beyin felçli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyin felçli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2024

Şile Engelliler Kampı'nda beş günlük bir macera...




22.07.2024 

Sabah saat 07:30'da uyandım, beş on dakika sonra annem geldi, saat 08:30 civarında ortanca kardeşim geldi ve saat 09:00'dan sonra annemle kardeşimle birlikte çantalarımızı alıp evden beraberce çıktık. Ben AKDEM'e tekerlekli sandalyemle onlar ise araba ile gittik. 

AKDEM binası içinde Şile Engelliler Kampı’na iki ailenin beklediğini gördük ve biz oraya vardıktan sonra da iki üç aile daha geldi. Saat tam 10:00'da otobüs geldi ve binadan çıkıp otobüse yönlendik ve eşyalarımızla beraber otobüse bindik. Otobüs, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin şehir içinde kullandığı sarı otobüslerden idi, ben tekerlekli sandalyemle rampalı olan orta kapısından bindim, ama otobüs içinde benim için ayrılmış yere tam yanaşamadım çünkü 15 günlük tatile gider gibi iki üç bavulla gelmiş olanlar vardı ve bavullarını engelli için ayrılmış bölüme koymuşlardı. Başka bir tekerlekli sandalyeli gelince o bavullar mecburen o bölgeden biraz daha değişik bir yere taşındı ve o tekerlekli sandalyeli ile ben yerimize yarım yamalak yerleştik. Kimsesinde umursama yok, ne olur sanki o bize ayrılmış bölgeye dokunmasanız. 

Şile'ye yolculuğumuz 10:30 ile 12:00 arası sürdü, Şile ilçesinde Sofular köyü ve Alacalı’yı geçip saat tam 12:00’de Şile Engelliler Kampı önünde idik, hem de tam dört otobüs. Yaklaşık yirmi dakika civarı da orada bekledikten sonra kamp içine girebildik çünkü herkesin inip kayıt yaptırması ve oda numarası ile anahtarı alıp otobüsle tekrardan kamp içine dağılması gerekti. Ben çantalarımıza bakarken annem hemen dışarı çıktı ve benim kimliğimle işlem yaptırıp 56 numaralı odanın anahtarını alıp beş dakika sonra otobüse geri geldi. 

Dışarısı çok sıcak, klima yüzünden otobüsün içi serin idi...

Otobüs numaramıza yakın bir yerde bizi ve çevresindekileri indirdi, bizde hemen annem ile evimize girdik. Evimiz elli metrekare filan, bir artı bir iki odalı, klimalı, buzdolaplı, gardıroplu, sebil su cihazlı, televizyonlu, masası sandalyesi olan balkonlu, Amerikan mutfaklı birçok güzel bir ev. 

Bugün Pazartesi, iki gün önce geçen haftaki ziyaretçiler çıktığı için sebildeki su, yatak örtüleri yenilenmiş, her yer tertemiz yapılmış idi, tuvalet kağıdı ıslak mendil, havlu kağıt konulmuştu. Kampta bu evlerden 74 adet var, kamp içinde her yer ve ev içinde her yer tekerlekli sandalyeye ve görmeyenlere uygun. 

Kamp içinde araç yolu olsa da pek otomobile rastlamadım, bir otopark ve içinde araçlar var, sanırım o araçlar kamp çalışanlarına ait. 

Saat 12:00'de annem ile beraber kamp içinde bulunan bir binaya giderek öğle yemeğimizi yedik, ben bir masaya yanaştım annem ise yemeğimizi alıp masama yanıma geldi. Mercimek çorbası, döner, pilav ve ayran vardı. 


Saat 14:00'de bir salonda bilgilendirme (Brifing) toplantısı yapıldı, o toplantıya sürpriz bir isimle katıldım. O toplantıya bir saat önce karşılaştığım ve uzun yıllardır tanıdığım Adnan Saygılı ağabeyim ile katıldım. Güzel bir sunum yapıldı ve beraber o sunumu dinledik. Çok güzel bir brifing idi ve salonda yüz kişi filan vardı. Bu beş günlük tatilde ne var ne yok, ne nerede nasıl, ne zaman etkinlik var, hepsi tanıtıldı. Kamp süresince tüm imkanlardan haberdar edildik ve bunun yanı sıra şikayetlerde alınıp çözümleri için notlar alındı. 

