İBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İBB etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2024

Şile Engelliler Kampı'nda beş günlük bir macera...




22.07.2024 

Sabah saat 07:30'da uyandım, beş on dakika sonra annem geldi, saat 08:30 civarında ortanca kardeşim geldi ve saat 09:00'dan sonra annemle kardeşimle birlikte çantalarımızı alıp evden beraberce çıktık. Ben AKDEM'e tekerlekli sandalyemle onlar ise araba ile gittik. 

AKDEM binası içinde Şile Engelliler Kampı’na iki ailenin beklediğini gördük ve biz oraya vardıktan sonra da iki üç aile daha geldi. Saat tam 10:00'da otobüs geldi ve binadan çıkıp otobüse yönlendik ve eşyalarımızla beraber otobüse bindik. Otobüs, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şehir içinde kullandığı sarı otobüslerden idi, ben tekerlekli sandalyemle rampalı olan orta kapısından bindim, ama otobüs içinde benim için ayrılmış yere tam yanaşamadım çünkü 15 günlük tatile gider gibi iki üç bavulla gelmiş olanlar vardı ve bavullarını engelli için ayrılmış bölüme koymuşlardı. Başka bir tekerlekli sandalyeli gelince o bavullar mecburen o bölgeden biraz daha değişik bir yere taşındı ve o tekerlekli sandalyeli ile ben yerimize yarım yamalak yerleştik. Kimsesinde umursama yok, ne olur sanki o bize ayrılmış bölgeye dokunmasanız. 

Şile'ye yolculuğumuz 10:30 ile 12:00 arası sürdü, Şile ilçesinde Sofular köyü ve Alacalı’yı geçip saat tam 12:00’de Şile Engelliler Kampı önünde idik, hem de tam dört otobüs. Yaklaşık yirmi dakika civarı da orada bekledikten sonra kamp içine girebildik çünkü herkesin inip kayıt yaptırması ve oda numarası ile anahtarı alıp otobüsle tekrardan kamp içine dağılması gerekti. Ben çantalarımıza bakarken annem hemen dışarı çıktı ve benim kimliğimle işlem yaptırıp 56 numaralı odanın anahtarını alıp beş dakika sonra otobüse geri geldi. 

Dışarısı çok sıcak, klima yüzünden otobüsün içi serin idi...

Otobüs numaramıza yakın bir yerde bizi ve çevresindekileri indirdi, bizde hemen annem ile evimize girdik. Evimiz elli metrekare filan, bir artı bir iki odalı, klimalı, buzdolaplı, gardıroplu, sebil su cihazlı, televizyonlu, masası sandalyesi olan balkonlu, Amerikan mutfaklı birçok güzel bir ev. 

Bugün Pazartesi, iki gün önce geçen haftaki ziyaretçiler çıktığı için sebildeki su, yatak örtüleri yenilenmiş, her yer tertemiz yapılmış idi, tuvalet kağıdı ıslak mendil, havlu kağıt konulmuştu. Kampta bu evlerden 74 adet var, kamp içinde her yer ve ev içinde her yer tekerlekli sandalyeye ve görmeyenlere uygun. 

Kamp içinde araç yolu olsa da pek otomobile rastlamadım, bir otopark ve içinde araçlar var, sanırım o araçlar kamp çalışanlarına ait. 

Saat 12:00'de annem ile beraber kamp içinde bulunan bir binaya giderek öğle yemeğimizi yedik, ben bir masaya yanaştım annem ise yemeğimizi alıp masama yanıma geldi. Mercimek çorbası, döner, pilav ve ayran vardı. 


Saat 14:00'de bir salonda bilgilendirme (Brifing) toplantısı yapıldı, o toplantıya sürpriz bir isimle katıldım. O toplantıya bir saat önce karşılaştığım ve uzun yıllardır tanıdığım Adnan Saygılı ağabeyim ile katıldım. Güzel bir sunum yapıldı ve beraber o sunumu dinledik. Çok güzel bir brifing idi ve salonda yüz kişi filan vardı. Bu beş günlük tatilde ne var ne yok, ne nerede nasıl, ne zaman etkinlik var, hepsi tanıtıldı. Kamp süresince tüm imkanlardan haberdar edildik ve bunun yanı sıra şikayetlerde alınıp çözümleri için notlar alındı. 

Kampta aşırı kalabalık derecede tekerlekli sandalyeli var, yaşlı genç çocuk ve çoğu da benim gibi akülü tekerlekli sandalye kullanıyor. Bunun yanı sıra zihinsel faaliyeti yeterli olmayan çocuk ta çok. 


23.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda ikinci günüm ve her şey çok güzel, hem annem için hem benim için her şey yolunda. Dün akşam kamp içinde bizim eve yakın bir alanda bir etkinlik düzenlendi. Bu organizasyonda müzik eşliğinde herkesin eğlenmesi sağlandı. Bol bol oyun havası çalınıp katılımcıların güzelce eğlenmesi sağlandı. Karaoke yapıldı, Ankara havaları çalındı, Doğu havaları çalındı, Trakya havaları çalındı ve tüm herkesin meydanda oynaması sağlandı. 


24.07.2024

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; Şile Engelliler Kampında var olan ücretsiz ortak imkanlar.


- Ücretsiz WİFİ... 

- Sabah öğle akşam yemek ve 16:00 17:00 arası ara öğün var... 

- Kafeteryada sınırsız çay kahve var... 

- Kampta her evde sürekli sıcak su ve klima var... 

- Akülü tekerlekli sandalyem için portatif şarj istasyonları var... 

- Kampta her evde buzdolabı, TV ve her odada gömme gardırop var... 

- Kampta 24 saat hemşire ile sağlık hizmeti var, duruma göre hastaneye sevk yapılıyor... 

- Randevu ile kuaför hizmeti var... 

- El emeği kursları var… 

- Fitnes aerobik egzersiz salonu ve eğitmenleri var… 

- Kamp içinde gezine bileceğin bisiklet hizmeti var.. 

- Her evde odalarda tavanda, namaz kılanlar için Kıble yönünü gösteren işaretler var. 

- Hemen her gün profesyonel kişiler tarafından bilinçlendirme bilgilendirme seminerleri düzenleniyor.


25.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda saat 11:00'de toplantı salonunda bir seminere daha katıldım. Bu toplantının konusu; Engelli Yasal Hakları idi. Konuşmayı bir avukat yaptı ve bu sunumun tamamını ekranda yazı ve görüntü ile destekledi. Toplantı sonunda da ona ulaşılabilecek iletişim bilgileri verildi. 

