kaldırım işgali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaldırım işgali etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2024

Abdi İpekçi spor kompleksi açıldı...

Dün Zeytinburnu'nda yenilenmiş olan Abdi İpekçi Spor salonunun yeni kompleksinin açılış töreni vardı. Açılışı sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacağı için buralar karışıktı, neredeyse her yer kapalıydı. 

Ben, Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonuna gidip Ayrılık çeşmesi'ne geçip Nautilus alışveriş merkezine gittim. Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonuna gidene kadar da çok zorluk çektim, çünkü o açılış nedeniyle bölgede yaya geçidi ve trafik ışıklarıyla araç yolları kapalıydı.

Bunun yanı sıra Kazlıçeşme istasyonu ve istasyona giden son yüz metre de çok kalabalıktı, istasyona varana kadar defalarca toplanmış olan beş altı kişilik insan kalabalığını aşmak zorunda kaldım. Bazısı hemen yol verdi geçtim, bazısı umursamadı bekletti. Özellikle üç dört kişilik bir grup istasyona giden kaldırımı kapattığı için beni deli etti. 

 
Her zaman üç dört dakika içinde gittiğim o mesafeyi on dakikada gittim. Bölgede zaten daracık bir kaldırım var, ya kaldırımda durup muhabbet ediyorlar ya da yan yana yürüyüp arkadan gelenleri engelliyorlar. Sağlığı yerinde olan yürüye bilenler kaldırımdan araç yoluna inip o yan yana olan üç dört kişilik grupları geçiyor, ama biz tekerlekli sandalyeliler ya on defa "pardon yol verir misiniz" diyeceğiz ya da onlarla beraber hareket edeceğiz. 

Tam istasyona ulaştım bu seferde ayaklarımda bacaklarımda kasılma titreme başladı, çünkü hem o öbek öbek gruplaşmaların umursamazlıklara sinirlendim beni çileden çıkardı hem de onları geçerken çukurları hızlı geçmek zorunda kaldım. 

Bir değil iki değil üç değil, yüz metre içinde beş altı grubu aşmak zorunda kaldım. Hatta istasyon içinde kasılan titreyen ayak ve bacaklarım için bana yardımcı olmak isteyenleri durdurup "sorun yok birazdan geçer" dedim. Hem düşüncesizce umursamazca kaldırımı kapatıyorlar hem de yardım etmeye çalışıyorlar. 

Ben kaldırımın ortasında sohbet muhabbet olan onları aşmak zorunda mıyım, ben otuz defa "pardon" demek zorunda mıyım? 



ASYA İLE AVRUPA'YI BİRBİRİNE DEMİRYOLU İLE BAĞLAYAN SON DERECE GÜZEL BİR ULAŞIM AĞI YAP, AMA EN ÖNEMLİ İSTASYONU KAZLIÇEŞME'YE ÜÇ KİŞİNİN YAN YANA GİDEBİLECEĞİ KALDIRIMI OLMASIN. 

İNSANIMIZ KADAR BELEDİYELERİMİZDE DUYARSIZ. 

6 Şubat 2018

Kadıköy belediyesinden istek...

Sayın yetkili ben yaşamını tekerlekli sandalyesi ile idame ettiren bir engelliyim. Ev dışında sokaklarda caddelerde yapılarda benim gibiler için yaşamı kolaylaştırmaya çalışan bir bireyim. 

Ekte; resimde bulunan elektrik direği kaldırımın tam ortasında konumlandırıldığı için tekerlekli sandalyemle ne sağından nede solundan geçmem mümkün değil.

Burası Kadıköy belediyesi binanıza yaklaşık 400- 500 metre mesafede bulunan Sarayardı caddesi üzerinde ve ben bu rotayı her kullanışımda sırf bu direk yüzünden yaklaşık 100 metre boyunca araç yolu üzerinden park etmiş ve hareket halinde olan trafik yolunda yolculuk yapıyorum.

Sizden bir çözüm üretmenizi beklemekteyim, ya bu direği oradan kaldırmanızı ya da sağa doğru sola doğru çekmenizi istemekteyim.



