insanımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insanımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2024

Abdi İpekçi spor kompleksi açıldı...

Dün Zeytinburnu'nda yenilenmiş olan Abdi İpekçi Spor salonunun yeni kompleksinin açılış töreni vardı. Açılışı sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacağı için buralar karışıktı, neredeyse her yer kapalıydı. 

Ben, Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonuna gidip Ayrılık çeşmesi'ne geçip Nautilus alışveriş merkezine gittim. Marmaray'ın Kazlıçeşme istasyonuna gidene kadar da çok zorluk çektim, çünkü o açılış nedeniyle bölgede yaya geçidi ve trafik ışıklarıyla araç yolları kapalıydı.

Bunun yanı sıra Kazlıçeşme istasyonu ve istasyona giden son yüz metre de çok kalabalıktı, istasyona varana kadar defalarca toplanmış olan beş altı kişilik insan kalabalığını aşmak zorunda kaldım. Bazısı hemen yol verdi geçtim, bazısı umursamadı bekletti. Özellikle üç dört kişilik bir grup istasyona giden kaldırımı kapattığı için beni deli etti. 

 
Her zaman üç dört dakika içinde gittiğim o mesafeyi on dakikada gittim. Bölgede zaten daracık bir kaldırım var, ya kaldırımda durup muhabbet ediyorlar ya da yan yana yürüyüp arkadan gelenleri engelliyorlar. Sağlığı yerinde olan yürüye bilenler kaldırımdan araç yoluna inip o yan yana olan üç dört kişilik grupları geçiyor, ama biz tekerlekli sandalyeliler ya on defa "pardon yol verir misiniz" diyeceğiz ya da onlarla beraber hareket edeceğiz. 

Tam istasyona ulaştım bu seferde ayaklarımda bacaklarımda kasılma titreme başladı, çünkü hem o öbek öbek gruplaşmaların umursamazlıklara sinirlendim beni çileden çıkardı hem de onları geçerken çukurları hızlı geçmek zorunda kaldım. 

Bir değil iki değil üç değil, yüz metre içinde beş altı grubu aşmak zorunda kaldım. Hatta istasyon içinde kasılan titreyen ayak ve bacaklarım için bana yardımcı olmak isteyenleri durdurup "sorun yok birazdan geçer" dedim. Hem düşüncesizce umursamazca kaldırımı kapatıyorlar hem de yardım etmeye çalışıyorlar. 

Ben kaldırımın ortasında sohbet muhabbet olan onları aşmak zorunda mıyım, ben otuz defa "pardon" demek zorunda mıyım? 



ASYA İLE AVRUPA'YI BİRBİRİNE DEMİRYOLU İLE BAĞLAYAN SON DERECE GÜZEL BİR ULAŞIM AĞI YAP, AMA EN ÖNEMLİ İSTASYONU KAZLIÇEŞME'YE ÜÇ KİŞİNİN YAN YANA GİDEBİLECEĞİ KALDIRIMI OLMASIN. 

İNSANIMIZ KADAR BELEDİYELERİMİZDE DUYARSIZ. 

20 Mayıs 2021

Youtube'de yorum böyle olunca cevap ta böyle olur...


Bu sabah 07:30 civarında Lesikör kullanıcı adıyla bir arkadaş Youtube’de bulunan ‘Surp pırgiç…’ adlı videoma aşağıdaki yorumu yaptı, ben de bir saat sonra filan ona uzunca bir cevap yazdım.
 
Lesikör; Çok iyi hastane bu arada. Size noldu bilmiyorum fakat daha 2 gün önce ameliyat oldum ve ondan öncesinde her türlü sağlık kontrolümü yaptırdığım bi hastane .
 
Ben; 
Hastanenin bir çok hizmeti çok iyi kabul ediyorum, ama acil servisi berbat. O acil servisin bir an önce kapatılması gerek. O acil servis bir çok kişinin canını yaktı ve kimse can yanmasının nasıl bir şey olduğunu bilmez. Benim mi? Benim 25 yıl önce canımı çok fena yaktılar ve sonrasında suratıma bile bakmadılar. 1996 yılında gitmiş olduğum acil servislerinde benimle ilgilenmediler, "başım çatlayacak kadar ağrıyor, sol tarafım uyuşuyor" dedim, ama bana "senin bir şeyin yok" dediler, bir sedyeye yatırıp serum bağladılar ve dört beş saat o sedyede daha da kötü hale geldim. Aradan geçen zaman 25 yıl ve ben hâlâ annemin veya kardeşlerimin bakımına muhtacım. Yürüyemiyorum ve tekerlekli sandalyedeyim, ağzımda süren bir felç söz konusu zorla konuşuyorum ve yemek yiyorum, sol tarafım felç ve vücudum beni sola çekiyor. Bunun tek nedeni; 1996 yılında bir gece bir ilgisizlik sonucu var olan beyin kanaması tüm beyni kaplaması ve kalıcı bir felce yol açması. NOT: Benim en çok canımı yakan ise; 1996'da canım yakıldıktan yaklaşık 15 yıl sonra o hastaneyle bir görüşme yapmaya kalktım, ama altı defa kapılarına gittiğim halde benimle görüşmediler, yani yine ilgilendiler. Niyetim ise; bir kitap yazdım, bu kitapta canımı yaktığınız için adınız geçiyor, kitabı onlara vermekti. Yoksa onlar muhatap olunmayacak yöneticiler, onların o acil servislerinin kötü olması kadar onların yöneticieri de kötü. Eğer benimle o ziyaretlerimde ilgilenselerdi onlar hakkında internette yazılar yazmadım, resimler eklemezdim, videolar eklemezdim. 


Lesikör; Anladım abicim dediklerine bakılırsa haklısın eski zamanlarda dediğin gibiymiş sanırım ben güncelden bahsettim biraz çok geçmiş olsun sana

Ben; Aslında ilk anda benimde düşüncem senin gibi olurdu. Bu bölgede insanlar özele gidecek ise ilk seçeceği hastane orası olur. Hizmet bakımından ilgi bakımından çok iyi bir hastanedir. Açıklama bölümünde konuyla ilgili bir yazım ve linki var. Ben o bölgede hatta hastanenin hemen karşısında bulunan bir çay bahçesinde 1990 yılından beri takılırım, eğer rast gelirsek orada bir çay içebiliriz. "Sana da çok geçmiş olsun" 




28 Haziran 2020

Ne maske kullanımı var ne de ceza kesen...


27.06.2020
Akşam 19:00 civarı bir ara Stat park Erey çay bahçesindeydim, ama bir süre daha oraya fazla gitmeyeceğim, çünkü çok kalabalıktı ve kimsesi kuralları umursamamıştı. 

Ne masalar arasında sosyal mesafe vardı ne de maske kullanımı vardı. Masalar arası yarım metre bir metre filandı, maske takan müşteri ise neredeyse hiç yoktu. 

Aslında şu an en güvenli yer bana göre; alışveriş merkezleri... AVM girişinde ateş ölçülüyor, maske takmak zorunlu ve fazla müşteri olmadığından sosyal mesafe korkusu yok.  

Baktım olacak gibi değil 15 dakika sonra filan hesabı ödedim ve oradan ayrıldım. Ayrılırken de 20 yıldır orada şef garson Nevzat'a “bu masalar çok iç içe, ikinci bölümünüzü açsanız da masalar arası mesafeli olsa” dedim, o da garsonlara çok iş yükü bineceğini düşündüğünden bana “ne gerek var, masaların mesafeleri iyi” dedi. 

Arkadaşlar hiç farkında değil; gelen bir müşteri masaların bu kadar iç içe oluşunu gördükten sonra veya masalarda oturanların maskesiz olduğunu görünce oturmaktan vaz geçebileceğini.  

Erey çay bahçesi ve bu tür yerler Corona virüsü salgını sürecinde yaklaşık üç ay kapalı kaldılar ve Haziran ayı içinde tedbirleri alarak açıldılar. 

Açıldılar açılmasına, ama vatandaş işletmelerin aldığı bu tedbirleri beğenmiyor ve bu kalabalıkları sorunlu görüyor. Devlet ise kurallara uyma ve maske takma zorunluluğu getirdi, ama ne işletmeler bu kurallara uyuyor ne de insanımızda maskeye mesafeye özen gösterme var. 

Ceza kesildiği söyleniyor ama sanmıyorum, genelde maske kullanımı ise taş çatlasa yüzde otuz. 

İşletmeler, eğer bu normalleşme sürecini abartırsa ve kurallara uymazlarsa aylarca kapalı kaldıkları o döneme geri döneceklerinin hiç farkında değiller. 