Şile Engelliler Kampı’na geldikten birkaç gün sonra akünün performansı tamamen düştü. Evde gece sabaha kadar şarjını dolduruyorum, ama kamp içinde üç yüz beş yüz metre ilerledikten sonra akü birdenbire bitmeye başladı. Son aylarda aküde performans düşüşü vardı, her nedense buraya geldiğimde bun düşüş ikiye üçe katladı.  Bir gün içinde iki defa akü şarj etmeye başladım. İstanbul’a döner dönmez parasını bulup hemen aküyü yenilemem lazım. 


26.07.2024 

Bugün saat 11:00'de bir seminer daha yapıldı. Bugünkü konferans salonundaki seminerde 'İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK DAİRE BAŞKANLIĞI Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü tarafından görevli iki hanım kişi tarafından hem uyuşturucu alkol sigara ve teknoloji bağımlılığı anlatıldı. 

Şile Engelliler Kampı'nda odanın duvarları ve tavanları tertemiz çünkü odalarda sigara içmek yasak. Bu yasağa herkes uyuyor ki odada is kir leke koku yok. 

Adnan ağabey ile sohbet ederken bir ara bana; "Apo yarın eve dönüyoruz, inan ki burada parayla kalma imkanım olsa parasını verir burada on beş gün daha kalırdım", bende "sen merak etme ağabey aynı şeyi bende düşünüyorum" dedim. 

Bu kamp tam biz tekerlekli sandalyeliler için, keşke para vererek de kalabilsek burada. Çünkü tüm imkanlar biz engellilere göre uyarlanmış. Ne yerler var, bir sürü para saçarak rezillikler yaşadığımız; girişi, balkonu, tuvaleti, banyosu, mutfağı hiç uygun olmayan. Yine para saçarak yemek yiyemediğimiz, çay kahve içemediğimiz. 

Anneme, Adnan ağabey ile aramızda geçen bu konuşmayı anlattım ve annem bana dedi ki: "bir hafta yetmedi herhalde size" oldu. Annem her zaman ki gibi yanlış anlama ustası, hiç farkında değil buranın biz tekerlekli sandalyeliler ve tüm engeller için kusursuz olduğunun. 


27.07.2024

Saat 06:00'ya gelirken uyandım, bir daha da uyku tutmadı ve televizyonu açıp zaman geçirmeye başladım. Saat 08:00'e gelirken de annem geldi ve beni yataktan kaldırıp tekerlekli sandalyeme oturttu. Gerçi beş gündür aynısını yapıyoruz, bugün sadece biraz daha erken uyandım. 

İlk önce annem eşofmanımı giydirdi sonra lavobaya gidip elimi yüzümü yıkadım ve tişörtümü giyip evden çıktım. Doğrudan annem ile beraber kahvaltı salonuna gittim, o ikimize kahvaltı alırken bende masa seçip masaya yerleştim. Annem kahvaltıyı getirdikten sonra on beş dakika içinde yeme işlemini halledip evimize gittik. Annem kahvaltı öncesi eşyaları çantalara toplamıştı, bende her şeyimi kahvaltıya gitmeden çantamı toplamıştım. Lavabo tuvalet işimizi hallettik ve tekrardan her şeyi kontrol edip çantaları alıp kampın giriş kapısı önüne kadar gittik. 

Bir baktık orada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait beş altı otobüs vardı, her otobüsün camına nereye gideceği yazıyordu. Denildiği saat 10:00'da bizim otobüsün yolcuları tamamdı, ama diğer otobüslerin yolcuları tamamlanmadan yola çıkmadık. 

Saat tam 10:30'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait toplu taşıma otobüsleri Şile Engelliler Kampı'nın kapısından çıktı, Şile bölgesinin ormanlarını hep beraber aşıldı, otobana çıkınca ve sonrasında Beykoz'da İETT garajında mola verince otobüsler İstanbul’a dağıldı. 

Kamptan 10:30'da çıktık, saat tam 12:30'da kampa gitmek için bizi aldıkları yerde Zeytinburnu ZEYRAM önündeydik. Şile Engelliler Kampı'na giderken bir buçuk saatte gittik, Zeytinburnu'na geri dönerken iki saatte döndük. 

Engelliler arasında da çok yabani acımasız var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. 

Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli vardı, belli ki zihinsel bir sorunu var ve çok az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelliyi defalarca tersledi. O çocuk ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu. 

Şile Engelliler Kampı'nda o kadar rahat bir beş gün yaşadım ki; evime kendim girip çıktım hem de anahtarla kapıyı kilitleyip açarak. Amerikan mutfak olduğu için her işimi çok daha rahat şekilde kendim gördüm. Lavabo işlerim çok rahattı, el yüz yıkama veya diş fırçalama gibi. Annemle tuvalete klozete gidişim gelişim daha sorunsuzdu, neredeyse hiç sorun yaşamadım. Kafeteryada çay kahve alırken veya soğuk su gibi ihtiyacımda sebilden hep kendim hallettim, sadece içeceğimin masaya konulması konusunda birilerinden ricacı oldum. Kamp veya ev içerisinde tekerlekli sandalyemle hiç zorluk çekmeden her yere girip çıkıp kimseden yardım istemeden gezindim. 

Engelliler arasında da çok yabaniler acımasızlar var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. Ondan bir selamı eksik ediyorsun. Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli var, belli ki zihinsel bir sorunu var ve az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O kadar. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı, resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı vicdansız o tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelli çocuğu defalarca tersledi, ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu.  Bu çatışmalarına ne zaman şahit olsam; gözüm yaşardı. 


Giriş - çıkış kapısı


Evleri

Evleri 

Odamın anahtarı

Balkonu 

Öğle yemeği 

El beceri kursu 

Oyun salonun 

Dolunay 

Kümes 

Kamp Etkinlik Panosu


Üç boyutlu tablo 


Kuş yuvası, Lamba, Tablo 


Kafeterya; akülü tekerlekli sandalye şarj istasyonu 


Toplantı, Brifing, Seminer salonu 


Yemek salonu 


Evin içinden 


Üç boyutlu bisiklet tablosu 


Oyun salonundaki tablolar 


Tuvalet, dolap ve oda 


Salon; TV, gömme dolap ve Amerikan mutfak 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 


                                      Evin önü; 56 numara 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 



Yemekhane ve Kafeterya 


Yemekhane ve Kafeterya önünden

9 Ağustos 2021

İBB'nin 'Bütçe senin, Karar senin' katılımcı bütçesine üç fikrimi gönderdim...



Bugün (İBB) İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bir organizasyonuna daha katılımda bulundum. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin başlatmış olduğu “Bütçe Senin, Karar Senin” adlı fikir proje organizasyonuna üç adet fikrimi gönderdim. 


Sayın yetkili ben 45 yaşında bir tekerlekli sandalyeliyim... Yaşamımızda bir çok zorlukla sorunla sıkıntıyla mücadele ettiğimiz biliniyor...  Bunun biz de farkındayız, siz sağlıklılarda farkındasınız. 