11.01.2018
Tatil günü Pazar olmasına rağmen saat 11:30 gibi Kadıköy belediyesinden bir yetkili ev telefonu ile beni aradı. Geçtiğimiz günlerde Kadıköy'deki Sarayardı caddesi üzerinde bulunan kaldırımın ortasına konumlandırılmış elektrik direği hakkında keşif yaptıklarını ve bunun için benden tekrardan bir konum bilgisi daha aldı.

Kadıköy Acıbadem'de bulunan Ahtapot gönüllüleri derneğimize gidip gelirken kullandığım Sarayardı caddesinde kaldırım ortasında bulunan elektrik direği bana sorun çıkarttığından dört beş gün önce bu durumu internet sayfalarından kendilerine bildirmiştim.

Zeynel Kozanoğlu amcam bir gün bana; eğer konu hakkında birilerini uyarmazsan onlarda hiç bir şey yapmazlar, demişti.

Belediyeden arayan bu arkadaş bana "o caddede sadece ortadaki tretuvarda elektrik direkleri var" dese de, ben o görevliyi ayrıntılı adres vererek yol kenarında bulunan kaldırımda elektrik direği olduğunu ikna ettim.

Bu gibi durumlarda ben internet yoluyla başvurumu düzgün bir dille belediyenin Beyaz masasına bildirdiğim taktirde yetkililerin bana geri dönüşleri bir kaç gün içinde oluyor. Belediyelerin bu şekilde bir çalışma düzenlerinin olduğunu bildiğim için başvurularıma yanıtları bir kaç gün içinde olumlu olarak olur. 

Bakalım bu engel için çözümleri ne olacak, nasıl bir çözüm yolu üretip engeli ortadan kaldıracaklar. 



31 Aralık 2017

Marmaray'a giden kaldırım...

30.12.2017
Saat 13:00
Bir aydır gitmediğim Kadıköy sahiline gitmek için yola çıktım, ama kaldırımda şuursuzca yürüyen birileri daha yine canımı sıktı.

İnsanlar eşlerinin yanından ayrılmamak için, ne karşıdan geleni nede arkalarından geleni düşünüyorlar…

Marmaray’ın Kazlıçeşme istasyonuna doğru daracık olan kaldırımından gidiyorum... Bir baba kaldırımı ortalamış önde gidiyor, eşi ile kızı ise kol kola girmiş tıngır mıngır arkasından gidiyor.

Ne arkadan gelen nede karşıdan gelen umurlarında, sağlıklılar kaldırımdan araç yoluna inip onları geçiyorlar sonra tekrardan kaldırıma çıkıp ve onları geçiyorlar. Ben tekerlekli sandalyede olduğum içinse yaklaşık otuz kırk metre arkalarından gittim/ gitmek zorunda kaldım.

İstasyona on beş yirmi metre kala onları geçmeye karar verdim ve hızlanıp anne kızı geçtim… Birkaç metre ilerledikten sonraysa sıra babaya gelince, “sağından mı, solundan mı geçeyim” diye düşündüm, tam sağından geçerken metrelerce kenara çekilmeyen bana yol vermeyen kızı babasına "baba kenara çekilir misin" dedi, babasıysa aniden benim önüme doğru geldi ve durdu.

Biraz aşağı doğru eğim olduğu için duramadım, zaten sağım duvar ve elim kolum neredeyse duvara sürtecek durumda, çarem yok babanın ayaklarını ezdim.

Bu duruma öyle bir canım sıkıldı ki, öyle bir canım sıkıldı ki… Babasını benim önüme yönlendiren kızı bile benim kadar üzülmemiştir.

Burada, bir ulaşım ağı istasyonuna giden kaldırımın bu kadar dar yapılması nedeniyle belediyeye mi kızmam gerekli, yoksa babasını benim önüme yönlendiren kızına mı kızmalıyım veyahut kendime mi kızmalıyım, bilemedim.