Özellikle işletme sahipleri ve garsonlar iş yükünden şikayetçi olduğu sürece veya umursamaz oldukları sürece, bugünleri çok ararlar. 

Eğer tedbirleri böyle umursamamaya devam ederlerse salgın tekrardan bizleri evlere sokar, onları da işletmelerini kapatmaya götürür. 


Aralık 2020; 
Yediden yetmişe herkes maske ve mesafe kurallarına gerekli şekilde uymadığı için salgın tekrardan azdı ve yaklaşık bir aydır ülkemizde birçok yer kapalı. 

NOT: Ben "şom ağızlı" değilim, ben "öngörüsü sağlam bir realistim". 

1 Haziran 2020

Bencil, Düşüncesiz Ve Ön Görüsü Olmayan Bir Tıp Sektörümüz Var...

Ben 24 yıl önce beyin kanaması geçirdim, ameliyat olduktan sonra 40 günlük yoğun bakım 6 aylık koma sürecinden sonra kronik hale gelen bir felç durumum oldu. 

Bu felç durumum şu an halen devam etmekte, çünkü devlet tarafından verilmesi gereken fiziksel tedaviler verilmedi ve ben sağlığıma kavuşamadım. Eğer devlet tarafından gerekli yeterli düzenli profesyonel bir egzersiz eğitimi verilseydi, ben kendimi yönetecek hale gelebilirdim. 

Sadece ben değil, benim durumum da olan bir çok kişi bundan şikayetçi, fiziksel tedaviler düzgün verilmediği için bizler birilerine bağımlı olarak yaşamaya devam ediyoruz. 

Fizik tedaviye ihtiyacı olan bizlere "hastanede yerimiz yok" deniliyor, ama hastane odaları ihtiyacı olmayanlar tarafından işgal ediliyor. Bunu kendileri de biliyor. 

Bizleri özel sektöre yönlendirip kısıtlı tedavi almamızı sağlıyorlar. Asıl yapmaları gereken, bizleri on gün yirmi gün bir ay değil, tedavi sonlanana kadar hastanede tutmaları. 


2020 yılı başlarında dünyanın başına bela olan Corona;  Covit-19 salgını bir Pandemi’ye dönüştü ve 11 Mart civarında ülkemizde vakalar ve ölümler görülmeye başladı. 

Bir Pandemi olması nedeniyle ülkemizde yaş sınırlamalarıyla sokağa çıkma yasakları başladı, yurt dışından ülkemize girişler ve yurt dışına çıkışlar durduruldu, giyecek yiyecek içecek sektörü tamamen durdu ve hafta sonları üç dört günlük sokağa çıkma yasakları başladı. 

Virüs bulaşabilme riski nedeniyle hastanelere ve sağlık ocaklarına girilip çıkılmaz oldu, çünkü virüslü kişiler de sağlık kuruluşlarına girip çıktılar.

Bu dönemde kronik ve sağlığında sorun yaşayanlar için bir düzenleme yapıldı ve raporu olanlar ilaçlarını hastaneye veya sağlık ocağına gitmeden eczaneden alabilme hakkı verildi. 


Bu düzenlemeden ben yararlanamadım, çünkü 24 yıllık beyin hastası olmama rağmen 24 yıldır kullandığım ilaçlarım olmasına rağmen  raporum yok.

24 yıldır her ay hastaneye veya Sağlık ocağına gidiyorum, ilaçlarımı yazdırıyorum. 

Defalarca beyin hastalıkları uzmanlarına, fiziksel tedavi uzmanlarına veya EAH’lara başvurduğum halde bana hep "hayır" cevabı verildi, neden olarak da "sağlık kuruluşlarına her ay gidip gelebileceğim kadar sağlığımın yerinde olduğu" söylendi. 

Şu anda olağanüstü bir durum var ve ben kas gevşetici Lioresel ilacımı, kas ağrılarım için kullandığım Cabral ağrı kesici ilacımı iki buçuk aydır almıyorum/ alamıyorum. 

ÇÜNKÜ, BENCİL, DÜŞÜNCESİZ VE ÖN GÖRÜSÜ OLMAYAN TIP SEKTÖRÜMÜZ NEDENİYLE RAPORUM YOK.

12 Mayıs 2020

52 gün sonra...

52 gün sonra bugün 13:30 ile 15:00 arası dışarı çıktım... En son 21 Mart günü dışarı çıkıp bazı işlerimi görmüştüm. Bugün yaklaşık iki kilometre boyunca sokaklarda gezindim. Hava çok sıcaktı ve güneş ışığı çoktu. 

Yaş kısıtlaması içinde olan biri değilim, ama 65 yaş üzeri annemle babamla yaşadığım için 52 gün boyunca kendimi evde izole ettikten sonra bugün bir buçuk saat dışarı çıktım. Çünkü bir kaç gün önce annem babam dışarı çıktı, bugünden itibaren yine izole olmaya devam edeceğiz. 

Saat 13:30 gibi sokağımızın yukarı tarafından yola çıktım ve gezinmeye başladım, ilk önce Olivium alışveriş merkezi önünden geçip Zeytinburnu spor kulübünün eskiden kullandığı stadın önünden geçip Stat park Erey çay bahçesinde beş on dakika kadar vakit geçirdim. Daha sonraysa ortanca kardeşimin ve teyzemin çocuklarının oturduğu sokağa gidip onları görüp eve geri döndüm. 

Dışarıda sadece bir trafik lambasının düğmesine eldiven olan sağ elimin dış tarafıyla bastığım halde eve girince hemen üzerimi değiştirip ellerimi yüzümü bol su sabunla yıkadım.

Stat park Erey çay bahçesi bir nebze serindi, ama araç ve insan kalabalığı olmadığı için kaldırım ve yollar çok kötüydü, güneşin ısısını ve ışığını iki kat olarak yansıtıyordular. 

Dışarı çıkmışken eczaneye de uğrayıp Sağlık bakanlığı tarafından bir ay önce adıma tanımlanmış beş adet maskemi, kimlik numaramı ve mesaj olarak gelen kodumu vererek aldım. 

Evden çıkarken maske ve eldiven taktım, hem eldiven hem maske beni çok rahatsız etti. İşi gücü olmayan keyfi olarak dışarı çıkanlar o maskeyi ve eldiveni nasıl takıyor bilmiyorum, “Allah hepsine akıl fikir versin". 

Dışarının durumu çok kötü, neredeyse tüm işletmeler kapalı, ama eczaneler bakkal manav lokanta gibi yerler açık, açık ama müşterileri yok. 

Olivium alışveriş merkezi sınırlı olarak açık, ama içerisindeki dükkânların hemen hepsi kapalı. Park ve bahçeler ise kapalı ama insanlar kuralları hiçe sayıp park ve bahçelerde geziyor, banklarda çimenlerde oturuyorlar yatıyorlar. 

Yaşlılar yan yana sohbet ediyor, sevgililer kucak kucağa sarmaş dolaşlar, bence “bu virüs dünyada yok olur, ama ülkemizin canını yıllarca yakar"

Garip değil mi? Ülkede kapalı mekan AVM'ler açık, açık hava olan park bahçe ve kafeteryalar, çay bahçeleri veya deniz kenarları kapalı.

12 Ekim 2018

CarrefourSA kasaları...


Dün akşamüzeri Olivium alışveriş merkezi Carrefoursa gıda marketten çıkarken aldığım ürünlerin ücretini ödemek için bakındığım sırada her zaman tekerlekli sandalyemle girip ödeme yaptığım kasanın kapalı olduğunu gördüm. 

Sağlıklıların kullandığı bölümlere girmek istemediğimden diğer kasalara göz ucuyla bakmaya başladım ve sonra bana bakan güvenlik görevlisine baktım “bu kasada kimse yok mu?” Dedim.

Güvenlik görevlisi ile biraz bakıştıktan sonra, bana küstahça körmüşüm gibi davrandı ve “bakın ilerideki oradaki kasalar boş” dedi, bende yan yan baktıktan sonra söylenerek gittim. Gittim ve o kasalardan birinin daracık bölümüne girdim ve çevremdekilerin duyacağı şekilde “Carrefoursa’nın kasa bölümü o kadar çok dar ki, resmen bir işkence ve ayrıca bu saçma sapan dar kasa bölümleri yüzünden bir defasında fotoğraf makinemi kırdım” dedim.

Carrefoursa gıda marketlerinde kasa bölümleri hipodromda atları koşturmaya başlamadan önce soktukları daracık olan start yeri gibi.