Ben engellilerin yaşamını kolaylaştırmak için, yazarak ve resimleyerek çaba gösteren bir aktivistim… Zorluk, sorun ve sıkıntılar, geleceğe yansımasın diye çaba göstermekteyim. 

Benim sizinle paylaşmak istediğim projem ise; Sağlıklılar araçlarına bir şey olduğu zaman çekici çağırabiliyor veya bir sağlıklı hata veya kaza yaptığında çekici gelip o aracı çekebiliyor, peki böyle bir imkan biz engelliler için düşünülemez mi? Yani bu olanak tekerlekli sandalyeliler için hayata geçirilemez mi? Devletin veya belediyelerin, onlarca yüzlerce hatta binlerce tekerlekli sandalyeli engelli taşıyabilen aracı var. Bu araçlara bir tekerlekli sandalyeli engelli ihtiyaç duyduğunda telefon ettiğinde, istediği adrese anında bu araçlardan gönderilemez mi? Bu gönderme sonucunda çıkacak masraf engelliye faturalandırabilir veya asansörde, trafikte, toplu taşımada, ulaşım imkanı sunulmayan bir rota olduğunda, asansör bozulduğu için veya ulaşım aracında bozulma olduğunda bu transfer ücretsiz yapılamaz mı? 

NOT: Ben var olan bir imkandan söz etmiyorum; ben yarından, gelecek haftadan veya gelecek aydan bahsetmiyorum, ben bir taksi hizmeti gibi telefon ettiğimde konumuma gelecek bir hizmetten bahsediyorum. 


  -------      -------------      ------



Ben sosyal yaşamında ve İstanbul içi yolculuklarında toplu ulaşım ağlarını kullanan bir tekerlekli sandalyeliyim. Bu nedenle toplu ulaşım ağlarının şu an için ve geleceğimiz için daha yaşanabilir hale gelmesi için uğraş veriyorum. 

Size projelendirilmesini istediğim bir fikrimi sunmak istiyorum; Marmaray, Metro, Tramvay, Metrobüs ve otobüs gibi olanakların duraklarına biz tekerlekli sandalyeli engellilerin ulaşmasını sağlayan asansörlerin yerine, eğimi yüzeyi genişliği uygun rampaların yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyorum. 

Bunun nedeniyse; istasyonlara giriş çıkış için kullanılan bu asansörlerin sürekli bozulması, kabinlerinin dar olması veya içlerinin sağlıklılar tarafından aşırı şekilde işgal edilmesidir. 

NOT: Asansöre anlık bir çare bulunamaya bilir, ama bir sağlıklıdan yardım alınarak rampa ile ulaşım ağına girilip çıkılabilir. 



   ----      ----------------     --- 



Ülkemizde engelli farkındalığı oluşturabilmenin tek yolu eğitim, özellikle körpe beyinlere sahip olan ilk öğretimde eğitim verilmeli. 

İlk öğretimde binalar içinde veya sınıflarında engelli duyarlılığını anlatan resimler, afişler, tabelalar asılabilir veya her iki sömestre de birer kez engellilik konusunda eğitimli bilgili bilinçli profesyoneller tarafından öğrencilere sunum verilebilir. Hatta öğrenciler bu eğitime katıldıkları taktirde ekstra puan alabilirler. Bunun yanı sıra, projeye katkı olarak gönüllüler tarafından değişik engellere sahip bireyler çocukların farkındalığı artsın diye, okul binası içinde okul bahçesinde veya bahçe dışında görülmeleri sağlanabilir. 


21.08.2021 
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) 'Bütçe senin, Karar senin' katılımcı bütçesine öneri olarak bir hafta önce projelendirmesini umduğum üç adet fikrimi göndermiştim. Bugün gelen SMS'le her üçüne de olumsuz cevap verildi, ilk önerime "ön elemeyi geçtiği ama teknik gerekçelerden dolayı oylamaya dahil edilmediği" cevabı verildi, ikinci önerime de "ön elemeyi geçtiği ama teknik gerekçelerden dolayı oylamaya dahil edilmediği" ve üçüncü önerimin de "öneri proje olarak değerlendirilmediği için ön elemeyi geçememiş" cevaplarını aldım. Şu an ayrıntılı bilgilendirme için beklemeye geçtim, çünkü gönderdiğim önerilerde ön elemeyi geçip ama takıldıkları teknik gerekçelerin ne olduğunu merak ediyorum. 


      


24.08.2021 
Bugün saat 14:30' da İstanbul Büyükşehir Belediyesi 02124494421 tarafından arandım ve 'Bütçe Senin Karar Senin' için gönderdiğim önerim hakkında bilgilendirme yaptı. Bir tekerlekli sandalyeli engelli olarak “herhangi bir şekilde acil olarak da olsa ihtiyaç duyduğumda 153'ü aradıktan sonra 3'ü sonrasında tekrardan 3'ü tuşladığımda tekerlekli sandalyeli taşıyan araç temin edebileceğim söylendi. 

22 Ekim 2019

İBB'ye verdiğim dilekçe ve gelen cevap...


On gün önce cep telefonumdaki Beyaz masa uygulaması ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne aşağıdaki başvurumu yaptım, bu başvuruma bugün gelen cevap ise aşağıdaki gibi oldu.



T.C.
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Halkla İlişkiler Müdürlüğü
BEYAZMASA

Başvurunuz:

ÖNERİ;
Sayın yetkili ben 43 yaşında bir tekerlekli sandalyeliyim. Engellilerin ve sağlıklıların daha iyi bir geleceği olması için sosyal medyada çaba gösteren ve gerekli mecralara başvuru yapan bir bireyim. Zorluk ve sorunlar geleceğe yansımasın diye çaba göstermekteyim.

Ben gerçekleştirilmesini umduğum bir fikrimi paylaşmak istiyorum. Sağlıklılar motorlu araçlarına bir şey olduğu zaman, çekici çağırabiliyor veya bir hata yaptığında çekici gelip o aracı çekebiliyor. Ben bu şekilde bir olanağı, biz engelliler için düşünmekteyim.

Devletin veya belediyelerin, onlarca hatta  yüzlerce tekerlekli sandalyeli engelli taşıyabilen aracı var... Bu araçlara bir tekerlekli sandalyeli engelli ihtiyaç duyduğunda telefon edip istediği adrese bu araçlardan gönderilemez mi?

Bu gönderme sonrası çıkacak masraf engelliye faturalandırılabilir veya asansör bozulduğunda, toplu taşıma imkanı sunulmayan bir rota olduğunda transfer ücretsiz olabilir.

NOT: Bu konuda harekete geçer, projelendirirseniz, bir farkındalık sağlar, biz engellileri mutlu edersiniz. 