Kampta aşırı kalabalık derecede tekerlekli sandalyeli var, yaşlı genç çocuk ve çoğu da benim gibi akülü tekerlekli sandalye kullanıyor. Bunun yanı sıra zihinsel faaliyeti yeterli olmayan çocuk ta çok. 


23.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda ikinci günüm ve her şey çok güzel, hem annem için hem benim için her şey yolunda. Dün akşam kamp içinde bizim eve yakın bir alanda bir etkinlik düzenlendi. Bu organizasyonda müzik eşliğinde herkesin eğlenmesi sağlandı. Bol bol oyun havası çalınıp katılımcıların güzelce eğlenmesi sağlandı. Karaoke yapıldı, Ankara havaları çalındı, Doğu havaları çalındı, Trakya havaları çalındı ve tüm herkesin meydanda oynaması sağlandı. 


24.07.2024

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; Şile Engelliler Kampında var olan ücretsiz ortak imkanlar.


- Ücretsiz WİFİ... 

- Sabah öğle akşam yemek ve 16:00 17:00 arası ara öğün var... 

- Kafeteryada sınırsız çay kahve var... 

- Kampta her evde sürekli sıcak su ve klima var... 

- Akülü tekerlekli sandalyem için portatif şarj istasyonları var... 

- Kampta her evde buzdolabı, TV ve her odada gömme gardırop var... 

- Kampta 24 saat hemşire ile sağlık hizmeti var, duruma göre hastaneye sevk yapılıyor... 

- Randevu ile kuaför hizmeti var... 

- El emeği kursları var… 

- Fitnes aerobik egzersiz salonu ve eğitmenleri var… 

- Kamp içinde gezine bileceğin bisiklet hizmeti var.. 

- Her evde odalarda tavanda, namaz kılanlar için Kıble yönünü gösteren işaretler var. 

- Hemen her gün profesyonel kişiler tarafından bilinçlendirme bilgilendirme seminerleri düzenleniyor.


25.07.2024 

Bugün Şile Engelliler Kampı'nda saat 11:00'de toplantı salonunda bir seminere daha katıldım. Bu toplantının konusu; Engelli Yasal Hakları idi. Konuşmayı bir avukat yaptı ve bu sunumun tamamını ekranda yazı ve görüntü ile destekledi. Toplantı sonunda da ona ulaşılabilecek iletişim bilgileri verildi. 

Şile Engelliler Kampı’na geldikten birkaç gün sonra akünün performansı tamamen düştü. Evde gece sabaha kadar şarjını dolduruyorum, ama kamp içinde üç yüz beş yüz metre ilerledikten sonra akü birdenbire bitmeye başladı. Son aylarda aküde performans düşüşü vardı, her nedense buraya geldiğimde bun düşüş ikiye üçe katladı.  Bir gün içinde iki defa akü şarj etmeye başladım. İstanbul’a döner dönmez parasını bulup hemen aküyü yenilemem lazım. 


26.07.2024 

Bugün saat 11:00'de bir seminer daha yapıldı. Bugünkü konferans salonundaki seminerde 'İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SAĞLIK DAİRE BAŞKANLIĞI Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü tarafından görevli iki hanım kişi tarafından hem uyuşturucu alkol sigara ve teknoloji bağımlılığı anlatıldı. 

Şile Engelliler Kampı'nda odanın duvarları ve tavanları tertemiz çünkü odalarda sigara içmek yasak. Bu yasağa herkes uyuyor ki odada is kir leke koku yok. 

Adnan ağabey ile sohbet ederken bir ara bana; "Apo yarın eve dönüyoruz, inan ki burada parayla kalma imkanım olsa parasını verir burada on beş gün daha kalırdım", bende "sen merak etme ağabey aynı şeyi bende düşünüyorum" dedim. 

Bu kamp tam biz tekerlekli sandalyeliler için, keşke para vererek de kalabilsek burada. Çünkü tüm imkanlar biz engellilere göre uyarlanmış. Ne yerler var, bir sürü para saçarak rezillikler yaşadığımız; girişi, balkonu, tuvaleti, banyosu, mutfağı hiç uygun olmayan. Yine para saçarak yemek yiyemediğimiz, çay kahve içemediğimiz. 

Anneme, Adnan ağabey ile aramızda geçen bu konuşmayı anlattım ve annem bana dedi ki: "bir hafta yetmedi herhalde size" oldu. Annem her zaman ki gibi yanlış anlama ustası, hiç farkında değil buranın biz tekerlekli sandalyeliler ve tüm engeller için kusursuz olduğunun. 