Ben daracık olan bu kasa bölümüne girmemek için Nautilus alışveriş merkezi Carrefoursa’da aldıklarımı kendi kendine kasadan geçirdiğin, ücretini ödediğin geniş olan kasa bölümünü kullanıyorum.

15 Temmuz 2018

Kaldırımda böyle işgal görülmedi...

12.07.2018
Bugün saat 14:00 gibi Kadıköy'e gitmek için evden çıktım… Evin hemen yüz elli iki yüz metre uzağında bulunan Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi önüne geldiğimde bir aracın kaldırıma yan olarak park edildiğini gördüm. 

Yani araç sahibi sağlıklı yayanın geçeceği bir alan bile bırakmamış... Eğer, ben tekerlekli sandalyemi araç yoluna park etseydim, sürücülerin veya polisin bana tepkisi ne olurdu? 

Yaklaşık yarım saat bekledikten sonra arabanın resimlerini çekip plaka numarasını aldım ve oradan ayrıldım, çünkü güneş beni çok zorladı. Bu sefer bu resmi internete koyarken plakasını da ekleyeceğim. Ve etiketleyeceğim. 

İnsanlar, benim bugün orada ne yaşadığımı anladı, çünkü aracı beklerken güneşin altında bayağı canım yandı. Durumumu fark edenler hastaneye gidip plakayı üç defa anons ettirdikleri halde kimse gelip arabayı çekmedi, sağa sola bakındıkları halde şoförü bulamadılar. 

Ben ise sırf inat olsun, sürücü geldiğinde ne yaşadığımı görsün diye bekledim… Ama yok, o kansız gelip aracını çekmedi. 

Ben artık dayanamadım ve o bölgeden ayrıldım, daha sonrasındaysa karşı kaldırıma geçmek için geriye doğru üç yüz metre gittim ve arkasından karşı tarafa geçip tekrardan hastane önüne kadar üç yüz metre mesafeyi geri geldim. 

Hastane önünden geçerken o araca tekrar baktığımdaysa gördüm ki, aracın sahibi hastaneden çıkıp, aracına binip gidiyordu. 

Ben anlayışlı biriyim, ben hoşgörüyüm, ama kimsesi bana aynı tavrı göstermiyor… 

Tamam, hastası olabilir veya bir hastayı ziyarete gelmiş de olabilir, ama bir araç o şekilde bırakılmaz, üç defa anons edildiğinde bir dakika bile ayıramaz mı? Gelip aracını çekemez miydi? 

Ben inat ettim yarım saat bekledim, daha sonrasında geri gidip yaya geçidinden karşıya geçtim ve yoluma devam ettim… 

Ben oradayken birçok sağlıklı araç yoluna inip üç beş metre ilerleyip aracı geçip tekrardan kaldırıma çıktı, baston kullanan bir arkadaş araç yoluna inip üç beş metre ilerleyip aracı geçip tekrardan kaldırıma çıktı, iki defa bebek arabalı anne gördüm yola indiler üç beş metre ilerleyip araç yoluna tekrardan kaldırıma çıktılar. 

Eğer bu arkadaşların araç yolunda başlarına bir şey gelseydi, sorumlusu kim olurdu? Kaldırıma park eden mi? Yayalar mı? Veya yolunda ilerleyen taşıtlar mı? 

34 LS 6339 plakalı arkadaş yaşattıkların için sağ ol… 


NOT: Bana göre; darp, bana veya tekerlekli sandalyeme yapılan müdahaledir. 

13 Temmuz 2018

Sağlıklılar hep haklıdır...

Asansörlerde yaşadığımız zorluk ve sorunları algılayamayan sağlıklılarla artık aynı asansöre binmeyeceğim...

Saat 14:00
Ayrılıkçeşmesi Marmaray istasyonunda tren durduktan beş saniye sonra asansör kabini önündeydim... Beş saniye içinde orada olduğum halde benden önce biri altmışlı yaşlarda diğerleri yirmili yaşlara kavuşmamış 5- 6 sağlıklı çoktan o bölgede yerini almıştı bile. 


Benden önce asansör önünü tıklım tıklım yapmış olduklarından, ben biraz arkada bekledikten sonra onların önüne geçtim. Bunun başlıca nedeni, arkalarına bakıp beni gördükleri halde umursamadılar. 

Ben öne geçince, içeriden çıkan sağlıklıların ve içeriye girmeye çalışan sağlıklıların asansöre girmesini engelleyecek şekilde durmuş oldum. 

Neyse, ben en öne geçtim, ama hareket edemiyorum, çünkü o altmışlı yaşlarda olan amca ve gençler çekilmiyorlar ki, bende içeriden çıkanlara yol vereyim. Bende mecbur kaldım  o sıkışık ortamda iki üç metre geri geri çıktım. 

Anlatamadığım işte bu; istasyonların güvenlik görevlilerinin de, arkadaşlarımın da bana “sen önceliklisin en öne geçmek hakkın, sen öne geç, onlar sana öncelik verir”, ama kimsesi bire bir o ortamı yaşamadığından sadece konuşuyor. 

O asansör önleri boş olacak ki, ben öne geçeceğim, içeridekilerin rahatça çıkması için boşluk bırakacağım, ama ortam öyle sıkışık ki, bana manevra alanı bile bırakmıyorlar. 

Neden mi? Sabırsızlar ve düşüncesizler… Kabin önünde bekleyip acele ediyorlar, çünkü yaşlısında da gencinde de, “ya içeride yer kalmazsa”, “ya dışarıda kalırsam” korkusu var. 

Ben asansör kapısının dibine kadar girdim ve içeriden çıkan sağlıklılara daracık yol bıraktım… Altmışlı yaşlarda olan amca hiç gereği yokken lafa girdi "acele etme içeridekiler çıksın, senin önceliğin varsa benimde var, bak bende yaşlıyım" dedi. 

Ben insanlara karşı zarif ve düşünceli davranırım, yumuşak huyluyumdur ve hep sabreden olmuşumdur, bazen hiç gereği yokken öncelik vermişimdir, ama beni zorladıklarında tavrım tam tersi olur. 

Amca öyle diyince bende agresifçe "buyurun önce siz girin" diyip geri çekildim ve asansöre girmedim. Ben geriye çıkınca asansörün kapısı kapandı ve geri gitti, bir dakika sonraysa içerisi 5-6 sağlıklıyla dolu olarak geri geldi. 

Bana baktılar, bende “sizinle o asansöre binmem” dedim, onlarda o kabine doluşup gitti… 

Amcaya: "bu asansörlerin bozulmasının nedeni; bu kadar kişinin kabine doluşması dediğim halde, oradaki kansız herkes o kabine girdi”. 

Amcanın beyni öyle yaşlı ki; kendisinin altmışlı yaşlarda olduğunun farkında, ama beraber asansöre girdiklerinin yirmili yaşlara ulaşmadığının farkında değil.

Benim yüzümden ilk asansörü kaçırdılar ya, üzülmesinler... 
Bunu; beni görünce asansörün kapısını kapatanlara saysınlar, bunu o kabinleri tıklım tıklım doldurarak bozdukları asansörlere saysınlar, bunu yolun karşısına geçmek istediğimde bir iki metre önümdeki kız grubuna durarak yol veren ama ben geçerken kornaya basana ara gazı verene saysınlar, bunu sorunu Bimer'e ilettiğimde düşüncesizce verilen "Marmaray'ı biz yapmadık, karışmayız" cevabına saysınlar, bunu kilolu iki kişiye "lütfen gelmeyin, kabine sığmayız" dediğim de yine de tekerlekli sandalyemi iterek çekerek asansöre binip ve sonra bana "sen çok huysuzsun Allah bu sandalyede kimi oturtacağını biliyor" diyene saysınlar, bunu 19-20 yaşında olup asansör dolu olduğu halde benden az bir şey daha ileri gitmemi isteyene saysınlar. Engelli tuvaletlerini, alışveriş merkezi rampalarını, yaya geçitlerini, kaldırım ve rampalarını işgal edenlere saysınlar. Ankesörlü telefonlarda, atm cihazlarında, bankolarda yaşadığım zorluklara saysınlar. Devletin yasalarında yazdığı halde bana verilmeyen haklarıma saysınlar. 


Saat 16:55 civarı ise Marmaray Kazlıçeşme'den çıktım Erey çay bahçesine doğru ilerliyorum. Kaldırım üzerinde bir kız çocuğu yere oturmuş dileniyor, hemen bir iki metre önümde olan bir bayan bir erkek durdu ve o kıza para verdi. Kız ise bu harekete karşılık olarak güldü gülümsedi, o öyle yapınca para verenler bir sevindi bir sevindiler, neredeyse havaya uçacaklar. 