Gelen cevap; 


Sayın ABDULLAH ÜNAL ;

İlgi : 13.10.2019 18:16:09 Tarih ve 1-21375959634 Nolu Başvurunuz

Başvurunuzda yer alan konu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi  Engelliler Müdürlüğü ile görüşülmüştür. Görüşme neticesinde tarafımıza verilen bilgi aşağıdaki gibidir

“Müdürlüğümüz Ulaşım Hizmetleri kapsamında yapılan sosyal inceleme neticesinde araçlarımızdan faydalanması uygun görülen vatandaşlarımız için;  randevulu sistemle çalışıyor olmamız nedeniyle Alo 153 Hizmet Birimini en erken 7 gün önceden aramanız halinde her ay otomasyon sistemimizde engelli adına 100 puan yüklenmektedir.  Alınan çağrılar çağrının geliş zamanı ve hizmetin istenme amacı doğrultusunda otomatik olarak sistem tarafından sıraya konulmaktadır. Her ay otomasyon sistemimizde engelli adına 100 puan yüklenmektedir. Sağlık için kullanıldığında ayda 5 defa olacak şekilde 153 Hizmet Birimi üzerinden kayıt oluşturmanız halinde ve uygun araç olması durumunda gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır. Anlık olarak ulaşan araç taleplerinde ise yine 153 Hizmet Birimine ulaşmanız durumunda talep etmiş olduğunuz lokasyon için uygun araç olması halinde gerekli yönlendirmelerin anlık olarak yapıldığı, iletmiş olduğunuz önerinizin ise yapılan çalışmalarda değerlendirilmek üzere kayıt altına alındığı hususu bilgilerinize sunarız.”   



           








NOT: Acil olarak, hemen yarın hastaneye gitme olayım olsa, devlet beni hemen yarın imzaya çağırsa İBB bana "araç veremeyiz" diyecek. 7-8 yıl önce İstanbul Büyükşehir belediyesine başvurduğumda bana verilen cevap böyleydi, yıl oldu 2019 oldu ve yönetim değiştiği halde verilen cevap hâlâ aynı. 

24.10.2019
Saat 09:30 gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Beyaz masasından aranıp 'İBB'ye başvurum hakkında ikinci kez dilekçemin incelendiği" söylendi ve görüşümün tekrardan alınmak istendi.

Dünkü, Twitter paylaşımım sonrası Beyaz masaya başvurum "tekrardan inceleneceği" yazılmıştı, bugün de sesli olarak isteğim alındı. 

Beni arayan hanımefendiye “ben acil durumlar için tekerlekli sandalye taşıyan bir aracı talep etmekten bahsediyorum, ben fikrimin projelendirilmesini istiyorum, ben talep ettiğimde istediğim yere aracın gönderilmesinden bahsediyorum, ama sizler bana kontörden ve "isteğinizi yedi gün önceden bildirmeniz gerekli diyorsunuz" dedim. 


Sonrasında;  neden böyle bir proje yapılmasını istediğimi örnekler vererek anlatmaya çalıştım… "Üç dört yıl önce Kadıköy'de gittiğim bir iftardan geri dönerken Marmaray’ın son trenini kaçırıp arkadaşlarımla zorluklar çekerek evime taksiyle dönmek zorunda kaldım” dedim. “Daha geçen yıl Marmaray’ın Ayrılık çeşmesi istasyonundaki asansörün bozuk olması nedeniyle iş yerinde çalışmakta olan kardeşimi yanıma çağırdım ve eve özel bir araçla döndüm" dedim. En sonunda da “bir tekerlekli sandalyeli olarak özel araç kullanmak yerine toplu taşımayı kullanmayı tercih ediyorum” dedim. 


Sonuç olarak; bundan sonra sorun yaşadığımda ve çaresiz kaldığımda kardeşimi çağırmak yerine ilk önce İBB’nin Beyaz masası 153 nolu telefonunu arayacağım ve “asansör bozuk eve geri dönemiyorum” diyeceğim, “tren bozuk eve dönemiyorum” diyeceğim, “akülü tekerlekli sandalyemin şarjı bitti eve dönemiyorum” diyeceğim ve bana verecekleri cevabın ne olacağını göreceğim.







13 Ekim 2019

İBB'ye projelendirilmesini istediğim bir fikrimi sundum...


Bugün öğle saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Twitter hesabından aşağıdaki paylaşım yapıldı, bende yorum olarak projelendirilmesini umduğum bir fikrimi yorum olarak yazdım. 



İBB; 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği ile birlikte hayata geçirdiği İBB RunTOFD koşuları Caddebostan etabı ile başladı. Etkinlikte 814 kişi sahil yolunda oluşturulan 5 kilometrelik parkurda koştu. #UyumaKoş 

Yorumum; 
1) Sayın yetkili ben 43 yaşında bir tekerlekli sandalyeliyim. Engellilerin ve sağlıklıların daha iyi bir geleceği olması için sosyal medyada çaba gösteren ve gerekli mecralara başvuru yapan bir bireyim. Zorluk ve sorunlar geleceğe yansımasın diye çaba göstermekteyim. 

2) Ben gerçekleştirilmesini umduğum bir fikrimi paylaşmak istiyorum. Sağlıklılar motorlu araçlarına bir şey olduğu zaman, çekici çağırabiliyor veya bir hata yaptığında çekici gelip o aracı çekebiliyor. Ben bu şekilde bir olanağı, biz engelliler için düşünmekteyim. 

3) Devletin veya belediyelerin, onlarca hatta  yüzlerce tekerlekli sandalyeli engelli taşıyabilen aracı var... Bu araçlara bir tekerlekli sandalyeli engelli ihtiyaç duyduğunda telefon edip istediği adrese bu araçlardan gönderilemez mi? 

4) Bu gönderme sonrası çıkacak masraf engelliye faturalandırılabilir veya asansör bozulduğunda, toplu taşıma imkanı sunulmayan bir rota olduğunda transfer ücretsiz olabilir. NOT: Bu konuda harekete geçer, projelendirirseniz, bir farkındalık sağlar, biz engellileri mutlu edersiniz. 

Bunun yanı sıra bu fikrimi cep telefonumda bulunan Beyazmasa uygulamasıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Beyaz masasına da ulaştırdım. 

23 Aralık 2013

Sizin ki de ki de dert mi?

                        


1996 yılında baş dönmesi ve sol tarafımda uyuşma başladıktan yarım saat sonra Surp Pırgiç Ermeni hastanesi acil servis doktoru karşısındaydım. Acil servis doktoru beyin kanaması geçirdiğimi anlayamadığı için koluma serum takarak beni beş altı saat bir sedye üzerinde bekletti ve yaşamımın geri kalanını tekerlekli sandalyede sürdürmeme neden oldu. Aynı doktor beni başından savmak için “başka hastaneye götürün” demiş ve başka hastaneye giderken de beni ambulansla değil de bir otomobilin arka koltuğunda oturur pozisyonda gitmeme göz yummuş. 