27.07.2024

Saat 06:00'ya gelirken uyandım, bir daha da uyku tutmadı ve televizyonu açıp zaman geçirmeye başladım. Saat 08:00'e gelirken de annem geldi ve beni yataktan kaldırıp tekerlekli sandalyeme oturttu. Gerçi beş gündür aynısını yapıyoruz, bugün sadece biraz daha erken uyandım. 

İlk önce annem eşofmanımı giydirdi sonra lavobaya gidip elimi yüzümü yıkadım ve tişörtümü giyip evden çıktım. Doğrudan annem ile beraber kahvaltı salonuna gittim, o ikimize kahvaltı alırken bende masa seçip masaya yerleştim. Annem kahvaltıyı getirdikten sonra on beş dakika içinde yeme işlemini halledip evimize gittik. Annem kahvaltı öncesi eşyaları çantalara toplamıştı, bende her şeyimi kahvaltıya gitmeden çantamı toplamıştım. Lavabo tuvalet işimizi hallettik ve tekrardan her şeyi kontrol edip çantaları alıp kampın giriş kapısı önüne kadar gittik. 

Bir baktık orada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait beş altı otobüs vardı, her otobüsün camına nereye gideceği yazıyordu. Denildiği saat 10:00'da bizim otobüsün yolcuları tamamdı, ama diğer otobüslerin yolcuları tamamlanmadan yola çıkmadık. 

Saat tam 10:30'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait toplu taşıma otobüsleri Şile Engelliler Kampı'nın kapısından çıktı, Şile bölgesinin ormanlarını hep beraber aşıldı, otobana çıkınca ve sonrasında Beykoz'da İETT garajında mola verince otobüsler İstanbul’a dağıldı. 

Kamptan 10:30'da çıktık, saat tam 12:30'da kampa gitmek için bizi aldıkları yerde Zeytinburnu ZEYRAM önündeydik. Şile Engelliler Kampı'na giderken bir buçuk saatte gittik, Zeytinburnu'na geri dönerken iki saatte döndük. 

Engelliler arasında da çok yabani acımasız var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. 

Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli vardı, belli ki zihinsel bir sorunu var ve çok az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelliyi defalarca tersledi. O çocuk ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu. 

Şile Engelliler Kampı'nda o kadar rahat bir beş gün yaşadım ki; evime kendim girip çıktım hem de anahtarla kapıyı kilitleyip açarak. Amerikan mutfak olduğu için her işimi çok daha rahat şekilde kendim gördüm. Lavabo işlerim çok rahattı, el yüz yıkama veya diş fırçalama gibi. Annemle tuvalete klozete gidişim gelişim daha sorunsuzdu, neredeyse hiç sorun yaşamadım. Kafeteryada çay kahve alırken veya soğuk su gibi ihtiyacımda sebilden hep kendim hallettim, sadece içeceğimin masaya konulması konusunda birilerinden ricacı oldum. Kamp veya ev içerisinde tekerlekli sandalyemle hiç zorluk çekmeden her yere girip çıkıp kimseden yardım istemeden gezindim. 

Engelliler arasında da çok yabaniler acımasızlar var... Karşındaki bir zihinsel engelli veyahut fiziksel olarak kendine hakim değil, ama sen ona bu kusurlarından dolayı gülmüyorsun, gülümsemiyorsun, onu önemsemiyorsun, o yokmuş gibi davranıyorsun, hatta onu tersliyorsun veya ona surat yapıyorsun. Ondan bir selamı eksik ediyorsun. Yaşı yirmilerde bir tekerlekli sandalyeli var, belli ki zihinsel bir sorunu var ve az da olsa fiziksel sorunu var. Kimseye zararı olmayan bir çocuk, kimsesine de zarar verecek bir çocuk değil. Sadece bir kalabalık görünce yaklaşır dilinin döndüğünce selam verir veya eliyle “ne yapıyorsunuz?” Der. O kadar. O zihinsel engelli böyle diye kalkıp onu dışlamak insanlık dışı, resmen acımasızlık vicdansızlık utanmazlık. Dört beş günlük kamp maceramda aynı vicdansız o tekerlekli sandalyeli o zihinsel engelli çocuğu defalarca tersledi, ne zaman yanlarına yanaşsa onu kovdu.  Bu çatışmalarına ne zaman şahit olsam; gözüm yaşardı. 