İnsanımız neden böyle, farkında değiller mi; o çocuğa para verdikleri sürece anne babaları tarafından dilendirilmeye devam ettirilecek. 

Dilenen veya satış yapan çocuğa para verirseniz anne babası sevinir, bisküvi çikolata gofret verirseniz o sevinir.

6 Şubat 2018

Kadıköy belediyesinden istek...

Sayın yetkili ben yaşamını tekerlekli sandalyesi ile idame ettiren bir engelliyim. Ev dışında sokaklarda caddelerde yapılarda benim gibiler için yaşamı kolaylaştırmaya çalışan bir bireyim. 

Ekte; resimde bulunan elektrik direği kaldırımın tam ortasında konumlandırıldığı için tekerlekli sandalyemle ne sağından nede solundan geçmem mümkün değil.

Burası Kadıköy belediyesi binanıza yaklaşık 400- 500 metre mesafede bulunan Sarayardı caddesi üzerinde ve ben bu rotayı her kullanışımda sırf bu direk yüzünden yaklaşık 100 metre boyunca araç yolu üzerinden park etmiş ve hareket halinde olan trafik yolunda yolculuk yapıyorum.

Sizden bir çözüm üretmenizi beklemekteyim, ya bu direği oradan kaldırmanızı ya da sağa doğru sola doğru çekmenizi istemekteyim.



11.01.2018
Tatil günü Pazar olmasına rağmen saat 11:30 gibi Kadıköy belediyesinden bir yetkili ev telefonu ile beni aradı. Geçtiğimiz günlerde Kadıköy'deki Sarayardı caddesi üzerinde bulunan kaldırımın ortasına konumlandırılmış elektrik direği hakkında keşif yaptıklarını ve bunun için benden tekrardan bir konum bilgisi daha aldı.

Kadıköy Acıbadem'de bulunan Ahtapot gönüllüleri derneğimize gidip gelirken kullandığım Sarayardı caddesinde kaldırım ortasında bulunan elektrik direği bana sorun çıkarttığından dört beş gün önce bu durumu internet sayfalarından kendilerine bildirmiştim.

Zeynel Kozanoğlu amcam bir gün bana; eğer konu hakkında birilerini uyarmazsan onlarda hiç bir şey yapmazlar, demişti.

Belediyeden arayan bu arkadaş bana "o caddede sadece ortadaki tretuvarda elektrik direkleri var" dese de, ben o görevliyi ayrıntılı adres vererek yol kenarında bulunan kaldırımda elektrik direği olduğunu ikna ettim.

Bu gibi durumlarda ben internet yoluyla başvurumu düzgün bir dille belediyenin Beyaz masasına bildirdiğim taktirde yetkililerin bana geri dönüşleri bir kaç gün içinde oluyor. Belediyelerin bu şekilde bir çalışma düzenlerinin olduğunu bildiğim için başvurularıma yanıtları bir kaç gün içinde olumlu olarak olur. 

Bakalım bu engel için çözümleri ne olacak, nasıl bir çözüm yolu üretip engeli ortadan kaldıracaklar. 



29 Ocak 2018

Asansör ve yine asansör...

Bugün Forum alışveriş merkezine gittim... Gittim ama Kocatepe metro istasyonundan alışveriş merkezine geçiş yapamadan geri döndüm, çünkü metro istasyonunun asansörü tadilattaydı.

Bir alışveriş merkezi yap, ama alışveriş merkezine tek ulaşım noktası olan metro istasyonuna bir tane asansör koy ve o bozulduğunda da bizim gibilerin ne yapacağını düşünme...
İstasyon dışına çıkamayınca çare yok "malum kader" diyip gelen ilk trene binip Yenikapı’ya geri döndüm. 

Elimden gelen tek bir şey var, o da soysal medyada bu durumu paylaşmak, Facebook ve Twitter’de yetkililere aşağıdaki metni yazıp göndermek oldu.

Sen kalk bir alışveriş merkezi yap, ama alışveriş merkezine çıkış yapan metro istasyonuna bir tane asansör koy ve o bozulduğunda bizlerin ne yapacağını düşünme... Sana sevdanın yolları bana yine eve dönüş yolu.
#metroistanbul #ibb #ibbbeyazmasa #153 


Eve geri dönüş yaptığım sıradaysa yaklaşık üç yıl önce Yenikapı metro istasyonu asansöründe yaşadığım bir olayı tekrar yaşadım.
İnsanımız, hala bunu yapıyor ve asansörleri tıklım tıklım dolduruyor... Yenikapı'da tren durdu, kapı açıldı ve ben yedi sekiz saniye içinde asansör önündeydim, ama asansör kabini içi tıklım tıklımdı. Asansör kapısı önünde bebek arabalı bir anne babayla beraber kalakaldık. 

Yanımızdan hızlıca koşarak geçen tüm sağlıklılar asansör içindeydi ve kimsesi dışarıya çıkmadı... Ben kendim için değil, ama hemen bir metre yanımda bebek arabasıyla bekleyen anne  babaya üzüldüm. 

Bu tabloyu arkadaşım cep telefonuyla görüntülerken yanına istasyonun güvenlik görevlileri gelince bende onun yanına gittim ve duydum ki "burada çekim yapmak yasak" demişler, ben bunu duyunca tekerlekli sandalyemle yanlarına iyice yaklaştım ve "çekim mi yasak, neden?" Dedim… Hemen arkasından da "insanımız rezil olmaktan korkar, ceza kesilmesinden korkar” dedim… “İçerideki herkes beni geçip asansöre girdi, ben ve bir bebek arabalı dışarıda kaldık” dedim... “Eğer onları görüntülemezsek kendilerini haklı sanırlar” dedim... Siz bizi sorgulamayın siz asansöre giren sağlıkları sorgulayın" dedim… İnsanımız rezil olmaktan ve ceza kesilmesinden korkar" dedim.

Bizi değil sağlıklıları engelleyin... 
Ben tekerlekli sandalyemle trenden çıkıp on metre mesafede bulunan asansör kabinine gidene kadar asansör tıklım tıkış sağlıklar ile doluyor. Güvenlik görevlileriyse onları uyarmak veya onları engellemek yerine, bizi uyarıp çekim yapmamızı engellemeye çalışıyor... Bize “çekim yapmayın, gidin söyleyin ve içeri siz girin” diyorlar. Bizi asıl bu zihniyet engelliyor, o güvenlik görevlilerinin asıl görevi bizi değil o sağlıkları durdurmak olmalı. Eğer ben yürüyen merdivenin önüne geçip sağlıklıların kullanımını engelleseydim, acaba o güvenlik görevlilerinin tepkisi ne olurdu?



23 Ocak 2018

Kırmızıda geçtiler, eğer bıraksam pert olurlardı...

Bugün saat 14:30'da Zeytinburnu Profesör Muammer Aksoy caddesi ile 72 sokağın birleştiği köşede bana yeşil yandı ve karşıya geçmeye başladığım sırada yolun tam ortasında iki adet binek otomobil belirdi.

Arkadaşlar, yolu boş görüp kırmızı ışıkta geçtiklerinden beni görünce dımdızlak ortada kaldılar, apıştılar ve yolun ortasında benim bir metre önümde durdular.

Hadi biri kırmızı ışıkta geçti ama ikincisi neden geçti anlamadım… İnsanımız bazen gerçekten salaklaşıyor. 

Bense elimle bana "yeşil" yanan ışığı gösterdim ve geçişimi birkaç saniyede tamamladım.  Eğer biraz daha çok beklesem diğer yoldan gelen kendisine "yeşil" yanan araçlar bunları biçerdi, çünkü kaçacak alanları yoktu.

Başkalarının yaşamını hakkını hukukunu hiçe sayan umursamayan bu insanlar geleceğimizin de ne kadar tehlikede olduğunun kanıtıdır. 


O olaydan sonra Olivium alışveriş merkezi A katta asansör beklediğim sırada üçüncü gelen asansör kabinine anca binebildim, ama bu da bebek arabalı bir annenin sayesinde oldu. Asansörün kapısı açıldığımda içerisi yine tıklım tıklımdı, ben tam diğer asansöre bakacakken asansör içinde olan bebek arabalı hanımefendi içerde bulunan 14-15 yaşlarında olan üç kızı dışarı çıkarttı ve "lütfen" diyerek beni çağırdı. Ben "bebek arabası var, zor olur" desemde, hanımefendi "olmaz lütfen rica ederim" dedi ve benim içeriye girmemi sağladı.