Başka hastaneye 'Cerrahpaşa Tıp Fakültesi' giderken istiğfar edip kendimden geçmişim, oturur pozisyonda olduğum için de kusmuğum Akciğerime gitmiş ve enfeksiyona neden olmuş. 

Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yoğun bakıma konulmuşum ve saatlerce yoğun bakımı olan bir hastane aranmış. Amerikan hastanesine yoğun bakım bulunduğu için oraya götürülmüşüm ama bu sefer Amerikan hastanesine sevkim ambulansla yapılmış. 

Amerikan hastanesinde ise kendimi kötü hissedip Surp Pırgiç Ermeni hastanesi acil servisine gittikten 26 saat sonra acil olarak beyin ameliyatına alınmışım ve dört saatlik operasyondan sonra hemen tekrardan yoğun bakıma alınmışım. 

Amerikan hastanesinde yaşamım beyin ameliyatı ile kurtarılmış ve kırk gün yoğun bakımda kalmışım. Oradaki talihsizliğimse '40 günlük yoğun bakımdaki tedavim sırasında bir hemşire sağ kol dirseğime bilinçsizce egzersiz uygulaması yaparak dirseğimde geri dönüşü olmayan bir hasara neden olmuş' olması. Bu nedenle şu an kullanabildiğim felç olmayan sağ kolumu yüzde altmış (60) verimle kullanabiliyorum. Sağ kolumdaki bu hasarın olumsuz sonuçlarını daha sonradan yaşamaya başladım. NOT: Şu an sağ koluma bir şey olsa ben tamamen başkasına bağımlı hale gelirim, çünkü ben her şeyiyle sağ kola bağlı bir kişiyim. 


Ameliyat, yoğun bakım ve koma sürecimden sonra muayene olduğum hastaneler ve doktorlar bana “sağlığıma kavuşabilmem için tedavi sürecimin egzersiz ve fizik tedavinin gerekli olduğunu” söylemediler. Sanırım bunun sebebi; çok ağır bir hasta olmam veya bu beyin kanamasının hayatımı kaybetmeme neden olacağını düşündüler. 


Beyin kanaması geçirip Amerikan hastanesinde ameliyat olduktan sonra yoğun bakım sürecim bittikten sonra evde koma sürecim başlamıştı. Bu süreç sırasında hislerim çalışmadığı için tam olarak kendinde olmayan beni defalarca Askerlik şubelerine çağırdılar, çünkü 20 yaşında olduğumdan askere alınmam gerekliydi. Hastalık durumumun vahimliğine inanmayan askeriye, Amerikan hastanesinden çıktıktan bir kaç hafta sonra hisleri çalışmayan beni üç dört defa askerlik şubelerine getirtip muayene edip filmler çekip teşhis koyup heyete sokup 'askerliğini yapamaz' belgesi verdiler. 


2004 yılında aynı beyin MR’ı filmime, İstanbul’un en büyük dört hastanesinin dört beyin cerrahı dört ayrı kanıda bulundu. Uzmanlardan biri “ameliyat ol orada olan kitleyi alalım” dedi, diğeri “olursan masada kalırsın” dedi, bir diğeri “olmana gerek yok, orada sadece zararsız bir kan yumağı var” sonuncusu da "yaşamının bundan sonrasını bu şekilde sürdüreceksin" dedi. Sanırım TIP her okulda başka eğitimi olan bir dal. 

NOT: 2004 yılı içinde iki ay yatılı olarak İstanbul Bahçelievler'de fizik tedavi hastanesinde profesyonel kişiler tarafından doğru düzgün düzenli bir tedavi egzersiz gördüm ve tutunarak ayağa kalkıp, Paralel barda adımlamaya başladım. 


2008 yılında anneme, bana baktığı için devlet tarafından verilmesi gereken Bakım maaşı verilmedi... Buna neden olaraksa; 2008 yılında evimize gelen o zaman "Fethullah Gülen hoca", şimdilerde "FETÖ örgütü" elamanları evimizi baştan aşağı kontrol ettikten sonra "evin gelirinin 100- TL fazla çıkarması". 2016 yılında konuyla ilgili olarak Fethullah Gülen’in darbe girişiminden dört beş ay sonra ilçe sosyal hizmetler kurumu çalışanlarının incelenmesi için Zeytinburnu kaymakamlığında savcılığa bir dilekçe vermeye kalktım, ama bu girişimim bir görevli tarafından savcının kapısı önünde engellendi. Dilekçem, kapı önünde duran kişi tarafından okundu, sonrasında bir odaya gittik ve “dilekçeyi teslim aldık” denilerek savuşturuldum ve dilekçe savcıya vermem engellendi. Eğer dilekçe işleme girseydi bana bildirim gelirdi. 

O gün “Fethullah Gülen'in FETÖ örgütünün bu kurumlardan silinmesi on yıllar alacak gibi” dedim. 

Savcıya vermek istediğim dilekçenin içeriğinde; 2008 yılında yüzde seksen engelli olduğumdan dolayı annem bana baktığı için Bakım maaşı alma hakkı olduğunu ispatlamaya çalıştık, ama bu hakkımız o yıllardaki görevliler tarafından engellendi. NOT: Bizimle aynı tabloya sahip birçok kişi Bakım maaşını alabiliyor ve hatta lüks araçları, iş yerleri, evleri olanlar alıyor, ama biz alamıyoruz. 



2007 yılında üçüncü kez yatılı olarak tedavi gördüğüm eski adıyla 70. Yıl Fizik tedavi ve Rehabilitasyon hastanesi yeni adıyla İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde yirmi gün tedavi verilerek taburcu edildim. Doğru düzgün profesyonelce gerçekten tedaviye ihtiyacı olanlara aylarca tedavi verecekken beni yirmi gün sonra çıkartıp yerime omzunda hasar olan birini almışlardı. Benim gibi tedaviye ihtiyacı olan yüzlerce binlerce on binlerce kişi sırada beklerken, saçma sapan birilerine tedavi vererek hastane odalarını otel odası gibi kullandırtıp bizlerin hakkını gasp ettiriyorlar. 



2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) ait bizlerin rehabilitasyonu için kurulmuş Florya özürlüler kampında bir hafta kalmak için defalarca başvurdum, 2009 yılında bir kez geldi o kadar. Her başvurumda “Türkiye’nin tamamına yetişmeye çalışıyoruz, talep yüksek” dediler. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Türkiye'nin geneline neden yetişmeye çalışır ki? 



2012 yılı içinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Alo153’den tekerlekli sandalyeli engelli taşıyan araç talep ettim, “bir hafta önceden aramanız gerekiyor” cevabı aldım, bir hafta öncesinden araca ihtiyacım olacağını nereden bileceksem. 