Giriş - çıkış kapısı


Evleri

Evleri 

Odamın anahtarı

Balkonu 

Öğle yemeği 

El beceri kursu 

Oyun salonun 

Dolunay 

Kümes 

Kamp Etkinlik Panosu


Üç boyutlu tablo 


Kuş yuvası, Lamba, Tablo 


Kafeterya; akülü tekerlekli sandalye şarj istasyonu 


Toplantı, Brifing, Seminer salonu 


Yemek salonu 


Evin içinden 


Üç boyutlu bisiklet tablosu 


Oyun salonundaki tablolar 


Tuvalet, dolap ve oda 


Salon; TV, gömme dolap ve Amerikan mutfak 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 


                                      Evin önü; 56 numara 


Cadde, Bisiklet yolu, Kaldırım, Sarı çizgi 



Yemekhane ve Kafeterya 


Yemekhane ve Kafeterya önünden

8 Mayıs 2014

Gelecek için duyarlılık


Kimseye derdimi anlatamıyorum, ben sadece kendini düşünen biri değilim...

Benim derdim, gelecekteki engelliler yaşadığım zorlukları sorunları sıkıntıları yaşatmamak. Engelliler hep var olacağı için geleceğin engellilerine, bilinçli bilgili duyarlı anlayışlı bakış açılı bir toplum bırakmak. Unutulmaması gerek “bu toplum her zaman engelli doğuracak, her zaman engelli birileri bu yaşama “merhaba” diyecek”. Ben çevremde bulunan üç beş kişiyi eğitsem bilinçlendirsem bana yeter, benim yaşadığım sorunu zorluğu sıkıntıyı resimlememin nedeni bundan, sorunları zorlukları sıkıntıları yazmamda ki sebep bundan.

Bu toplum engelliye karşı bilinçlenecek duyarlı olacak, çünkü bu dünya bunu on yıllar önce yaptı. Bu sebeple dünyanın birçok ülkesinde, engelli rahat, sağlıklı rahat, yöneticiler rahat. 

3 Nisan 2014

Zeyram'da Damar okuma sistemi

Bugün saat 13:30 gibi Zeyram’a tekrar gittim, “tekrar” diyorum çünkü bu kuruma dört beş yıldır gidiyorum ve dört beş yıldır da aynı sorunları yaşayıp duruyorum.

Zeyram kendini geliştirmek istemeyen bir kurum, biz uzaya gitsek onlar mağarada yaşamak için çaba gösterir. Bir engelli merkezi; neden engellilere uygun bir yapıya sahip olmak istemez, bilmiyorum. Engelli işlerinin görüldüğü bu Zeyram adlı devlet kurumunda düzgün bir rampa yok, binanın üst katına çıkmak için asansör yok, sağında solunda odalarında tümsekler basamaklar var.

Bugün Zeyram’a gidiş sebebimse; sağlıkta Damar okuma sistemine geçilmesi nedeniyle kendimi makineye tanıtmak istememdi. Özel eğitim kurumundan eğitim almaya devam edebilmem için elimin Damar okuma sistemine kaydımın yapılması için oradaydım. Ne yazık ki Damar okuma sistemine kaydım gerçekleşmedi, çünkü Damar okuyan makineyi kurum binasının üst katına koymuş olmaları.

Zeyram binasına yine birilerinin desteği ile rampasından inip çıktım. Saçma sapan rampasını aşıp bina içine girdim, bina içine girince üst kata çıkmam gerekli olduğunu öğrendim. Üst kat, çünkü çok bilen bu arkadaşlar Damar okuma sistemi makinesini ikinci kata koymuşlar.  Rampası asansörü olmayan bir engelli merkezinde Damar okuma sistemi makinesini bir üst kata konuluyor. 

Israrlara rağmen ben tabi ki ikinci kata çıkmadım, öyle saçma iş yapmam beni tekerlekli sandalyemle yirmi otuz basamaklı merdivenden yukarı çıkarıp beş dakikalık bir işlemden sonra o basamaklardan aşağı indirecekler. İkinci kata çıkma işimi de kendim halledecekmişim, yani birilerini bulup onlara kendimi yukarı çıkıp aşağı indirtecekmişim.

Onlar beni eller üzerinde yukarı çıkarmayı önerdikçe, ben onlara “makineyi aşağı indirmelerini” söyledim durdum. Neredeyse beş altı yıldır Zeyram’a kayıtlıyım, beş altı yıldır da o merdivenlerden beni çıkartmaya çalışıyorlar, bense hep “hayır” diyorum.