20 Ocak 2018

Engel engel üstüne binerse...

Bugün saat 12:00 civarı evden çıkıp doğruca Marmaray'a gidip Kazlıçeşme’den on beş yirmi dakika içinde Ayrılıkçeşmesi durağına geçtim. Oradan da on beş yirmi gündür gitmediğim Ahtapot gönüllüleri derneğine geçtim.

Havanın soğumasıyla ve yağan yağmurlarla birlikte derneğe gidip gelişleri azaltmıştım,  yaklaşık yirmi gündür Marmaray ile Ayrılıkçeşmesi'ne gidiyor hemen istasyonun yanında bulunan Nautilus alışveriş merkezine girip zaman geçirip eve geri geliyordum.

Marmaray’ın Ayrılıkçeşmesi durağı ile Ahtapot gönüllüleri derneği arası bir kilometre ve o mesafeyi gitmem zor oluyor... Derneğin bulunduğu adres Acıbadem mahallesinde Acıbadem caddesinde, yani Ayrılıkçeşmesi'nden sonra sürekli yukarı doğru çıkıyorum.


Bugün derneğe giderken önceden yaşamadığım zorlukları yaşadım ve zaman kaybına neden oldular… İlk önce 72 sokakta caddede rampa işgali yapan ve park yasağı olan Mo- Be- Se takip edilen o cadde üzerine iki sıra halinde yan yana park eden araçlar nedeniyle kaldırıma çıkamadım ve yaklaşık yüz metre boyunca arkamdan gelen araçlarla beraber o yol üzerinden gittim.


Profesör Muammer Aksoy caddesine vardığımdaysa Süleymaniye doğum evi önündeki dört yol ağzında bulunan trafik ışıklarında yaklaşık beş altı dakika boyunca bana yeşil ışığın yanmasını bekledim, yanmaya niyeti olmadığı için kırmızı ışıkta karşıya geçiş yaptım, hem kendimi hem de trafiği tehlikeye attım. Daha sonra Surp pırgiç ermeni hastanesi önünde yan yana iki sıra olarak park etmiş olan araçlar yüzünden daralan yoldan çok yavaş ilerleyerek Marmaray Kazlıçeşme’ye ulaştım.



Geçtiğimiz hafta içi Salı günü Ayazağa'ya Petrol ofisi müdürlüğüne giderken de bu sorunların aynısını yaşamıştım… İlk önce 72 sokaktaki araç parkları beni zorlamıştı, daha sonra da o trafik ışıklarında yine dokuz on dakika kadar beklemiştim ve Surp pırgiç ermeni hastanesi önünde yine yan yana iki sıra olarak park etmiş olan araçlar yüzünden daralan yoldan ilerleyerek Marmaray Kazlıçeşme’ye gitmiştim. 

Bu güzargah için bir şeyler yapmam lazım, bu sorunları yok etmem lazım… İlk önce 72 sokaktaki araç parkları için park yasağı olan bir yer olduğunu bunu Mo-Be-Se ile izlendiğini yazacağım, müdahale etmelerini isteyeceğim. Daha sonra da o trafik ışıklarındaki sorun için gerekli yere yazmam gerek ki, haberdar olsunlar. Surp pırgiç ermeni hastanesi önünde yan yana iki sıra olarak park eden araçlar içinde çözüm yolumsa o bölgede ağaç ve direkler için yapılmış kaldırım ve eğimi yüzeyi girişi rampaları kullanacağım.

Kadıköy Acıbadem’e derneğe ulaştığımdaysa tüm dertlerim yok oldu… Derneğe alınmış olunan eğimi genişliği yüzeyi doğru düzgün olan rampayı Vedat kapı önüne koydu ve bende tekerlekli sandalyemle içeriye rahatça girdim ve yaklaşık dört beş saat dört beş arkadaş faaliyette bulunduk. Derneğe üye olanlar için bir form hazırladılar, derneğin havalandırma konuştular, derneğin Malzeme Değerlendirme Merkezinin bir an önce faaliyete geçmesi için yapılması gerekenler konuşuldu.

Derneğin giriş katında bulunan bana ve gelecek olan engelli arkadaşlara ayrılmış olan Engelli tuvaletini ben bugün ilk defa kullandım, bu tuvaletin her olanağı biz engellilere göre ayarlandı. Tuvalete giriş kapısı, içerinin genişliği, lavabosu, klozeti biz engellilere göre.

2 Aralık 2017

Bizi engellemeyin...

3 Aralık tarihi Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında alınan kararla engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının eşit ölçüde dağılması amacıyla “Dünya Engelliler Günü” olarak ilan edilmiştir.

Dünya nüfusunun yaklaşık %15’i engelli bireylerden oluşmaktadır… Bu oran tüm dünyada yarım milyarı aşkın engelli birey olduğunu göstermektedir.

Nüfusun yaşlanması ve kronik hastalıkların artmasıyla engelli sayısı giderek artmaktadır. Engelli bireylerin önemli bir kısmının bedensel bir engeli bulunmaktadır.

Engellilerin birilerine bağımlı olmadan yaşayabilmeleri ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımları bir haktır.

Unutmayalım ki; “engelli” diye tanımladığımız kişiler, değişik sebeplerden dolayı sağlığını kaybetmiş bireylerdir. Ve onları engellemek yerine tüm olanaklardan faydalanması için elden gelen yapılmalı.

Bu bağlamda, tüm dünyada 3 Aralık tarihinde engelli bireylerin hakları konusunda farkındalık yaratmak ve bu haklarını elde edebilmeleri için hukuki ve insani olarak engel teşkil eden unsurların ortadan kaldırılması gerekli.

Bunun yanı sıra birçok noktada engel, engelli ve engellilik gözler önüne serilmeli, çünkü vatandaşımız tarafından ortada bir sorun yok sanılıyor.

Aslında trafikte, kaldırımlarda, sokaklarda, caddelerde, trafik ışıklarında, yaya geçitlerinde birçok sorun var ve bunlar için bir düzenleme yapılmalı… Özel sektörde ve kamu kurum kuruluşlarında, binalarında çalışanlarında bankolarında sorunlar var… Alışveriş merkezleri rampalarında, engelli tuvaletlerinde, mağazalarında düzenlemeler yapılmalı… Toplu taşıma duraklarında araçlarında çalışanlarında sorunlar var, düzeltilmeli... Eğitim yuvalarında genç beyinlere engelliler doğru düzgün bir şekilde anlatılmalı… Park ve bahçelerde, müzelerde tiyatrolarda sinemalarda düzenlemeler yapılmalı... Sağlık kurumlarının mimari engelleri yok edilmeli, sağlık çalışanları bile doğru düzgün eğitilmeli ve sağlıkla ilgili yasalarda kanunlarda değişiklikler yapılmalı.

Engel konusuna geniş bir çerçeveden bakıldığında asıl engellinin kim olduğu ve onları neyin engellediği görülebilir... Aslında "engelli" diye tanımlanan kişilerin, engelli olmadığı engellendiği ortaya çıkar.

3 Kasım 2017

Teksan İnovatif'in garanti anlayışı...

4.10.2017
...Saat 15:45 civarı tekerlekli sandalyenin alındığı fabrikayı Teksan İnovatif'i aradım ve Birol bey ile görüştüm… Selam sabahtan sonra “tekerlekli sandalyenin bazı sorunları ortaya çıktı bunlar için bakıma girmesini istiyorum" dedim, o da "size bir telefon numarası vereyim onları arayın ücreti karşılığında gerekli bakımı yaparlar" dedi.


Ben onun bu söyledikleri karşısında şok oldum, hemen "nasıl olur garanti kapsamındayım daha bakım için ücret alınmaması gerek değil mi?” dedim. Birol beyse “bakımlar ücretlidir” gibi bir şeyler dedi, o öyle diyince niyetini anladım ve “anladım ne demek istediğinizi, teşekkürler” diyip telefonu kapattım.

Bu durumu pek umursamadım önemsemedim, çünkü bizim esnafımız böyledir, her şey olumluysa her şey yolundaysa Dayı olursunuz eğer işler kötüye giderse Ayı olursunuz.

Esnafımız, ticaret erbabımız olaya vicdani olarak veya sorumluluk olarak bakmaz, geçiştirir sizinle ilgilenmezler.

Satışı yaparken ürünlerini veya sizi yere göğe sığdırmazlar, ama satışı yaptıktan sonra “bakım, yedek parça” diyince cin gibi şeytan gibi ortadan kaybolurlar. 