İlçe belediyesine havuz terapisi için başvurdum, maddi olarak devletin veya belediyenin her ihtiyacını karşıladığı AKDEM’in havuzunda ilk seans terapimi yaptılar, ikinci üçüncü seans terapimi yaptılar, sonrasında havuzda bir tamir çalışması yapıldı ve bana bir daha geri dönüş yapılmadı. 



Özel hastaneler bizim gibi engellilerden faydalanmak için “ücretsiz sağlık hizmeti veriyoruz” deyip kampanyalar yapıp engelliyi kandırmaya çalışır veya “ücretsiz tedavi” deyip üzerimizden devletten para alırlar. Ama bir çok hastane engelli için gerekli şartları yerine getirmez. Bir çoğunun girişleri doğru düzgün değil, birçoğunun verdiği tedavi saçma sapan. 


Bir tekerlekli sandalyeli olarak İstanbul içinde seyahat ederken özel araç değil, toplu taşımayı tercih eden birisiyim. Bunun başlıca nedeni; özel aracın doğaya salacağı egzoz gazı, özel aracın trafiği işgali ve neden olduğu sıkışıklık nedeniyle oluşacak zaman kaybı. NOT: Toplu taşıma da özellikle raylı ulaşımı seçiyorum, çünkü otobüs metrobüs minibüs gibi araçların içleri, şoförleri ve yolcu indirip bindirdiği durakları biz tekerlekli sandalyelilere uygun değil. 


Engelliyi rehabilite etmesi gereken ve 2008 yılında hizmete başlayan Özel Eğitim Rehabilitasyon kurumlarının, devletten ücretini alıp engelliye tedaviyi doğru düzgün vermez. Birçoğunun girişi uygun değil, birçoğunun tuvaleti veya asansörü saçma sapan, birçoğu da telafi için geri dönüş bile yapmaz. İlçemizde bulunan kurumların tamamında aynı muameleye karşı karşıya kalmış bir engelliyim. 



İlçe belediyemizin Kültür merkezinden, sosyalleşmek için sinema, tiyatro, konser aktivitesi için bir kaç defa bilet talep ettim, hepsinde de “biletlerimiz bir ay öncesinde tükendi, bilet almak için aybaşında başvuru yapmanız gerek” dediler. Sanki aktiviteler aylar öncesinden belli oluyormuş gibi. Sonuçta bir tekerlekli sandalyedeyim, bir kenarda oturup sergileneni seyredeceğim. Tanıdıklarına giden biletler havada uçuşuyor, sanki bilmiyorum. 


Kaslarımın gevşemesi için Botoks iğnesi vurulmam istenir, muayene olurum, sıraya girerim, aylarca sıra gelmez. Sanki tüm ülke tüm İstanbul iğne vurulmak için bekliyor. 


2012 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) başkanlığına yeni anayasa çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla engellilerin dezavatajları konuları hakkında göndermiş olduğum iki adet taahhütlü mektubuma “alınmıştır” cevabı bile gelmedi. TBMM başkanlığı Cemil Çiçek'e gönderdiğim taahhütlü mektuplara cevap gelmediği gibi. 


Devlette veya özel eğitim veren hastanelerde verilen tedavi sırasında bana dokunmadan egzersiz seansı yapan fizyoterapistler oldu… Bu fizyoterapist arkadaşlar mesleği seçerken hastayla temas ederek şifa vereceklerini bilmiyorlar mıydı? Bilmediklerini sanmıyorum, bilerek mesleği seçiyorlar ve hastaya dokunmamak için dokuz doğuruyorlar. 


Çevremdeki akraba, arkadaş ve komşularımız önerdikleri saçma sapan tedavi şekilleriyle kafa karıştırdılar ve doğru düzgün tedavi görmemi engelledi. Doğru dürüst düzenli yapılması gereken tedavimde hep yalnız bırakıldım. 


Sağlığımın daha iyiye gitmesi için havuz terapisi almam gerekti, bunun için 2008 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) başvurdum, “bu havuz terapilerine 16 yaşından büyükleri alamıyoruz” dediler. Engelliler arasında yaş ayrımcılığını ilk defa duydum. 


2009 yılında damar tıkanıklığı yaşadım ve yüz felci geçirdim... Sokağımızda bir köşede otururken felç geldiğini anlayınca ilk önce küçük kardeşimin yardımıyla anında yarım litre soğuk suyu başımdan aşağı döktükten sonra Cerrahpaşa’ya acile gittik. Acilde bulunan doktor bana müdahale edip bir kaç saat içinde kendime gelmemi sağladı, çıkış yaparken de Coraspin verdi “bunu altı ay boyunca kullan” dedi. Coraspin'i kullanmaya başladıktan beş ay sonra Aralık ayında sabah saat 05:00’de tuvalet için gittiğim banyoda içinde parçacıklar bulunan kan kusmaya başladım. Kardeşim hemen 112’yi aradı, ama on beş dakika olmasına rağmen ambulans gelmedi, evimize 100 metre mesafede olan merkeze koşarak giden kardeşim bir bakmış ki ambulans hazır kapıda çıkış için doktorun gelmesini bekliyor. Kardeşim telaşla içeriye girmiş bir bakmış doktor hâlâ odasında uyuyor, hemen doktoru uyandırmışlar ve ambulansa binip bize gelmesini sağlamışlar. Eve gelen hanımefendi doktor uykulu gözlerle tansiyonuma ateşime baktı, kan kustuğumu öğrendikten sonra “senin bir şeyin yok, sabah Dahiliye’ye gidebilirsiniz” dedi ve gitti. Uykusunu aldıktan sonra uyandığında, artık beni rüyasında gördüğünü arkadaşlarına anlatır. Evdekilerin içi rahat etmediği için beni arabayla hemen Samatya hastanesine götürdüler, acile girdik ve tekrardan tansiyon ölçümü, kan ölçümü, idrar tahlili derken bana sedyede müdahale ettikten sonra tam 16 saat müşahede odasında kaldım. Sonuç mu? Mide koruyucu almadan Coraspin kullandığım için mide kanaması geçirmişim ve artık "Ülser sahibi olduğum" söylendi. O gün burnumdan hortum salınarak midem de yıkandı, o gün ve sonraki günlerde iki defa ağızdan hortum salınarak Endoskopi de yapıldı. 


Açıköğretim okuduğum 2009 ila 2011 yıları arasında 24 adet sınavıma binaların ikinci üçüncü katında girmek zorunda bırakıldım, “ben tekerlekli sandalyelim” deyip raporumun fotokopisini defalarca taahhütlü olarak Halk eğitim müdürlüğüne, il ve ilçe eğitim müdürlüklerine, Ankara Milli eğitim bakanlığına gönderdiğim halde, bana bir kez bile cevap verilmedi. Gelen bazı cevaplardaysa bana "sınava sınav yerinde girilir" oldu. 