Bana diyorlar ki “biz herkesi kucağımıza alarak çıkartıp indiriyoruz”, bende “onlar küçücük çocuk, ben 65 kiloyum tekerlekli sandalyemle 130 kiloyum”. Yıllar oldu onlar bu merdivene bir çözüm bulamadı, bulmaya da niyetleri yok.

Nasıl olsa sağlıkları yerinde hiçbir şey umurlarında değil, eğer çıkarken veya inerken bir kaza yaşanırsa da anında kenara çekilirler, bunun farkındayım.

Bu sefer iyice kızdım ve “yeter artık” dedim, ilk önce Zeyram’a rampasını düzeltmesi için ve işlemlerin giriş katında yapılması için bir dilekçe vereceğim, eğer sonuç alamazsam bu kurumun bağlı bulunduğu Milli eğitim bakanlığına bir mektup yazacağım

19 Mart 2013

Facebook paylaşım

Facebook ana sayfasında gezinirken paylaşımlara bakarken, kimin gönderdiğine bakmam, eğer hoşuma giderse beğenir veya yorum yaparım. 

Bazen o kadar güzel resimler sözler yazılar karikatürler paylaşılıyor ki, beğenmemek veya kısacıkta olsa yorum yapmamak elimde olmuyor, paylaşımı yapanı sevmesem de paylaşımını beğenir yorumumu yaparım. Bazen de o kadar saçma şeyler paylaşılır ki, bu paylaşımlardan midem bulanır. 

Öyle yazılar gelir ki içeriğinin yarısı yalan yanlış, öyle resimler paylaşılır ki belli ki efektli yani yalan, öyle sözler yazılır ki sözü söyleyenle altındaki söz yazarı arasında uygunluk yok. 

İnsanların bilgi bilinç gelişimleri ile dalga geçilir... 

Dikkat etmesem paylaşımın vebali üzerime kabilir. Burası Türkiye olduğundan insanların dini duyguları ile çok oynarlar sömürürler onları. İnsanımızda saf olduğu için resmin yazının sözün doğruluğunu araştırmadan profilinden paylaşımı yapar.

Neler var neler; biri Peygamberimiz Hazreti Muhammet’in bilgileri bir tabloda sunuluyor, doğum tarihi 571 vefat tarihi 632 bunlar doğru olarak yazılmış ama yaşı 57 olarak yanlış yazılmış ve buna kimse itiraz etmeden bu tabloyu binlerce kez paylaşılmış. Kimse dememiş Hazreti Muhammet’in doğumu ile ölümü arasında yaş 61, burada neden 57. Hadi matematik umurunuzda değil, bu saate kadar hiçbir yerde Hazreti Muhammet’in yaşını duymadınız mı?

14 Mart 2013

Vicdan meselesi...

Bazıları öyle bir yapıya sahiptir ki; engelliler için çalışıp onlar için gönüllü çalışırlar ama bu tür insanların bazıları egolarına yenik düşerler. Siyasi görüşlerinin tersi istikamette hareket edildiğinde veya maddi gelirleri tehlikeye gireceği kaygısı yaşandığı an, engellileri hemen göz ardı ederler.

Bir engelli olarak böyle bir durumla birçok defa karşılaştım. Yakın zamanda ise bu insanlar çoğaldı, bu çoğalmanın nedeni siyaset. Akp adlı siyasi partisinin on yıldır tek başına sürdürdüğü liderliği, birçok kişinin iştahını kabartıyor. Sırf bu yüzden engellileri kullanıyor, onların üzerinde para kazanıp insanları sömürüyorlar.

Bense bir engelli olarak bu yapılanların farkında bir kişiyim. Bu insanlarla iyi geçiniyormuş gibi yapıyor onların yaptıklarından habersizim görüntüsü veriyorum. Yaptıkları hoş değil ama ellerindeki gücü ve arkalarına aldıkları siyasi güç benim onlara karşı susmamı gerektiriyor, ama şimdilik.