Tekerlekli sandalyeyi alalı bir buçuk yıl oldu, Birol beyle ne zaman muhatap olduysam hep işlerimi halletti, ama konu garanti kapsamında bakım olunca veya parça değişimi olunca her şey tersine döndü.

Sandalyeyi ilk aldığım günlerde sağ ayaklığını kaldırıma çarpıp kırdım ve Birol beyi arayıp “ayaklığı kırdığımı, fiyatını ve bana nasıl ulaşacağını” sorduğumda bana anında yardımcı olup 300- TL’yi yatırdığımda üç gün içinde ayaklığı kargoyla eve göndermişti.

Tekerlekli sandalye bana geldikten bir ay sonra akü bittiği için ben on beş güne yakın uzaklara gidememiştim. Beni mağdur etmişlerdi.
Sonradan anlaşıldı ki; bana mağazada sergiledikleri sandalyeyi verdikleri ortaya çıktı ve aylarca yıllarca vitrinde sergilendiği içinde sandalyede bulunan aküler bitmişti.


1.11.2017
Dün, kardeşim tekerlekli sandalyemi Vatan caddesinde bulunan Engelsiz Hizmet ticaret adlı bir tamirhaneye bakıma götürmüştü, bugünse bakımı yapmakta olan atölyeden Oğuzhan Özdemir beni aradı ve bilgilendirme yaptı.


Oğuzhan Özdemir incelemesi sonucunda “tekerlekli sandalyenin ayaklıkların ileri geri gidip gelen mekanizması olmuyor ve ikisini de sabitlemem gerek, ön teker maşaları düzelmiyorlar yenilenmeleri gerek ve motorlarındaki problem içinse “içlerinin açılıp bakımının yapılması yeterli olur” dedi.

Bu üç sorun için verdiği fiyat ise “Kdv’si hariç 570- TL”... Bu ücreti ödeme konusunda ise kabak yine benim başıma patladı, çünkü “bu üç sorunda kullanıcı hatası” dedi.

Ben, “benim motorlarındaki sorun için ve ayaklıkların mekanizma mandalları için nasıl bir suçum olabilir ki?” deyip itiraz ettiysem de o “hayır, fabrikasının size olumlu yanıt vereceğini sanmıyorum” dedi.

Ben, "ön teker maşaları yamulması konusunda ise savunmamı ise, toplu taşımalar, kaldırım ve rampalar çok kötü o sorunları geçme konusunda agresif olmam gerekli yoksa ilerleyemem" dedim ve "Teksan İnovatif bu sandalyeleri Almanya şartlarına göre imal ediyor, ama burası Türkiye" dedim.

Türkiye’de esnaflar neden böyle, neden nankör gamsız umursamaz, neden hak yer ve neden müşteriye malını satana Dayı sattıktan sonraysa Ayı muamelesi yapar.

Ben, 16 ay önce 15.500- TL’ye almış olduğum bu sandalyeyi sorunları için garanti kapsamında diye fabrikası Teksan İnovatif’i aradım ve durumu anlattım… Onlar bana başka bir çözüm yolu sunup Şişli’de bulunan Wheelchair adlı tekerlekli sandalye ürünleri satan ticarethaneyle irtibata geçmemi önerdi, o ticari işletmede beni Vatan caddesindeki Engelsiz Hizmet ticaret tamirhanesine yönlendirdi.

Esnafımız böyle işte ürününü sattıktan sonra garanti süresini de unutur, yedek parça teminini unutur, umurlarında bile olmazsınız… Onların koşturması gereken durumda ürünü satın alan koşturur.

Bu sandalye alınırken Ahtapot gönüllüleri www.engelliler.biz adlı kuruluşa aracılığıyla Teksan İnovatif'e ulaşılmış... Ben bu yazdıklarımı onların internet sayfasına yollayacağım ki insanları yönlendirdikleri ve nasıl bir geri dönüş yapıldığını görsünler. Sandalyeyi benden alıp tamirini yaptıktan sonra ürünlerini bana geri bırakacakları yerde, tüm işi bana yaptırdılar.

Tekerlekli sandalyemin akülerine gelecek olursam, yaklaşık bir buçuk yıldır kullanmakta olduğum 56 Amper aküler son aylarda problem çıkartmaya başladı, ilk geldiğinde 15 ila 20 kilometre mesafe giden aküler şu an 4 kilometre mesafeye kadar düştü. Aküleri değiştirmek istediğimi söylediğimdeyse bana 56 Amper için Kdv hariç 1570- TL fiyat verdi ve iki yıl boyunca da bana 18 kilometre mesafe gider garantisi verdi.

Aküler için fiyatı yüksek buldum, ama artık aküleri değiştirmek zorundayım ve onun verdiği garanti sözüne güvenmesem de bunu yapacağım… O aküleri alacağım.

Yedi yıldır akülü tekerlekli sandalye kullanıyorum, hangi aküyü aldıysam satıcı bana iki yıl garanti verdi ve hepsinin de sekiz ay sonra ömrü bitti.

Tekerlekli sandalyenin tüm oynar parçaları bozuldu, hem de aracı alalı bir buçuk yıl olmadan… Zaten bu türden araç kullanmanın gereksiz olduğunu düşünürdüm ve haklı çıktım.


Bir defaki sefere üzerinde fazla görev yüklenmiş bir tekerlekli sandalye almam, bedava olsa bile.

2.11.2017 
İki gün önce bakıma giden akülü tekerlekli sandalyem, bugün 14:00 civarı geldi ve bende dışarı çıkıp gezdim... Tekerlekli sandalyeme yeni bir 56 amper jel akü takıldı, ön teker maşaları değişti, motorların içleri temizlendi kömürleri değişti, ayaklarımı koyduğum ayaklıkları yenilendi, somun ve vidaları kontrol edilip bazısı değişti.

Bu bakım bana Kdv dahil 672- TL'ye patladı, yeni aküye ise Kdv dahil 1829- TL verdim, yani sandalye bir buçuk yıl sonra 2.501- TL’ye iyi bir bakıma girdi ve yepyeni oldu… Oldu ama ben o parayı kredi kartımla ödedim, sanırım taksitlerini kredi çekerek ödeyeceğim.

2.02.2018
Tekerlekli sandalyemin aküsü değişeli ve bakımı yapılalı dört ay olduğu halde sorunlar tekrardan geri döndü... Akü performansı yarıya düştü, 4 ve 5 kademe hızında giderken motorlarda tekrardan titremeleri başladı, hareketli olan sırtı çalıştırdığımda bazen tekliyor takılıyor ve sabitlenen ayaklıkları sorunlu.


Bu akülü tekerlekli sandalyemde daha önce kullandığım aküyü hiç sorun yaşamadan tam 15 ay kullandım…

Bilmiyorum da tüm bunlar fabrikasının suçu, çünkü dört beş ay önce "sorunları var bakıma gitmesini istiyorum" dediğimde bana "biz bakım yapmıyoruz, yapılacak bakımda ücretli olur” deyip bana bir adres verip beni başka yere göndermişlerdi. Tüm her şeyle ilgilenmemi istemişlerdi ve her şeyi kardeşimle ben halletmiştim.

Garanti süresi dolmadığı halde sandalyeyi kendileri alıp bakımını yaptıktan sonra bana geri bırakmaları gerekliydi, ama yapmadılar.

Avrasya koşusunun yaklaşması nedeniyle bir an önce bakımını ve akü değişimini yaptırmak zorunda kaldım. O günlerde sorgulayamadım ama bakımın yapıldığına dahil evrak ve ödenen ücretin faturasını almıştım, aldığım akünün faturasını da almıştım.

Şu an ortaya çıktı ki bu bir saçmalık, hatta benim yaptığım da bir saçmalıkmış… Ama olsun garanti süresinin daha dolmasına beş altı ay var ve bu durumu derneğe yönetime bildirip “ne yapılabilir” diyeceğim, çünkü bakım ve akü değişimi dört ay olmuş olmasına rağmen hem sorun çıkarmaya başladılar.

Tekerlekli sandalyenin garanti süresi dolmadan bir an önce birkaç hafta içinde tekerlekli sandalyenin şu durumunu Ahtapot gönüllüleri derneği yönetimine bildirmem gerekli, birde onların muhatap olmasını istemek zorundayım.

Ben üzerime düşen her türlü görevi yerine getirdim, sorunu bildirip evrakları faturaları aldım, saklıyorum.

Benim merak ettiğimse; tekerlekli sandalyenin alındığı Teksan inovatif yetkileri benimle ve kardeşimle konuştukları gibi Ahtapot gönüllülerinde arkadaşlarımla da o şekilde mi konuşacak bilecek mi?