2018 yılında yüzde 80 engelli raporum olduğu halde, ÖTV'den muaf olabilmek için Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma hastanesine (EAH) ve Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesine (EAH) onlarca muayeneye girdim, ama hastaneler benim engel yüzdemi bir puan düşürdü ve sol tarafı felç, beyin hasarlı olan bana "sen tertibatlı araç al kullanırsın" deyip ÖTV indirimi yapmayıp "ÖTV indirimi ve engelli plakası alamazsın" dediler. ÖTV muafiyeti alan o kadar çok sağlıklı var ki, birçoğu rüşvetle, sahte belgeyle veya araya giren birileriyle bunu yapıyorlar. 



2018 yılında BİMER'e (Başbakanlık İletişim Merkezi) henüz beş yıl önce hizmete giren Marmaray raylı sistem toplu ulaşım ağı için bir başvuruda bulundum. “Ağın sadece Kazlıçeşme ve Ayrılık çeşmesi istasyonlarında birer asansör var ve onlar bozulduğunda biz tekerlekli sandalyeliler bu ağı kullanamıyoruz” deyip, “eve geri dönüyoruz” dedim. Bu ağda beş istasyon olduğunu belirtip “iki başlangıç istasyonu var ve sadece onlara birer asansör konulmuş, diğerlerinde ikişer asansör var” dedim. Hatta öneri olarak, “alternatif asansör yapılsın veya karayollarındaki gibi rampalı bir üst geçit yapılmasını” sundum. BİMER'den bana gelen cevapsa: “Marmaray ağını biz yapmadık, lütfen bu ağı yapan şirketlere başvurunuz” oldu. Kendilerinin yapması gerekli irtibatı ne yazık ki bana yaptırmayı uygun gördüler. 



Sol tarafım felç olduğu için 23 yıldır sol omzumu, kolumu, elimi ve parmaklarımı tam olarak kullanamıyorum, yani sadece sağ tarafımı kullanabiliyorum. Bu nedenle manuel tekerlekli sandalyenin sol tekerini itemem veya çekemem, yani ev dışında dışarıda illa ki akülü tekerlekli sandalye kullanmam şart. Bu yüzden de ev dışında akülü tekerlekli sandalye kullanıyorum, zaten buna da mecburum. Bende bulunan sağlık raporunda "Akülü tekerlekli sandalye kullanabilir" yazısı altındaki kutucuk işaretli değil, işaretli olmadığı için bir tekerlekli sandalye alırken devletin verdiği indirim gibi imkanlarından yararlanamıyorum. 2019 yılının ortalarında gitmiş olduğum Haseki Eğitim ve Araştırma hastanesinde girmiş olduğum fiziksel muayenede bana "sen ayakta durabiliyorsun, fizik tedavi gördüğün taktirde yürüyebilirsin" denilip, "devletin verdiği imkanlardan faydalanamazsın" denildi. Bu devlet, bu hükümet bana ve benim gibilere hem gerekli yeterli fiziksel tedaviyi vermiyor, hem yaşamımda büyük yeri olan akülü tekerlekli sandalye için "imkanlardan faydalanamazsın" diyor. 
NOT: 2020 yılı Kasım ayında Bahçelievler'de bulunan İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine gidip "evde kullanmak için manuel bir tekerlekli sandalyeye ihtiyacım var, bir rapor yazabilir misiniz?" Dedim, onlarda evraklarımı kontrol etti sonrasında fiziki muayenemi yapıp kapsamlı bir rapor hazırlanıp heyete sunuldu ve kabul edildi. Bende raporumun çıktısını alır almaz 21.11.2020 günü evde kullanmak için manuel tekerlekli sandalye aldım


Doksanlı yıllarda lisede okurken, Kızılay okula kan yardımı almak için her geldiğinde kan vermiş kan kartı olan bir kişiyim, ama ben 1996 yılında beyin kanaması geçirip ameliyat olduğumda gerekli olan kanı Kızılay bana sattı. 



Devlet, hükümet veya belediyeler tarafından engelli için sunulan plan gibi proje gibi geri ödemesiz hibe gibi birçok imkan, yalan veya istenilen şartları saçma sapan. Engelli için sunulan birçok plan, proje veya hibelere başvurum olduğu halde hepsinden olumsuz yanıt aldım. Başvurularımın, ya onlarda ya da bende belgesi var, gerektiğinde veya istenildiğinde ulaşıla bilinir. Son olarak 2019 yılında “Engelli ve Hükümlüye 50.000-TL hibe almak için İŞKUR’u arayın” dendi, ama tırt çıktı. Şartlarını sormak için bile aradığımda bana "böyle bir şeyin olmadığı" söylendi. 


2019 yılının Mart ayında bir kaç yıldır ağrı ve acı çektiğim Safrakesemde bulunan taşlardan Bezmialem vakıf hastanesinde geçirdiğim bir saatlik operasyonla kurtuldum. Bu ameliyat ben dahil herkesi korkuttu, operasyon için karar alma aşaması, ameliyat anı ve sonrası bizi çok zorladı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüldü, ameliyattan 15- 16 saat sonra eve taburcu oldum, yaklaşık on gün boyunca bazı zorluklar çeksem de her şey yolunda gitti ve bir ay içinde eski halime döndüm. Normale dönmem biraz geç oldu, çünkü operasyon karın bölgemde dört delik açılarak Laparoskopik işlemle yapıldığı için en ufak bir hareket etmemle veya zorlamada sorun yaşama ihtimali bir sağlıklıya göre benim daha çok ağrı acı yaşamama neden oldu. Bunun yanı sıra benim çok dikkatli olmam gerekliydi, çünkü ben en ufak hareketimle tüm kas ve eklemlerimi zorlayan bir kişiyim. Bu operasyon için benden 2.000- TL alındı ve 13- 14 saat sonra eve taburcu oldum, bir kaç gün gözetim altında bile tutulmadım. 


2020 yılı başlarında dünyanın başına bela olan Corona Covit-19 salgınında 11 Mart civarında ülkemizde vakalar ve ölümler görülmeye başladı. Virüs bulaşabilme riski nedeniyle hastanelere ve sağlık ocaklarına girilip çıkılmaz oldu, çünkü virüslü kişiler de bu sağlık kuruluşlarına girip çıktılar. İstanbul'a iki Pandemi hastanesi yapıldı, bu hastanelerin durumunun ne olduğu meçhul olmakla beraber, insanımız toplu taşımayla devlet ve özel hastanelere Corona şüphesi ile gidip geldiler. 



