamıyorum. 

2020 yılının ilk aylarında dünyanın başına bela olan Corana Covid-19 salgınına önlem olarak 2021 yılı Haziran ayında ‘acil kullanım onaylı’ Biontech aşı sıram gelince ilk dozumu Yedikule Göğüs Hastalıkları hastanesinde oldum. Sağlıkçı olan bazı tanıdıklarım bana; sağlık sorunlarım olduğu için ölü hücreden üretilen Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısını olmamı önerdiler, “canlı hücreden Almanya Phizer Biontech aşısı sende tepki verebilir, aşı olmak için acele etme” dediler. Bana aşı hakkı tanımlandıktan sonra bir hafta boyunca Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısı için randevu almaya çalıştım, ama randevu verilmedi, ama bazı engelli tanıdıklarım sağlıkçı yakınlarının araya girmesiyle Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısını yaptırdılar. Bu ülke böyle bir ülke işte, bu haksızlıklara tepki gösterince bana kızıyorlar. Baktım Coronavac için randevu alamıyorum, bende Biontech aşısının canlı hücreden üretildiğini bile bile randevumu alıp aşımı oldum. Belki bir zararı olmayacak belki de olacak, bilemiyorum, bunu sağlıkçı veya bir bilim insanı olmadığım için bilmem de imkansız, daha doğrusu piyasada olan bu aşıların acil kullanım onaylı olması nedeniyle kimse bilemez. Benim hak gaspını sevmeyen bir yapım var ve usulsüz iş yapmayan biri olduğum içinde birilerini araya sokup Çin’in Coronavac aşısını olmadım. 


1996 yılında beyin kanaması geçirdim, ameliyatla sadece hayatım kurtuldu ama sol tarafımda felç kaldı. Halk arasında 'İnme', tıp diliyle 'Hemipleji' denilen bu durum, beyin damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkan ve vücudun sağ ya da sol bölgesini etkileyen sinir sistemi hastalığı. Benim ise hem sol tarafım tamamen felç yani Hemipleji, hem de bunun yanı sıra sağ bacağımın yüzde seksen oranında bir etkilenme durumu söz konusu ve buna da “Tripleji” deniliyormuş. Ama ben ve birçok sağlıkçı bu saate kadar sadece sol tarafımı felç sanıyorduk, meğer sağ bacağımda bu felçten çok etkilenmiş ve dengemin olmamasının asıl nedeni sağ bacağımmış. Benim etkilenmeyen tek yanım ise sadece sağ kolum, yani 1996'dan beri tüm vücudumu sağ kolum idare ediyor. Sağ kolumda ise şöyle bir sorun var; 1996 yılında ben yoğun bakımdayken bir hemşire faydası olur niyetiyle sağ kolumu hareket ettiriyor ve egzersiz sırasında sağ kolumun dirseğinde bir kanamaya neden oluyor ve o bölgede çok büyük bir kısıtlanmaya neden oluyor. Kısacası 1996 yılından bu yana tek kullandığım kolum ne tam olarak açılıyor ne tam olarak kapanıyor. 2004 yılında gerçek bir yürüyebilme için profesyonel olarak sol tarafımdaki felç durumunu geçirmek için fiziksel tedavi rehabilitasyona başladım. Bu tedavi başladıktan 18 yıl sonra 2022 yılı Temmuz ayında öğrendim ki; bu saate kadar yürüyemememin asıl nedeni sağ bacağımdaki felç durumunun göründüğünden ağır olmasıymış. 2004 yılından bu yana çok aşırı şekilde emek güç enerji sarf ettim, tek niyetim ise sol tarafımdaki felç durumunu geçirmekti eğer farkında olsaydım sağ bacağıma da aşırı özen gösterirdim. Hatta sol tarafıma iki defa Botoks olduğum halde hiç faydasını göremedim, ama her iki enjektede de sağ bacağıma hiç dokunulmadı. Çok yazık çok, muhatabım olmuş tüm sağlıkçılara yazıklar olsun. Egzersiz konusunda 2019 yılında tanışmış olduğum Erdem Elma ile egzersiz seanslarına başladım ve o bana "aslında senin sağ bacağında çok etkilenmiş, bu yüzden senin yürüyebilmen gerçekleşmemiş ağabey, yoksa sadece sol tarafında felç söz konusu olsaydı hastalığının ilk yıllarında yürüyebilmen gerçekleşir, sorunun kalmazdı" dedi. Ve bunun yanı sıra "sağ bacağımdaki bu felç durumu sağlık raporumda yer almıyor, yıllardır düşük yüzde ile raporumla işlem yapılıyor" dedi. 

Aşağıda bulunan linke tıkladığınızda, 2010 yılında akülü tekerlekli sandalye ile dışarıya çıktığımda yaşadığım sorun sıkıntı ve zorlukları görebilirsiniz. 

Aşağıda bulunan linke tıkladığınızda ise; bir acil servis doktorunun ilgisizliği sonrası tekerlekli sandalyeli olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten tüm hükümetlerin bana yaptığı eziyetleri ve iç ettikleri haklarımın tamamını görebilirsiniz. 




BU ÜLKEDE YAŞAYIP TA SORUNLARDAN ZORLUKLARDAN ŞİKAYETÇİ OLAN VATANDAŞI ANLAYABİLİYORUM, AMA BU ÜLKEDE BEN VE BENİM GİBİ ENGELLİLER YOK SAYILIP, DALGA GEÇİLİYOR. YİRMİ YIL ÖNCE DE BÖYLEYDİ ON YIL ÖNCE DE BÖYLEYDİ ŞU ANDA DA BÖYLE VE GELECEKTE DE BÖYLE OLACAK. SANIRIM BU SADECE TÜRKLERDE OLAN BİR GEN


1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...