15.03.2018
Bu tekerlekli sandalye ile uğraşmak beni baya yordu… Geldiği günden beri sorunları bitmek bilmedi gitti.


Bir aydır akülü tekerlekli sandalyenin yaslandığım sırt bölümünün otomatik olarak ileri geri giden rayını hareket ettirdikçe ses çıkartıyordu, zar zor hareket ediyordu. Ben o rayın sorun çıkartmasını beklerken, sorun başka yerden çıktı.


Bugün Olivium alışveriş merkezinde tuvaletteyken birden geriye doğru yaslandığım sırada sırt bölümü beş altı santimetre arkaya gitti. Kendim halletmeye kalktım ama olmadı, bende eve kadar gidip anneme baktırdım. Annem "sorun orada değil, burada bir boru var ve çok kötü olmuş, eğer fazla yaslanırsan buradaki hasar olan yer tamamen kırılır” deyince, bende hiç yaslanmadan doğruca Vatan caddesinde bulunan Engelsiz hizmet Ticaret’e gittim.


Marmaray metro derken oraya ulaşmam yarım saatimi aldı, oraya gidince Oğuzhan bey ve çalışanı Rahman vardı. Ben dükkanın içine girmeden Rahman ağabey yanıma geldi, ona durumu anlattım ve o da inceledi “şimdilik biz bunu vidalarla tutturalım, ama yarın sandalyeyi buraya getirin o bölgeye kaynak yapılması gerek” dedi.


Kırılan o boruyu başka yerden sabitledi ve “sert şekilde yaslanma” dedi, beni yolladı. Bende gün boyunca sırtımı fazla yaslamadan gezdim, akşam oldu hatta geceydi kardeşim işten geldi ve bugünkü işlemlere baktı. Sonrasında bana “ağabey oranın kırılma sebebi sandalyenin o bölgesinin hareketli olması, itip çektikçe veya kaldırıp indirdikçe hareket etmiş ve parça zarar görüp yırtılmış” dedi. Sadece kırılan o bölgeyi tamire götürebileceğini düşündü “halledebilir miyim” diye uğraştı, baktı olacak gibi değil yarın sabah sandalyeyi Engelsiz hizmet Ticaret’e getirmeye karar verdi,


Diyecek bir şey yok; asansörlerde, toplu taşıma araçlarında, rampalarda kaldırımlarda veya basamaklarda merdivenlerde sürekli olarak bilinçsizce sandalyem manuel araçmış gibi arkadaki tutma yerlerinden tutuldu ve bir yerlere itildi çekildi kaldırıldı indirildi.


Ben bu tür müdahalelerde insanımıza bazen agresif şekilde “itmeyin” “çekmeyin” “kaldırmayın” “indirmeyin” “yapmayın” desem de kimsesi beni dinlemedi.


Bilmiyorum ama bu marka bu aracı üretirken çok saçmalamış, neredeyse tüm parçaları bu şekilde, araç bana geldiğinden bu yana sürekli sorun çıkardı durdu. Bundan önceki tekerlekli sandalyemi 2.000.- TL’ye alındı altı yıl kullandım bunun kadar sorun çıkarmadı, bu sandalye bir buçuk iki yıl önce 15.500.- TL’ye alındı diğerinin altı yılda çıkarttığı sorunlar kadar orun çıkarttı.


Her zaman dediğim gibi; bir cihaza gereğinden fazla özellik yüklemeyeceksin. 

20 Ekim 2017

Marmaray'da tren ile istasyon arası boşluk...

Dün saat 13:30 civarı evden çıktım, hiçbir yere uğramadan doğruca Marmaray ile Kadıköy’e Ayrılıkçeşmesi istasyonuna gittim ve oradan da hiçbir yere uğramadan Acıbadem’e Ahtapot Gönüllüleri Sosyal Dayanışma Ve Sportif Faaliyetleri derneğimize geçiş yaptım. 



Derneği bugünkü ziyaretim sırasında gördüm ki dernek merkezimizde baya bir gelişme var, inşaat neredeyse bitmiş durumda. Bugün orada ben, Ajda ve İlknur vardık ve biz oradayken de üzerindeki kepenkler çıkartıldı ama zorla çıkartıldı ve ön cama büyük bir dernek armamız yapıştırıldı. 

Ajda ve İlknur çıkan kepenkler sonrası kabaca bir temizlik yaptı, asıl temizlik ise yarın yapılacak... Hafta sonu Cumartesi sabahı ise dernek merkezinde ayaküstü bir kahvaltı yapılması düşünülüyor. 

Acıbadem’e geçiş yapmadan önce Marmaray trende bir aksilik yaşadım, asansörde veya rampada değil… Bu seferki aksiliği trenden istasyona geçiş yaptığım sırada diğer yolcularla yaşadım. Mevsim değişikliğinden mi nedir, Marmaray’da raylarda genleşmeden dolayı tren ile istasyon arasında olan açıklık baya arttı. 

Eğer trenden istasyona geçiş yaparken tekerlekli sandalyemi çapraz olarak ilerletmezsem sandalyemin ön tekerleri boşluğa düşüyor ve orada kalıyor. Tekerlekli sandalyem ne ileri gidebiliyor nede geri gidebiliyor.

İnsanları her zaman ben yönlendirirdim ve tekerlekli sandalyemin neresinden tutup beni o boşluktan çıkartmaları ben söylerdim… Bu sefer öyle olmadı, çünkü trenden istasyona aceleyle çıkmak isteyenler oluyor ve insanları iterek çekerek ezerek trenden çıkıyorlar.

Bugün tam kapı açıldı bende istasyona geçişimi yaparken sandalyenin ön tekeri tren ile istasyon arasına düştü ve ileri geri hareket edemedim. 

İnsanlara tam “şuradan tutun tekerlekli sandalyemi buradan çıkartın” diyecekken, biri bir yerden tuttu diğeri başka yerden bir diğeri de tekerlekli sandalyemi arkadan itmeye başladı.

Yavaşlamalarını ve sandalyenin takıldığını ben emir vermeden gitmeyeceğini söylüyorum, yok hala aynılar.

Yaradan aşkına şu bilinçsizce yardım etmeyi bırakın, bir şeyleri düzeltmiyorsunuz anca bir şeyleri mahvediyorsunuz…

Ben bir an evvel oradan kurtulmaya çalıştım, çünkü hiç biri laf dinleyecek durumda olan insanlar değiller… İnsanımız resmen; düşüncesiz, aceleci, bildiğini okuyor. 

Neyse istasyona geçiş yaptım, bir baktım tekerlekli sandalyemin sırt bölümü rayından çıkmış ön tarafa gelmiş beni öne itiyor. Şöyle bir geriye doğru bir ittim rayına oturdu, eğer bir problem çıkarmazsa iyi. 

16 Eylül 2017

Ahtapot Gönüllüleri merkezine giderken kayboldum...



Fikirtepe (2017)
Fikirtepe (2017)

14.09.2017
Saat 14:30 civarı evden çıkıp Marmaray ile Ayrılıkçeşmesi'ne oradan da Kadıköy'ün iç taraflarına doğru geçtim. Yaklaşık iki ay önce kurmuş olduğumuz Ahtapot gönüllüleri derneğimizin merkezi olarak kiralanmış olan yeri görmekti niyetim.

Dün akşam saatlerinde 22:30 civarı Ahtapot Gönüllüleri derneğinin öncüleri dernek adresinde buluşup mekanı gezip gördüler, ama ben rahatsızlığım nedeniyle onlara katılamamıştım.  Bugün bir ara baktım olacak gibi değil merak ediyorum, “bir sürpriz yapıp dernek merkezine tek başıma gideyim” dedim.

Cep telefonuma derneğin adresini yüklediğimde bana çizdiği rotaya en uygun güzargah Ayrılıkçeşmesi’nden Kadıköy’ün iç kısımlarında Fikirtepe içinde bir yerdi. Ben bir saat boyunca ara sokaklardan ilerledim durdum.

Ben gidiyorum ama diğer yandan da rotayı cep telefonumdan kontrol ediyorum, çünkü ortada garip bir durum söz konusuydu. Merkezi bir yerde olması gereken bu adres çok arka sokaklardaydı ama ben yinede cep telefonumu dinledim.

O bölge kentsel dönüşümde olduğundan her an ortam değişecek dönüşümü yapılmış yenilenmiş olan yerlere geleceğim diyerek düşündüm.

Ben mail yoluyla gruba iletilen adresi kopyalayıp telefonuma yapıştırdım ve bir rota alıp o yönlendirmeyi takip ettim… Ettim, ama benim kopyaladığım adres Acıbadem Mah. Acıbadem cad. Can Apt. No:21, ama cep telefonumun beni götürdüğü adres Fikirtepe mahallesi Can sokak No: 21 Kadıköy, idi.