Twitter; Kaldırımda veya herkese açık bir yapının koridorunda ilerlerken eşinin elini kolunu bırakmamak için karşıdan geleni hiçe sayan insanları artık bende umursamıyor, yavaşlamıyor, yol vermiyorum ve hatta üzerlerine gidiyorum.

18 Ekim 2016

Trafiğin akışına doğru...


Bazen tekerlekli sandalyemle trafiğin akışına doğru gider araçların üzerime gelişini görmeyi tercih ederim. Nedeniyse trafikte ilerleyen araçları benim görmemin daha iyi olacağını düşünüyor oluşum. Araç sürücülerinden daha dikkatli olduğumu söyleyebilirim, çünkü onların trafikte yoğunlaşması gereken birçok durum var, bu nedenle “onların dikkatlerini dağıtmayayım” der trafiğin işleyiş yönünde giderim. Tabi ki kaldırımdan değil, araç yolundan giderim, çünkü kaldırımlar umursamaz sürücülerin park etmiş araçlarının işgali altında, çünkü kaldırımlar mağaza ve dükkanların ürünlerinin işgali altında, çünkü kaldırımlar yamru yumru çukurlu tümsekli, çünkü kaldırımlar ağaç direk tabela ile işgal edilmiş durumda

18 Kasım 2015

Zarar sizden bizden değil...

Benim iki yeğenim var, biri 12 yaşında olan Can, diğeri 7 yaşında olan Ömer. Her ikisi doğduğundan bu yana benim canım ciğerim bende onların hayatıyım. Amcalarını tekerlekli sandalyesiyle kabullenmişlerdir, beni hiçbir zaman garipsememişlerdir. 

Her ikisiyle yaşadığım o kadar güzel anlar oldu ki, bazen onlar bana yaşayamadığım anları yaşattılar, bazen ben onlara yaşattım. 

Gün geldi; Can daha dört yaşındayken, gençliğimde çekilmiş olduğum bir resmimi görünce bana “amca burada seni kim tutuyor” deyip gözlerimi yaşarttı, çünkü o beni hep yanımda birileriyle ayakta gördü. Gün geldi; Ömer daha dört yaşındayken “oyuncağını bana versene” dediğimde, yanımdan kaçıp diğer odaya gitti ve “amca gel al, ama gelemezsin ki” dedi, gözlerimi yaşarttı. 

Bazen ilgi çekmek için muzırlık yaparak bana sataşıp kavga çıkartırlar, bazen de surat yapıp istediklerini yaptırdılar. 

İnsanımız şunu algılayamıyor; o bir çocuk, onun işi yaramazlık, onun işi keşif, onun işi gücü oyun. Onların hayal gücünün yaratıcılığının geliştirilmesi gerek. 

Bazı anne babalar engellilerin çocuklarına yaklaşmasına izin vermezler, çünkü çocuklarının zarar göreceğini sanırlar. Aslında çocukları engelliden uzak tutarak çok büyük hata yaparlar. Engellileri yaşamlardan uzak tutarak yaptığınız sadece bir gerçekten onları yoksun bırakmak, yaşamlarının herhangi bir anında karşılaşacakları bir problemden kaçırmak. 

Bizlerin yaşadığı bu sağlık bozulması öyle engellenerek kaçılacak bir durum değil, engellilik öyle bir problemdir ki, nerede ne zaman karşınıza çıkacağını bilemezsiniz. Hiç ummadığınız an size sürpriz yapar “bööö” der. O an geldiğinde apışıp kalınmaması için eğitimle farkındalık duyarlılık sağlanmalı. 

Trafik kazası geçirirsiniz, beyniniz veya omuriliğiniz zarar görür engelli olursunuz… Yüksekten düşersiniz, beyniniz veya omuriliğinizde bir sorun çıkar engelli olursunuz…
Silahlı çatışma ortasında kalırsınız veya bir afet olur engelli olursunuz… 
Doktor yanlış tedavi yapar veya yanlış ilaç alırsınız engelli olursunuz…  

Bazıları çocuklarını engellilerden uzak tutarlar, çünkü engellilerin çocuklarına zarar vereceğini düşünürler, bazıları da engelli olan çocuğunu sağlıklılardan uzak tutar, çünkü onlarda sağlıklıların engellisine zarar vereceğini düşünür. Her iki tarafın ortak noktasıysa Türkiye’de yaşıyor oluşu. 