Ben bu tür insanları çok kolay ayırt edebiliyorum, mesela yakın zamanda bana çok yakınmış gibi görünen birçok kişinin gerçek yüzünü gördüm. Bir gönüllü bayan, benimle çok iyi geçinen ve engelliler için çalışan iyi niyetli bir bayan. Onun gibi onun görüşünde olan kişilerden etrafımda üç dört kişi var. Bu bayanın yüreğinin iyi olduğu konusunda bir kuşkum yok, ama bu engelliler konusunu siyasetle bağdaştırması çok uygun düşmüyor. Kendisi bir Akp’li, yani Akp partisi içinde bir görevli, sanırım bir gönüllü. Hem engelliler için bir gönüllü hem de Akp partisine gönüllü. Bu benim için çok ters bir durum çünkü bu kişi bazen siyasi görüşüne yenik düşebiliyor ve siyasi görüşü baskın çıkabiliyor.

Bu kişi benim Facebook profil sayfamı takip eden bir kişi, ben engelliler için herhangi bir paylaşımda bulunduğum an yaptığımı beğenir beni tebrik eder. Birkaç gün önce engelliler için Facebook profil sayfamdan kısacık bir haber paylaştım, ama bu paylaşımımı beğenmedi.
 
Bu paylaşımım ise; başbakanın korumaların görme engelli bir vatandaşı tartaklamaları idi, ben bu konuyu kınadım ve başbakanı ve korumaları insanlığa davet ettim. Her nedense bu paylaşımımı bu gönüllü kişi tarafından görmezden gelindi ve asıl niyetini belli etmesini sağladı.

Siyaset, sağlığı bozulmuş bir kişiye yapılan saldırıya nasıl baskın çıkar anlamıyorum, engellilere gönülden destek veren bir gönüllü, siyasi görüşüne ters düşüyor diye, engelli gönüllüğünü geri plana atar anlamıyorum. Buradan anladığım şu; bu kişi engellilere gönülden destek veren bir kişi değilmiş.

Bir insanın siyasi görüşü; engelliye yapılanı eğer görmezden gelmesini sebep oluyorsa, vicdanını sorgulaması gerekli. İster Akp’li ister Chp’li ister Mhp’li isterse de Bdp’li olsun.

18 Şubat 2013

Niyetim "bu toplum engellire karşı ne kadar bilinçli bilgili görgülü" dedirtmek



İnsanımız değişiyor gelişiyor, bilgilenip bilinçleniyor farkındalığı artıyor. Özellikle kurum ve kuruluşlar düzeldi, eskisine nazaran şimdilerde çok iyi yanıtlar alıyorum. Belediyelerden, muhtarlıklardan, eğitimcilerden, alışveriş merkezi yöneticilerinden, toplu taşıma yapan araçlardan ve duraklarından. Düzeltemediğim tek noktaysa insanımız, insanımız çok vurdumduymaz. O kadar umursamaz ki, engelli nedir kimdir bilmiyor, birçoğu bizleri yaratık olarak görüyor. Sokaklarda bakışları rahatsız edici, araçlarını olur olmadık yerlere koymaları keza, engelli rampalarına oturup bacak bak üzerine atıp sigara içmeleri rahatsız edici.

Ben şu anki nesil için yapılacak bir şey olduğunu sanmıyorum, hedefim gelecek nesilde yetişecek çocuklar. Eğer şimdiki çocukların eğitimi sırasında biz engelliler onlara güzelce tanıtılırsak ve engellilerin önüne engel koymamayı öğretirsek, o nesil bugünlerden çok daha iyi olur. Bu ülkede hiçbir zaman engelli bitmeyecek, bu ülke hep engelli yaratacak ve bunun için yapılması gerekense bu toplumun buna hazırlıklı olması. Yapılması gerekense, doğru bir eğitimle bilinçlendirilmek, algı sahibi yapılmak ve farkındalıklarını artırmak.

Benim bir diğer niyetimse; sadece kendim için değil gelecekteki engellilere faydalı olabilmek, gelecekteki engellileri rahat etmelerini sağlamak, onlara “bu toplum engellilere karşı ne kadar çok bilgili bilinçli” dedirtmek.




Farklıyız biz!


Sokaklardaki her engelli aynı değil, her biri birbirinden farklıdır…

Tekerlekli sandalyelisi farklı, zeka engellisi farklı, görmeyeni farklı, duymayanı farklı. Nasıl sağlıklılar birbirinden farklıysa, engellilerde birbirinden farklı. Düşünceleri farklı, felsefeleri farklı, akıl fikri zekaları farklı, engelli hale gelişleri farklı. Kısacası her engelliyi, aynı kefeye koymak hata, yanlış, insafsızlık ve vicdansızlık.

1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...