Hata her ne kadar bende olsa da, tek suçum cep telefonunun bana tarif ettiği yönde ilerlemekti. Neredeyse iki kilometreyi aşkın mesafeyi ara sokaklar arasından aldıktan sonra baktım ücra yıkık dökük binalar arasında bir bölgeye geldim, o zaman yanlış geldiğimi anladım.

Kadıköy, dar sokakları ve eski binaları olan bir ilçe… Kadıköy’ün Fikirtepe semti ise kentsel dönüşümün öncüsü bir yer.
Baktım ulaştığım adreste Can sokak var, ama No:21 yok… Hemen derneğin başkanı Vedat’ı aradım ve “Vedat ben derneğin adresine geldim, geldim ama burada öyle bir yer yok… Burası virane bir yer, burası bir inşaat alanı” dedim.

Vedat’ta şaşırdı “sen yanlış yere gitmişin” dedi, dedi ama diğer yanda adresi telefona girdiğinde gördü ki benim bulunduğum adres doğru.

Daha sonra Vedat’ın araştırması sonucunda ortaya çıktı ki, adresteki Can Apt. kelimesi navigasyon tarafından Fikirtepe’de bir sokak olarak algılanmış ve ben oraya yönlendirilmişim.
Sonra bana “sanırım adres kısmından Can Apt. yazan bölümü çıkartmamız gerek” dedi… Bugün yaşadığım bu tecrübemle bir doğrunun bulunmasına neden oldum. 

Baktım olmuyor bir sonuç elde edemeyeceğim, yorulmuş harap olmuş şekilde geri dönme kararı aldım ve geri dönüşe geçtim.

O sırada akülü tekerlekli sandalyemin şarjının beni geri götürebilecek kadar enerjisinin olmadığını fark ettim.

Ara sokaklardan ilerliyorum, ama aklım ve gözüm sandalyemin şarj göstergesinde…

Geri dönüş yolumu kısaltmak için düşündüğüm sırada ana yol gibi bir yere gelince yirmili yaşlarda bir gence durumumu anlatıp “Ayrılıkçeşmesi’ne Marmaray’a en yakın nasıl gidebileceğimi” sordum. O biraz düşündü ve ora çok uzakta bunu tekerlekli sandalyenle yapamazsın” dedi, arkadaşıyla konuşup ana yoldan geçmekte olan otobüslerden biriyle Kadıköy sahiline kadar gidebileceğimi ve oradan da metroyla Ayrılıkçeşmesi’ne geçebileceğimi söyledi.

Daha sonra beraber on beş yirmi metre civarı yürüdük ve bir otobüs durağına gelip otobüs beklemeye başladık. Bekliyoruz, ama ortada ne kaldırım var nede rampa ve hatta oranın durak olduğunu gösterir bir ibare bile yok.

Neyse!
Genç olan bu arkadaş “ileride bir otobüs var, ben bu otobüse seni bindireceğim Kadıköy’de inersin” dedi, bende “tamam sağ ol” dedim.

Otobüs geldi ve yolun ortasında durdu, şoför düğmeye bastı orta kapıyı açtı, bana yardımcı olan gençse otobüs içinde tabanda duran rampayı yerinden çıkartıp yola indirdi. Bense gence “rampa çok dik arkamda durur musun ve biraz destek olup beni iter misin?” Dedim.
Beni otobüs içine yerleştirdikten sonra o genç bu seferde otobüsün şoförünün yanına gidip “ağabey Kadıköy meydanına gidecek onu orada indirebilir misiniz?” Dedi.

Genç, hem arkamda durdu, hem iterek destek oldu ve bir çırpıda otobüse girmemi sağladı… Gençteki azme bak sen, düşünceli kafaya bak sen, yardımcı olma isteğine bak.

Resmen kanı kaynıyor yerinde duramıyor…

O ana kadar sadece düğmeye basarak kapıyı açan şoför o gence “ben onu nasıl indireyim kapıyı açarım anca, diğer yolcular yardım eder” gibi bir şeyler dedi.

Bazen şu insanlar öyle laflar hak ediyor ki, hiç biri insanlıktan nasibini almamış aciz düşkün durumda.

Neyse, genç otobüsten indi ve şoför hareket etti…

Bir durak sonraysa şoför kapıyı açtı yolculardan biri de rampayı açıp yere koydu bende rampadan yola inişimi yaptım. İndiğim durakta yine kaldırım ve durak cebi yoktu, resmen yine yolun ortasında kala kaldım.

Kenara yanaşıp çevreye baktığımda ve birilerine nerede olduğumu sorduğumda öğrendin ki, Kadıköy meydanına daha iki durak varmış. Cinler tepeme öyle bir geldi ki otobüsün şoförünün arkasından öyle bir küfrettim ki, kesin duymuştur şerefsiz. Kulağı çınlamıştır.

O bölgeyi bilen biri olsam indiğim an yanlış yerde bilerek bırakıldığımı öğrendiğim an, o otobüsün önüne geçerdim ve bir trafik polisi gelene kadar otobüsün oradan ayrılmasına izin vermezdim.

Fikirtepe iyi bir yer değil, biliyorum ve anlıyorum, adı sanı kavgalarla serseriliklerle ünlenmiş bir semt… Bu sebeple de o bölge insanına peşin hükümle yanaşılır ve o insanına iyi gözle bakılmaz.

Yani yine ön yargı kurbanı oldum…
Zaten tekerlekli sandalyem ve konuşmamdaki bozukluk nedeniyle insanlar bana ön yargı ile bakardı, birde otobüse o bölgeden bindiğim için şoför dahil olmak üzere insanlar bana ön yargıyla baktı. 


İstanbul’un ortası Kadıköy’desin, o bölgenin gelişmemesi bir an önce kentsel dönüşüme geçilmesi için hiç yatırım yapılmıyor... Ne belediye ne de vatandaşına hizmette sınır tanımaması gereken devlet, kılını kımıldatıyor.

Evler binalar iş yerleri yıkık dökük olsa da; ara sokaklarında nineler dedeler amcalar teyzeler sohbet muhabbet ediyorlar, çocuklar inşaatlara harç taşıyan koca koca kamyonların yolu üzerinde oyunlar oynuyor.

Kentsel dönüşüme direndikleri için büyüğünün de küçüğünün de yaşamı ayakaltında ve tehlikede.

Ben şehir içinde seyahat yaparken otobüs kullanmayı tercih etmeyen bir engelliyim... Bunun başlıca nedeni otobüse binip inmek için birilerine ihtiyaç duyuyor olmam ve bu konuda gerekli yardımın bana doğru dürüst yapılmıyor oluşu.

Otobüslerin içleri çok dar, tekerlekli sandalyemle manevra yapacağım bir alanı yok… Bilgisi olsun olmasın her önüne gelen tekerlekli sandalyemi itiyor çekiyor veya kakıyor düzeltmeye çalışıyor. 

NOT: Durakları saçma sapan olan, otobüslerinin rampası dik ve yüzeyi kaygan olan, otobüs içleri ise çok dar olan bu otobüsleri kullanmayı sevmeyen biri olarak bir gün içinde iki defa otobüse zar zor binip zar zor indim. 

NOT: Bu dik ve yüzeyi kaygan rampaların araç yoluna değil, kaldırıma açılması gerek. Bu rampaları lütfen sandalyenizin arkasında refakatçi olmadan çıkmayınız. 



Bugün bu yaşadığım kaybolma veya adres bulamama hadisesi saçma gözükse de aslında sadece o bölgeyi yeterince bilmememle alakalı bir durum. 

Ben İstanbul’un Anadolu yakasını pek bilmem, sağlığımda da bilmezdim şu anda da bilmiyorum. Ben Avrupa yakasında doğdum ve büyüdüm, Anadolu yakasını ne tanırım nede nerede hangi ilçe hangi semt var bilirim. 

Ahtapot gönüllüleri sayesinde o bölgeye ve caddelerine sokaklarına yeni yeni girip çıkmaya başladım. Zaten Marmaray olmasa bu yakaya gelip gitmem/ gelip gidemem. 


Fikirtepe (2025)

Fikirtepe (2025)

  

1996 yılından bu yana olmayan adaleti arıyorum...

Evet evet! Herkes gezip tozarken, yiyip içip sağa sola sıçrarken, ben bu pencerede otuzuncu yıla girdim... Bu pencereden 30 yıldır bu ülkede...