Corona Covit- 19 döneminde kronik ve sağlığında sorun yaşayanlar için bir düzenleme yapıldı ve raporu olanlar ilaçlarını, hastaneye veya sağlık ocağına gitmeden de eczaneden alabilme hakkı verildi. Bu düzenlemeden ben yararlanamadım, çünkü 24 yıllık beyin hasarlı bir kişi olmama rağmen 24 yıldır kullandığım ilaçlarım olmasına rağmen benim bir raporum yok. 24 yıldır her ay hastaneye veya Sağlık ocağına gidiyorum ve ilaçlarımı yazdırıyorum. Defalarca beyin hastalıkları uzmanlarına, fiziksel tedavi uzmanlarına veya Eğitim ve Araştırma Hastanelerine (EAH) başvurduğum halde, bana hep "hayır" cevabı verildi, neden olarak da "sağlık kuruluşlarına her ay gidebilecek kadar sağlığımın yerinde olduğu" söylendi, bu yüzden bu hakka sahip olmamın gereksiz olduğu ön görüldü. 
Şu anda olağanüstü bir durum var ve ben kas gevşetici Lioresel ilacımı, kas ağrılarım için kullandığım Cabral ağrı kesici ilacımı aylardır almıyorum/ alamıyorum. 

2020 yılının ilk aylarında dünyanın başına bela olan Corana Covid-19 salgınına önlem olarak 2021 yılı Haziran ayında ‘acil kullanım onaylı’ Biontech aşı sıram gelince ilk dozumu Yedikule Göğüs Hastalıkları hastanesinde oldum. Sağlıkçı olan bazı tanıdıklarım bana; sağlık sorunlarım olduğu için ölü hücreden üretilen Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısını olmamı önerdiler, “canlı hücreden Almanya Phizer Biontech aşısı sende tepki verebilir, aşı olmak için acele etme” dediler. Bana aşı hakkı tanımlandıktan sonra bir hafta boyunca Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısı için randevu almaya çalıştım, ama randevu verilmedi, ama bazı engelli tanıdıklarım sağlıkçı yakınlarının araya girmesiyle Çin’in Sinovac şirketinin Coronavac aşısını yaptırdılar. Bu ülke böyle bir ülke işte, bu haksızlıklara tepki gösterince bana kızıyorlar. Baktım Coronavac için randevu alamıyorum, bende Biontech aşısının canlı hücreden üretildiğini bile bile randevumu alıp aşımı oldum. Belki bir zararı olmayacak belki de olacak, bilemiyorum, bunu sağlıkçı veya bir bilim insanı olmadığım için bilmem de imkansız, daha doğrusu piyasada olan bu aşıların acil kullanım onaylı olması nedeniyle kimse bilemez. Benim hak gaspını sevmeyen bir yapım var ve usulsüz iş yapmayan biri olduğum içinde birilerini araya sokup Çin’in Coronavac aşısını olmadım. 


1996 yılında beyin kanaması geçirdim, ameliyatla sadece hayatım kurtuldu ama sol tarafımda felç kaldı. Halk arasında 'İnme', tıp diliyle 'Hemipleji' denilen bu durum, beyin damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkan ve vücudun sağ ya da sol bölgesini etkileyen sinir sistemi hastalığı. Benim ise hem sol tarafım tamamen felç yani Hemipleji, hem de bunun yanı sıra sağ bacağımın yüzde seksen oranında bir etkilenme durumu söz konusu ve buna da “Tripleji” deniliyormuş. Ama ben ve birçok sağlıkçı bu saate kadar sadece sol tarafımı felç sanıyorduk, meğer sağ bacağımda bu felçten çok etkilenmiş ve dengemin olmamasının asıl nedeni sağ bacağımmış. Benim etkilenmeyen tek yanım ise sadece sağ kolum, yani 1996'dan beri tüm vücudumu sağ kolum idare ediyor. Sağ kolumda ise şöyle bir sorun var; 1996 yılında ben yoğun bakımdayken bir hemşire faydası olur niyetiyle sağ kolumu hareket ettiriyor ve egzersiz sırasında sağ kolumun dirseğinde bir kanamaya neden oluyor ve o bölgede çok büyük bir kısıtlanmaya neden oluyor. Kısacası 1996 yılından bu yana tek kullandığım kolum ne tam olarak açılıyor ne tam olarak kapanıyor. 2004 yılında gerçek bir yürüyebilme için profesyonel olarak sol tarafımdaki felç durumunu geçirmek için fiziksel tedavi rehabilitasyona başladım. Bu tedavi başladıktan 18 yıl sonra 2022 yılı Temmuz ayında öğrendim ki; bu saate kadar yürüyemememin asıl nedeni sağ bacağımdaki felç durumunun göründüğünden ağır olmasıymış. 2004 yılından bu yana çok aşırı şekilde emek güç enerji sarf ettim, tek niyetim ise sol tarafımdaki felç durumunu geçirmekti eğer farkında olsaydım sağ bacağıma da aşırı özen gösterirdim. Hatta sol tarafıma iki defa Botoks olduğum halde hiç faydasını göremedim, ama her iki enjektede de sağ bacağıma hiç dokunulmadı. Çok yazık çok, muhatabım olmuş tüm sağlıkçılara yazıklar olsun. Egzersiz konusunda 2019 yılında tanışmış olduğum Erdem Elma ile egzersiz seanslarına başladım ve o bana "aslında senin sağ bacağında çok etkilenmiş, bu yüzden senin yürüyebilmen gerçekleşmemiş ağabey, yoksa sadece sol tarafında felç söz konusu olsaydı hastalığının ilk yıllarında yürüyebilmen gerçekleşir, sorunun kalmazdı" dedi. Ve bunun yanı sıra "sağ bacağımdaki bu felç durumu sağlık raporumda yer almıyor, yıllardır düşük yüzde ile raporumla işlem yapılıyor" dedi. 

Aşağıda bulunan linke tıkladığınızda, 2010 yılında akülü tekerlekli sandalye ile dışarıya çıktığımda yaşadığım sorun sıkıntı ve zorlukları görebilirsiniz. 

Aşağıda bulunan linke tıkladığınızda ise; bir acil servis doktorunun ilgisizliği sonrası tekerlekli sandalyeli olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten tüm hükümetlerin bana yaptığı eziyetleri ve iç ettikleri haklarımın tamamını görebilirsiniz. 




BU ÜLKEDE YAŞAYIP TA SORUNLARDAN ZORLUKLARDAN ŞİKAYETÇİ OLAN VATANDAŞI ANLAYABİLİYORUM, AMA BU ÜLKEDE BEN VE BENİM GİBİ ENGELLİLER YOK SAYILIP, DALGA GEÇİLİYOR. YİRMİ YIL ÖNCE DE BÖYLEYDİ ON YIL ÖNCE DE BÖYLEYDİ ŞU ANDA DA BÖYLE VE GELECEKTE DE BÖYLE OLACAK. SANIRIM BU SADECE TÜRKLERDE OLAN BİR GEN


1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...