24 Haziran 2015

Sağlıklı mısın? Engelli mi?

Benim gibi bireylere bazıları; "Özürlü" der, bazıları "Sakat", bazıları da son zamanların modası olan "Özel gereksinimli birey" der. 

Aslında sağlığını kaybetmiş olan bizler, "Engelliyiz"; kaldırımlarda, rampalarda, yaya geçitlerinde, trafik ışıklarında, parklarda bahçelerde müzelerde sinemalarda tiyatrolarda, atmlerde bankalarda, özel sektörde ve devlet daireleri girişlerinde bankolarda bizler engelleniyoruz. Bizler sağlıklılar tarafından sosyal yaşamda göz göre göre hiç acımadan engelleniyoruz. 

Bir dünya hayal edin sırf engellere hizmet eden, bir dünya hayal edin yaşamın her noktasında engellinin yardımına desteğine mecbursunuz. 

ENGEL HER YERDE

3 Haziran 2015

E- devlet şifresi için Ptt şubesindeydim...

Evimize beş yüz metre uzaklıkta bulunan Ptt şubesine gidip 2- TL karşılığında E- devlet şifresi aldım. Bu şifreyi almam zorlu sorunlu olsa da imkanları zorladım ve şifremi aldım.

Üç dört gün önce aynı şubeye gittiğimde, şubenin çevresinde ve kapı önü otomobil parkı ile işgal altındaydı. Bu işgaller nedeniyle Ptt şubesiyle irtibat kuramamış eve elim boş dönmüştüm. Sadece bir tek aracın işgali değil bu; üç adet araç kaldırım rampasını ve şube girişini sağlı sollu kapatmıştı.
Ne güzel bir ülke, adeta Muz Cumhuriyeti, isteyen istediğini yapıyor. Kimse kimseyi takmıyor düşünmüyor, insanımız sermiş yatıyor ve kucağına oturacak adam bekliyor. 

Bugün aynı Ptt şubesine tekrar gittiğimde şubenin çevresi yine park eden araçlarla sarılmıştı, ama bu sefer rampanın önünde araç işgali yoktu. Ama ben içeriye yine giremedim, çünkü şubeye tekerlekli sandalyemle girebilmem için yapılmış olan rampa berbattı.

Yapmış oldukları bu rampa dardı, yüzeyi berbattı, eğimi saçma sapandı.

Şube girişinde bulunan bu berbat rampa önünde şifre kağıdımı almak için 15- 20 dakika bekledim, çünkü E- devlet şifresi almak için kimliğimi bizzat ibraz etmem ve evraka imzamı atmam gerekli. Bir tanıdık görüp ona evrakımı teslim etmek için bekledim, bir süre sonra tanıdık gördüm ve ondan özür dileyerek evrakımı teslim ettim ve onu beş dakika civarı işinden geri bırakarak işimi hallettirdim.

Çok sağ ol Recep ağabey, seni on yıldan fazla zamandır görmediğim halde, koşup yanıma geldin ve işimi hallettin.






13 Mart 2015

Araç yolunu kullanma nedenim...

Bazen insanımız bizim neden araç yolunu kullandığımızı sorgular, bazısı bizi anlasa da bazısı "anlıyorum" der kafa sallar geçer. Biz engellilerin en büyük dertlerinden biride kaldırım ve rampalara park eden araçlardır. Sürücülerimiz o kadar dikkatsiz o kadar umursamaz ki yaptıkları hatanın farkında değil. Kaldırım ve rampalara park edilen bu araçlar sayesinde bizler araç yolunda seyir yapıyoruz ve bu da çok tehlikeli oluyor.


1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...